Alın Germe Asistan Ders Notu
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
Alın germe, yaşlanma sonucu ya da yüz mimiklerinin aşırı
kullanılması sonucu alın bölgesinde oluşan çizgilerin, derin kırışıkların
giderilmesi amacıyla yapılır.
Alın germe ameliyatı basit bir işlem
olmayıp, büyük bir ameliyattır.
Koronal insizyon ile alın ve kaşların kaldırılması konsepti 1962 yılında
tanımlansa da 1974 yılına kadar face lift prosedürlerine dahil edilmedi.
Daha sonra koronal insizyon ile yapılan alın germe face lift prosedürünün
standart bir komponenti haline geldi. 1990’ların sonunda endoskopik yöntemle
alın germe ve limitli insizyon tekniği tanımlandı. Bu tekniklerle daha kısa
skar ve daha az alopesi oluştuğu ve duyu kaybının koronal insizyon tekniğine
göre daha az geliştiği belirtildi.
Alın Germe Endikasyonları
Alın germe isteği ile gelen hastalar genellikle aile bireyleri
ve çevrelerinden sürekli olarak kızgın, üzgün ve yorgun göründüklerine dair
eleştiri aldıklarını ifade ederler. Bu hastalar yüzlerindeki bu ifadenin
geçirilmesini isterler ve blefaroplasti operasyonu ile bu durumun kolaylıkla
düzeltilebileceğini düşünürler ve daha kompleks bir operasyon gerektiğini
duyduklarında şaşırırlar.
Alın yaşlanmasının işaretleri:
• Pitotik kaş (özellikle lateral kaş segmentinde pitoz)
• Kaş derisinin orbitaya doğru sarkması ve göz kapağı derisinin fazlalığı
şeklinde görülmesi
• Transvers alın derisi çizgileri
• Vertikal\oblik\transvers glabellar deri çizgileri
Kaşta pitoz; yer
çekiminin belirli kasların kontraksiyonunu aşırı zorlamasıyla oluşur. Glabellar
bölgedeki depresör kasların medial segmentleri, vertikal, transvers ve oblik
glabellar deri çizgilerini oluşturur. Lateral orbikularis okuli kasının
kontraksiyonu, lateral kaş segmentini aşağıya çeker ve ‘crows feet’ çizgilerini
oluşturur. Kaşlar gibi, kaş derisi de özellikle lateral kısmı üst orbita
içine doğru sarkar. Sonuçta frontal kaslar, sarkmış olan kaş derisini refleks
olarak yukarı çekmek isterler ve böylece alındaki transvers çizgiler oluşur.
Hastaya alın germe yerine sadece üst göz kapağı bleferoplastisi yapıldığında,
lateral kaş segmentinin progresif zayıflamasıyla, lateral kaş seviyesinin
düşmesiyle orbita daha da küük görünecektir.
Preoperatif Hasta Değerlendirilmesi
Hastanın medikal hikayesi; ilaç kullanımı, allerji öyküsü, geçirilmiş
operasyonlar, sigara ve alkol kullanımı değerlendirilmelidir. Face lift
operasyonunun en yaygın komplikasyonu olan hematom için hasta özellikle
hipertansiyon ve kanama eğilimini arttırıcı ilaçlar yönünden sorgulanmalıdır.
Aspirin cerrahiden 2 hafta önce kesilmelidir. Warfarin (coumadin), Clopidogrel
(plavix) kullanımı face lift ve alın germe için relatif kontrendikasyon
oluşturur.
Hipertansiyon postoperatif kanama ile en yakın ilişkili faktördür. Sıkı
kontrol altına alınmalıdır.
Preoperatif fotoğraflama: Hastaların preoperatif yüz asimetrisinin
gösterilmesi için fotoğraf çekimi çok önemlidir. Hastalar postoperatif dönemde
yüzde asimetri fark ettiklerinde bunu operasyona bağlayabilirler.
Cerrahi hazırlık:
Öncelikle bölgesel anatomi çok iyi bilinmelidir.
Kaslar:
Frontal kaslar statik ve mobil komponent olmak üzere iki kısımdan
oluşur. Her frontal kasın üst yarısı daha statiktir. Alt yarıları ile serbestçe
çekerler. Kaşların kalkması için yaklaşık 2.5cm hareket genişliği sağlarlar.
Kaşlar kaldırıldığı zaman alt alın derisi daha derin katlanır ve kırışır.
