Alt Ekstremite Rekonstrüksüyonu
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
Alt ekstremitede yapılan amputasyonların % 80’inin diyabetli hastalarda
olduğu belirlenmiştir. Bu uygulamaların da çoğunluğu diz üstü seviyededir.
Ayrıca takibeden 5 yıl içinde de bu hastaların % 50’sinde diğer bacak ta
aynı duruma girmektedir (1, 2). İskemik veya diyabetik alt ekstremitenin
tedavisinde radyolog, damar cerrahı ve plastik cerrah rol almalıdır. Öncelikle
vakit kaybetmeden yara bakımına başlanmalı ve revaskülarizasyon planlanlamalıdır.
Bunun için uygulanan yöntemler arasında mikrocerrahi önemli bir yer tutar.
(3). Alt ekstremite kayıpları üç ana sebeple oluşabilir:
1. Tedaviye yanıt vermeyen damar tıkayıcı lezyon,
2. Başarısız sonuçlanan arterial rekonstrüksüyon,
3. Yumuşak doku, tendon veya kemiği tutan gangrenöz veya nekrotik lezyonlar.
Bu durumlar özellikle diyabetli hastalarda daha da ağır seyreder (4). Diyabetli
hastada yara iyileşmesini şu faktörler bozar:
1. Kronik ağır bakterial kolonizasyon,
2. Osteomyelit,
3. Kemik ve tendonların açıkta olduğu yaralar,
4. Şiddetli yara fibrozu ve lokal yara iskemisi,
5. Diyabetik mikrovasküler hastalık.
Bu problemlerin altında genellikle bir kanlanma bozukluğu, ortopedik deformite,
nöropati ya da diyabetin metabolik olarak kontrol altında tutulamaması yatar.
Bu sebepler arasında cerrahi yolla düzeltilebilecek olan bir faktör, kanlanma
bozukluğudur. Alt ekstremitede açık yara ile başvuran bir hastada öncelikle
diyabet, kronik böbrek yetmezliği, steroid kullanımı, kollajen damar hastalıkları
(skleroderma gibi) araştırılmalıdır. Hastanın damar nabazanları incelenmeli,
deride ülserasyonlar, çatlaklar, inflamasyon, kılların büyüme hızı, atrofik
değişmeler, tırnak altı enfeksiyonları, parmak ve tırnak deformiteleri araştırılmalıdır.
Anterior ve posterior tibial damarlarda Doppler incelemesi yapılmalıdır.
Bunun yanında venlerin durumu da ayrı önem taşır.
Özellikle damar grefti gereken olgularda safen venlerin açıklığı kontrol
edilmelidir. Eğer alt ekstremite damarlarında tıkayıcı hastalık varsa, damar
cerrahları tarafından anjiyoplasti ve revaskülarizasyon yapılmalıdır. Damar
hastalığı olmayanlarda ise klasik rekonstrüksüyon prensipleri uygulanarak
debridman ve yara temizliği yapılır. Gerekirse deri grefti, lokal flepler
veya serbest doku aktarımları uygulanır. Alt ekstremitede doku kayıplarının
diğer önemli bir nedeni ise travma sonrası oluşabilen kronik osteomyelittir.
Kronik osteomyelit en sık alt ekstremitede görülmektedir. Kronik osteomyelit
tanısı konması için şu kriterlerin tümünün bulunması gereklidir:
1. En az 8 haftadır devam eden enfeksiyon ve ekspoze kemik dokusu,
2. Kemik bakterial kültürlerinin pozitif olması,
3. Osteomyelitin histolojik olarak gösterilmesi,
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Makrovasküler kan dolaşımı normal olan hastalarda, tendon veya kemik dokular
açıkta ise, serbest fleple üzerlerinin kapatılması gerekir. Çünkü:
1. Bu olgularda serbest fleplerle her türlü doku defekti onatrılabilir,
2. Flep boyutlarının geniş olabilmesi, yaranın agresif debridmanı ve rezeksiyonunun
yeterli genişlikte yapılabilmesini sağlar.
3. Aktarılan flep, defekt bölgesinin damarsal yapısını zenginleştirir.
4. Defekt sağlıklı, normal damarlara sahip bir doku ile kapatılmış olur.
Makrovasküler dolaşımı bozuk olan, tıkayıcı arter hastalığı olan olgularda,
öncelikle damar dolaşımının düzeltilmesi amaçlanır. Çünkü yara iyileşmesinde,
revaskülarizasyon esastır. Revaskülarizasyon:
1. Yeni yaralar oluşmasını önler,
2. Amputasyon kaçınılmaz ise, seviyesini azaltır,
3. Greftlerin tutmasını sağlar,
4. Lokal ve uzak fleplerin kullanılabilmesini sağlar (5).
Başka bir deyişle revaskülarizasyon, plastik cerrahın olağan rekonstrüksüyon
yöntemlerin kullanmasına olanak sağlar. Kronik osteomyelitin tedavisi ise
çeşitli problemlerle karakterizedir. Bunlar arsında kemik ve yumuşak doku
kayıpları, bakterial kolonizasyon, fibrotik lokal dokular sayılabilir (6).
Tedavide, öncelikle kemik dahil olaya katılan tüm dokuların radikal debridmanı
sağlıklı dokulara ulaşılana kadar yapılmalıdır. Debridman yapılaırken doku
kaybının oranı ya da yapısal bütünlüğün bozulması gibi sorunlar düşünülmemeli,
mümkün olduğu kadar radikal davranılmalıdır. Çok düşük seviyelerdeki enfeksiyon
hala devam ediyorsa, uygulanacak olan kas flepleri bu durumu düzeltebilir
(7). Bu olgularda uygulanacak mikrovasküler doku aktarımları ise birçok
avantaj sağlar. Bunlardan en önemlisi istenilen boyutlarda doku kaynağının
olması, debridmanın çekinilmeden geniş boyutlarda yapılabilmesini sağlar.