Daha fikse olan üst alın derisi, mobil olan alnın alt kısmının yumuşak dokuları
tarafından sıkıştırılır ve deri ile frontal kas arasındaki dermal insersiyolarda
çizgilenmeler meydana gelir. Kaşın elevasyonundaki mekanizma; frontal kasın
orbikularis okuli kasını çekmesi ve kaş derisini dermal insersiyolar boyunca
askıya alması ile oluşur. Bu nedenle frontal kas, kaşı ve orbikularis okuli
kasını eleve eder. Her bir frontal kasın lateral marjini klinik olarak palpe
edilebilen temporal füzyon çizgisiyle devamlılık gösterir ve temporal füzyon
çizgisi kaşın orta ve lateral 1\3’ünün birleşme noktasından geçer. Bu nedenle
frontal kas, kaşın lateral 1/3’ü üzerinde etkisizdir. Frontal kasın lateral
kaş üzerinde etkisi\desteğinin olmaması ve lateral orbikular kasın belirgin
fonksiyonu nedeniyle yaşlanması sürecinde kaşın laterlinde pitotik görünüm
mediale göre daha erken görülür. Bu desteklenmeyen lateral kaş segment klinik
olarak önemlidir çünkü başarısız alın germe işlemlerinde düzeltme için adres
niteliğindedir.
Her corrugator supercili kasının transvers başı, aynı taraftaki superior
orbital rim medialinden köken alır ve kaşın orta 1\3’ünün hemen kaudalinde
dermise insersiyo olur. Bu bilateral kaslar kaşı mediale çekerler ve vertikal
glabellar deri çizgilerini oluştururlar. Her depresör supercili kası, aynı
taraftaki superomedial orbital rimde corrugator supercili kasının hemen
kaudalinden köken alır ve orbikularis oris kasının orbital parçasının medial
lifleri ve corrugator supercili kasının oblik başı boyunca uzanarak, kaşın
medialinin depresyonunu sağlar. Sonuçta oblik glabellar deri çizgileri oluşur.
Procerus kası nazal kemiğin dorsumundan köken alır ve Y şeklinde ayrılarak
her frontal kasın medialdeki alt sınırına ve frontal kaslar arasındaki orta
alın bölümünün dermisine yapışır. Bu pozisyonda procerus kası, kaşın medial
segmentinde güçlü bir depresyon oluşturur. Frontal kasın, kaş mediali üzerindeki
eleve edici etkisini antagonize eder. Kronik olarak hiperaktif olan procerus
kası transvers dorsal nazal çizgileri oluşturur.
Fasial Plan:
Kalvarium üzerindeki kalın galea planı multiple tabakalara ayrılarak alın
üzerine uzanır. Her bir frontal kasın superior marjininde yüzeyel ve derin
plan oluşur ve frontal kasları sarar. Derin galeal plandan orjin alan frontal
kasın kaudalinde, derin galeal plan ayrılarak galeal fat padi sarar. Galeal
fat padin altında, derin galeal planın en derin tabakası özellikle frontal
kasın alt 2-2.5cm’lik kısmında yoğun şekilde periosteuma yapışır. Superior
temporal füzyon çizgisinin hemen medialinde, galea ve periosteumun birbirine
sıkıca yapıştığı ve periosteumun alttaki kemiğe sıkıca fiske olduğu yaklaşık
6mm’lik alan dışında bu bölge periosteumun frontal kemiğe gevşek olarak
yapıştığı tek alandır. Temporal füzyon çizgisi lateralinde galeal plan,
temporal fossanın derin temporal fasyasının üzerinde süperficial temporal
fascia olarak uzanır. Derin temporal fasya temporal kası sarar. Superficial
temporal fascia ve temporal bölgenin derisi, dermal fibroz insersiyolarla
sıkıca bağlanmıştır ve tek bir yapı olarak hareket ederler. Superficial
temporal fascianın süspansiyonu, temporal deriyi ve de kaşın lateral 1/3’ünü
destekleyecektir. Bu ilişki alın germe proseduru için önemlidir çünkü, saçlı
deri dışında superficial temporal fascia planından da kaşın asılmasına olanak
sağlar. Temporal fossa üzerinde, superfisial temporal fascia ve derin temporal
fascia planları birleşmez. Fakat, bunlar zigomatik arkın superiorunda ve
arka paralel dar, transvers uzanan birleşme çizgisi oluştururlar. Bu birleşme
çizgisi orbikular-temporal ligament olarak adlandırılır. Fasial sinirin
frontal dalı bu çizginin hemen kaudalinden geçer. Sinirin korunması açısından
klinik olarak önemli ve yol göstericidir.
Duyu Siniri:
Alının duyusu supraorbital ve supratroklear sinirler tarafından sağlanır
(fig 50.4). Supratroklear sinir, kemiği orbita içinde terkeder ve corrugator
supercili kasının medial başı boyunca uzanır. Alın derisinin duyusunu almak
için 6-8 sinir dalı verir. Supraorbital sinir gövdesi orbital kemikten,
üst orbital rim boyunca ve rim kenarlarının 1.5cm sefalik kısmının içinde
bir noktadan çıkar ve bu nokta %90 olarak orbital notchtur. Sinir, yüzeyel
ve derin dallarına ayrılır. Yüzeyel dal, alın bölgesi ve frontal skalpin
anterior kenarının duyusunu almak için frontal kas medialinin yüzeyinden
ilerler. Derin dal, frontal kemiğin alt 2-2.5cm’lik kısmında frontal kasın
altında, periosteum ve galea arasında ilerler ve galeayı penetre ederek
üzerinde dallara ayrılır. Bu dallar, galea tabakaları arasında superior
temporal füzyon çizgisinin hemen medialindeki 1.5 cm genişliğinde bir bölgede
frontoparietal skalpe doğru ilerler. Bu derin dal frontotemporal skalp duyusu
için primer sinirdir ve kesilmesi skalpte kalıcı uyuşukluk ve duyu kaybına
neden olur.
Motor Sinir:
Frontal kasın innervasyonu, facial sinirin 3-5 adet frontal dalı ile sağlanır
ve bu sinirler her bir frontal kasın lateral sınırından kasa girerler. Bu
frontal dallar aynı zamanda corrugator supercili kasının lateral sonlanmalarını
ve procerus kasının superior sonlanmasını innerve eder. Facial sinirin zigomatik
dalı procerus kasının inferior sonlanmasını ve kaşın diğer medial depresor
kaslarını de innerve eder. Temporal alanda diseksiyon için güvenli yer (fig
50.3 de) gösterilmiştir.
Alın germe operasyonunun cerrahi amaçları;
• Pitotik kaşların eleve edilmesi
• Transvers alın çizgilerinin yumuşatılması
• Aşağı sarkan kaş derisi korunuken üst göz kapağı derisindeki fazlalığın
eksize edilmesi
• Skalp saçlarının korunması
• Skalp duyusunun korunması
Ellenbogen, ideal kaş pozisyonu ve şekli için 5 kriter belirlemiştir;
1. Kaş mediali alar tabana dik olarak çizilen vertikal çizgiden başlamalıdır.
2. Kaş lateralde, lateral kantusla alar taban arasında uzanan oblik çizgide
sonlanmalıdır.
3. Kaşın medial ve lateral sonlanmaları aynı horizontal seviyede olmalıdır.
4. Kaş apeksi gözün lateral limbusu boyunca direkt olarak çizilen vertikal
çizgi üzerinde olmalıdır (Kaş apeksi orta 1/3 ile lateral 1/3 birleşme noktasıdır).
5. Kaş arkları kadınlarda supraorbital rimin üzerinde, erkeklerde ise rim
seviyesinde olmalıdır.
Pratik yaklaşımda postoperatif olarak kaşın pozisyonu; kadınlarda lateral
kaş segmenti medialden hafif yukarıda, erkeklerde ise aynı seviyede olacak
şekilde olmalıdır.
Anestezi:
Çoğunlukla genel anestezi kullanılsa da iv sedasyon, lokal infiltrasyon,
bölgesel blok ile de sağlanabilir.
Teknik:
En yaygın kullanılan teknikler; koronal teknik, endoskopik teknik ve limitli
insizyon tekniğidir.
Tüm tekniklerde ortak basamaklar:
1. Ameliyatın başında üst göz kapağındaki aşırı deri forseps yardımı ile
ölçülür. Bu aşamada, cerrahın alın flebinin transpozisyonu sonrasında orbita
içinde bu aşırı derinin ne kadarının kalacağını düşünmesi gereklidir. Sadece
üst göz kapağına ait olan deri eksizyon için işaretlenir.