Ortaya çıkan geniş kemik defektleri, fibula veya skapuladan alınacak vaskülarize
kemik flebi ile rahatlıkla kapatılabilir.
KEMİK DEFEKTLERİNİN ONARIMI
Kemik Dokusunun Distraksiyon ile Rejenerasyonu
Kemik dokusunun aralıklı çekme yöntemi ile rejenerasyon özelliği, Codivilla
tarafından bildirilmiş, ve Ilizarov tarafından uygulanmıştı. Kranyofasiyal
cerrahide uygulanmasını ise McCarthy yapmıştı (8). Bu metodda, önce kortikotomi
yapılıp, aralıklı çekmenin uygulanmasını sağlayacak aparat proksimal ve
distal kemik uçlara ikişer çivi yardımıyla yerleştirilir. Çekme 1 hafta
beklendikten sonra ortalama günde 1 mm uzunlukta yapılır. Daha hızlı çekilme
durumunda nonünyon oluşabilir ve rejenerasyon bozulabilir. Çekme daha yavaş
hızda yapılırsa, bu defa istenen uzama sağlanamayabilir. Distraksiyon tamamlandıktan
sonra da uzamış olan kemiğin çevre dokuların çekimine dayanabilmesi ve sağlamlığının
artması için 4 hafta dah beklenmesi uygun olur. Yeni oluşan kemik, ilk bir
sene sonunda diğer kemiklere göre % 77 sağlamlığa ulaşır (9). Uzun kemiklerin
kanlanmasının eskiden sadece endosteumdan olduğu sanılırdı ve bu nedenle
bütün uygulamalarda kortikotomi mutlaka yapılırdı. Ancak araştırmalar gösterdi
ki, özellikle yüz kemikleri daha çok periosteal yolla beslenmektedirler.
Bu nedenle, periostun bütünlüğü, yeni oluşan kemik dokusu için esas kaynaktır.
Ancak hala açıklığa kavuşmamış noktalar mevcuttur. Radyasyon uygulanmış
bir kemiğin rejenerasyon özelliği var mıdır? Yeni rejenere olan kemiğe radyoterapi
güvenlikle uygulanabilir mi? Rejenerasyon sırasında oluşan boşluğu yumuşak
dokunun doldurması nasıl engellenecektir? Son soruya yanıt olarak çeşitli
uygulamalar denenmiştir. Örneğin, defekt alanına büyüme faktörleri ve kemik
iliği yerleştirilmiştir.
Kemik Rejenerasyonunun İndüksüyonu
Toriumi, rekombinant faktörleri kullanarak mandibula defektinin kapatılmasını
sağladı (10). Bunun dışında birçok büyüme faktörü, rejenerasyonu indüklemek
amacıyla kullanıldı. Ancak esas problem, bu faktörlerin doğru oran ve miktardaki
karışımını bulmaktır. Diğer bir sorun ise, bu faktörlerin, sistemik bir
etki yaratmadan sadece lokal olarak etki yapmasını sağlayacak metodun bulunmasıdır.
Bu amaçla, faktörlerin taşınmasını sağlamak için demineralize kemik, kalsiyum
sülfat, veya kalsiyum karbonat kullanılmıştır. Bu konuda daha ileri araştırmalara
ihtiyaç vardır.
Kaynaklar
1. Kucan JO, Robson MC: Diabetic foot infection:Fate of the contralateral
foot. Plast Reconstr Surg 77:439-441, 1986.
2. Pecocaro RE: The nonhealing diabetic ulcer-a major cause for limb loss.
Prog Clin Biol Res 365:27-43, 1991.
3. Searles JM, Colen LB: Foot reconstruction in diabetes mellitus and peripheral
vascular insufficiency. Clin Plast Surg 18:467-483, 1991.
4. Steer HW, Cuckle HS, Franklin PM, et.al.: The influence of diabetes mellitus
upon peripheral vascular disease. Surg Gynecol Obstet 157:64-72, 1983.
5. Briggs SE, Banis JC, Kaebnick H, et.al.: Distal revascularisation and
microsurgical free tissue transfer: An alternative to amputation in ischemic
lesions of the lower extremity. J Vasc Surg 2:806-811, 1985.
6. LineaweaverW, Seegar J, Andel A, et.al.: Neutrophil delivery to wounds
of the upper and lower extremities. Arch Surg 120:430, 1985.
7. Murphy RC, Robson MC, Heggers JP, Kadowaki M: The effects of microbial
contamination on musculocutaneous and random flaps. J Surg Res 42:75, 1986.
8. McCarthy JG, Shreiber J, Karp N et.al.: Bone grafts and bone induction
substitutes. Clin Plast Surg 21:525-542, 1994.
9. Geany T: what constitutes an adequate bone formation in the craniofacial
skeleton. J Craniofac Surg 6:356-357, 1995.
10. Toriumi DM, Kotler HS, Luxenberg DP et.al.: Mandibular reconstruction
with a recombinant bone-inducing factor. Arch Otolaryngol 117:1101-1112,
1991.
Prof. Dr. Kutlu Sevin
Estetik Plastik Cerrahi
Ankara Üniversitesi
Ankara Tıp Fakültesi
İlgili Konular
Yasal Uyarı
Bu sitedeki bilgi yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup,
reklam, tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımamaktadır. Daha ayrıntılı
bilgi için
Uyarılar
sayfasını okuyunuz.
--->>
SORUNUZ
VARSA GÖNDERİNİZ!
Yağlı Boya Tablolarım