2. Skalpteki insizyon çizgisi belirlenir ve %0.25-0.50 lidokain 1:400,000
ile 1:200,000 epinefrin solusyonu infiltre edilir. Epinefrinin tam etki
göstermesi için 10 dk beklenir. İnsizyon saç folikulleri aksıne paralel
yapılır.
3. Subkutan yaklaşıma geçilmeden önce galea ve periosteumun kemiğe olan
sıkı yapışıklığı, superior temporal füzyon çizgisinin hemen medialindeki
6mm genişlikteki hat boyunca ve supraorbital frontal kemik boyunca serbestleştirilerek
daha sonra yapılacak alın flebinin mobilizasyonuna olanak sağlanır. Orbital
rim üzerinde yumuşak doku diseksiyonu yapılırken, supraorbital sinirin derin
dalı, alnın 2-2.5cm’lik alt kısmında galea ve periosteum arasında görülerek
korunmalıdır.
Koronal teknik:
Koronal insizyon tekniği (fig 50.6) da gösterildiği gibi frontal
saç çizgisinin 7-9 cm posteriorunda yapılan bir insizyonla başlar. Hasta
isterse, alın yüksekliğinin kısaltılması için, alın derisi frontal saç çizgisi
anterioruna yapılan alternatif bir koronal insizyon ile eksize edilebilir.
Alın flebi; frontal kemik üzerinde subgaleal, subperiosteal veya subkutan
olarak, temporal fossada ise superfisiyal temporal fasya altından eleve
edilebilir. Her ne kadar supraorbital sinirin derin dalı subkutan diseksiyonla
korunabilirse de oldukça zordur. Galea boyunca palpable superior temporal
füzyon çizgisinin medialindeki 1.5cm’lik alanda yapılan insizyon ile skaplte
duyu kaybı oluşması muhtemeldir. Çünkü supraorbital sinirin derin dalı kesilmiş
olur. Alın flebi elevasyonundan sonra glabellar deri üzerinde etkili olan
kaslar görülerek kesilir veya modifiye edilir. Bazı cerrahlar kasları koter
ablasyonu veya parsiyel eksizyon ile modifiye ederler fakat bu teknikler
çoğunlukla yumuşak alın çizgileri oluşturmak için yetersiz olur. Mobilize
edilen alın flebi posterior skalp insizyonu boyunca vertikal yönde, kaşlar
istenilen yere gelinceye kadar transpoze edilir. Üst üste gelen deriler
eksize edilerek kesiler süture edilir.
Koronal insizyon tekniğinin avantajı basit olması ve geniş görüş alanı sağlamasıdır.
Dezavantajı ise uzun skar dokusu oluşturması ve eğer subkutan diseksiyon
planı kullanılmaz ise uzun süreli veya kalıcı duyu kaybına neden olmasıdır.
Endoskopik teknik:
Her iki temporal bölgeye koronal, frontal bölgeye ise vertikal
olarak yapılan 3-5 adet skalp insizyonu ile başlar. Başlangıç diseksiyonu
üst alında yapılan insizyonlar boyunca subperiosteal veya subgaleal seviyelerde,
temporal fossada ise superfisial ve derin temporal fasya arasındaki güvenli
bölgede, endoskop yerleştirilmeden önce yapılır. Superior orbital rim boyunca
olan yumuşak doku yapışıklıklarının serbestleştirilmesi ve glabelladaki
kasların modifikasyonu ise endoskopi altında yapılır. Alın flebinin serbestleştirilmesi
ve transpoze edilmesi sonrası superfisiyal temporal fasya transvers temporal
skalp insizyonu boyunca süturlarla derin temporal fasyaya tespit edilir.
Bu süturlar lateral kaş segmentini stabilize eder. İstenirse vertikal skalp
insizyonları boyunca kortikal kemiğe açılan deliklere medial kaş segmenti
fikse edilebilir. Gömülü absorbable alın sabitleme cihazı klinik uygulamada
kullanılabilir. Bu cihazın bir ayağı kemiğe açılmış olan deliklere konulur
ve diğer taraftaki multiple kancalar alın flebi altına geçirilerek onu destekler.
Daha sonra cilt kesileri süture edilir.
Tekniğin avantajı; sınırlı insizyon ve kontrollu diseksyon yapılmasıdır.
Dezavantajı ise; pahalı olması, uygulamasının tecrübe ve deneyim istemesi,
küçük bir insizyon ile alın flebinin sağlam olarak tespit edilmesinin ve
desteklenmesinin zor olmasıdır.
Sınırlı İnsizyon Tekniği:
Bu teknik diğer iki tekniğin karışımıdır. Bilateral 4.5cm’lik temporal
insziyonlarla girilerek alın flebi frontalde subperiosteal, temporal bölgede
ise superfisiyal ve derin temporal fasya arasındaki planda direkt görüş
ile kaldırılır. Glabellar deriye etki eden kaslara klasik blefaroplasti
insizyonu ile ulaşılır. Procerus kası dışında glabellar deriye etki eden
tüm kaslar üst göz kapağı insizyonu boyunca direkt görüş ile modifiye edilir.
Procerus kası ise üst blefaroplasti insizyonunun medial ucunda direkt görüş
olmadan kesilir. Hipertonisitenin kontrolü için basit bir kesik yeterli
olur.
Superior temporal füzyon çizgisinin mediali boyunca yer alan ve süperior
ve lateral orbital rim boyunca uzanan kemikle yumuşak doku arasındaki yapışıklıkların
tamamının serbestleştirilmesi ile alın flebi, kaş laterali preoperatif olarak
planlanan seviyeye gelinceye kadar sefalik yönde transpoze edilir. Alın
flebinin superfisiyal temporal fasyası, altındaki stabil derin temporal
fasyaya 2-0 süturlar ile tespit edilir. Flebin transpozisyonu ile oluşan
skalpteki aşırı dokular eksize edilmez. İnsizyonlar gerginlik olmadan kapatılmış
olur. Skalpin gerilimsiz kapanması postoperatif saç kaybı riskini azaltır.
Bu prosedur ile oluşan skalp fazlalıkları 6-8 hafta içinde düzelir.
Kaş mediali fizyolojik olarak medial segmentin depresörleri zayıflatıldığında,
frontal kas tonusuna bağlı olarak 3-4 mm kadar eleve olur. Bu miktar çoğunlukla
yeterlidir. Tekniğin avantajı; limitli skalp insizyonu ve skalp duyusunun
korunmasıdır. Ayrıca endoskopik cihazlara ihtiyaç yoktur. Özellikle pitotik
kaşları ve erkek tipi kelliği olan hastalar için iyi bir tekniktir. Dezavantajı
ise; diseksiyon sırasında sınırlı görüş vardır ve lokal anatomi açısından
tecrübe gerektirir. Üst göz kapağı blefaroplastisi ile kombine yapılan herhangi
bir alın germe prosedüründe, transvers alın çizgileri frontal kas modifikasyonu
yapılmadan yumuşar. Blefaroplasti ve alın germe prosedürleri birlikte aşırı
olan üst göz kapağı derisinin eliminasyonuna aynı zamanda kaşta refleks
elevasyon ve alın çizgilerinin de azalmasına olanak sağlar.
Postoperatif Bakım:
Hastalar postoperatif dönemde alın bölgesinde uyuşukluk ve gerginlikten
şikayet ederler. Blefaroplasti sebebi ile hastalar 3-4 gün gözlerini kapayamazlar.
Korneanın korunması için gerekli damlalar kullanılmalıdır. Eğer bu durum
aşırı ise geçici lateral tarsorafi 5-7 gün için uygulanabilir. Pansuman
ilk gün açılır, drenler ilk gün çekilir. Hasta 2. gün saçlarını yıkayabilir.
Ödem 2-3. günlerde artar daha sonraki 2-3 günde sabitleşir ve azalır. Sütur
veya staplerler 10-14. günlerde alınır.
Komplikasyonlar:
Skalp insizyonu gergin kapatılır ise skalpte skar ve alopesi oluşur.
Bu durumdan korunmak için gerginlik kapama sırasında galea veya superfisial
temporal seviyenin altında bırakılmalıdır. Facial sinirin frontal dalının
traksiyonuna bağlı palsi geçicidir fakat geri dönüşü birkaç hafta alabilir.
Kalıcı frontal kas palsisi çok nadir görülür. Operasyondan önce bu durum
hastaya mutlaka anlatılmalıdır.Koronal insizyon yaklaşımı ile skalpte uzun
süreli veya kalıcı duyu kaybı oluşabilir. Orta ve alt yüz germe prosedürlerinden
farklı olarak hematom nadirdir.