Çene Eklemi Hastalıkları - Estetik Plastik Cerrahi Ders Notu
Temporomandibuler eklem (TME) ya da
çene eklemi hastalıkları
terimi TME’in gerçek patolojilerini ve çiğneme kaslarına ait hastalıkları
içermektedir.
Çene eklemi
hastalıkları tedavisinde karşılaşılan zorluklar hastalığın doğru teşhis
edilememesinden kaynaklanmaktadır.
A.B.D. yapılan bir araştırmaya göre, Temporomandibuler eklem hastalıkları
her yıl yaklaşık 30 milyar dolarlık iş gücü kaybına yol açmaktadır. Karşılaşılan
en sık semptomlar yüz ve baş ağrılarıdır. Semptomların tedavisine yönelik
kullanılan analjezikler en çok satılan ilaçlardır. TME hastalıkları insidansı
ile ilgili spesifik veriler bulunmamasına rağmen son yıllarda spesifik patoloji
ve tedavi ile ilgili birçok bilgi edinilmiştir. TME Sendromu veya Myofasial
Ağrı Disfonksiyon Sendromu (MADS) gibi terimlerin günümüzde kullanılmamaktadır.
Artık müsküler hastalıklarla temporomandibuler eklemin gerçek patolojik
değişikliklerini içeren hastalıkların kolayca ayrımı yapılabilmektedir.
Anatomi
TME, temporal kemiğin glenoid fossası ile mandibulanın kondiloid proçesi
tarafından oluşturulur. Glenoid fossanın anterior kısmında artiküler eminens,
posteriorda dış kulak yolu, lateralde zigomatik proçes, medialde stiloid
proçes yer alır. Mandibula kondili ile glenoid fossanın yüzeyi hyalin kartilajın
bir tabakası olan fibröz konnektif doku ile kaplıdır. Kondiler proçes üzerindeki
bu ince kartilaj önemli bir büyüme merkezidir. Bu kartilajın hasarı mandibulanın
ve maksillanın dismorfik büyümesi ile sonuçlanabilir. Bu nedenle çocuklarda
kartilajinöz tabakadaki değişiklikler fasial gelişimi önemli ölçüde etkilemektedir.
Kondiler proçes ile glenoid fossa arasında kartilajinöz disk yer alır. Disk
eklemin rotasyon ve translasyon (kayma) hareketleri için stabil bir platform
sağlar ve travmalara karşı eklemi korur. Fibrokartilajinöz disk , eklemi
üst ve alt sinovyal komponentlere ayırır. Diskin normal pozisyonundaki değişiklikler
internal düzensizlik (derangement ) olarak adlandırılır. Sağlıklı bir eklemde
disk ile kondil tek bir anatomik yapı olarak kabul edilir. Lateral ve medial
ligamentler ile meniskotemporomandibuler lamina disk ve kondil arasında
bağlantıyı sağlar. Bu nedenle, diskteki bozuklukların temel sebebi disk-kondil
kompleksinin ligamentöz bağlantılarındaki patolojik değişiklikler ve buna
bağlı olarak eklem hareketlerindeki mekanik bozukluklardır. Mandibulanın
pozisyonu çeşitli ligamentler vasıtasıyla sağlanır ve bunlar;
1. Kollateral (diskal) ligament: Bu ligament eklem boşluğunu ikiye böler.
Disk fonksiyonuyla ilgili en önemli ligamenttir. Kollateral ligament vaskülarize
ve innervedir.
2. Meniskotemporomandibuler lamina: Posteriorda yer alır ve kondil glenoid
fossayı terk ettiğinde kondili artiküler eminens hizasında fiske eder.
3. Sfenomandibuler ligament: Klinikte önemi yoktur
4. Stilomandibuler ligament: Ağız açık konumdayken gevşektir ve aşırı protrüzyonu
önler.
Medial ve lateralde kapsüler ligamentler ve posteriorda meniskotemporomandibuler
lamina yer alır. Daha arkada stilomandibuler ve medialde sfenomandibuler
ligamentler bulunur. Ayrıca çiğneme kaslarının tendonları da mandibulayı
destekler. Çiğneme kasları addüktör (çeneyi açan) ve abdüktör (çeneyi kapatan)
kaslar olarak iki gruba ayrılır. M.Masseter, M.Temporalis ve M.Ptreygoideus
medialis addüktör kaslar olup M.Pterygoideus lateralis çenenin primer abdüktör
kasıdır.
M. Masseter : Ramus mandibulanın dış yüzünde bulunur. Zigomatik ark ile
koronoid proçes arasında uzanır. Alt çeneyi yukarı kaldırır, tek taraflı
kasıldığında mandibulayı bir miktar kendine doğru çeker.
M. Temporalis: Planum temporaleden başlar ve koronoid proçeste sonlanır.
En kuvvetli çiğneme kasıdır. Mandibulayı yukarı kaldırır ve tek taraflı
kasıldığında kendine doğru çeker. Kasın posteriordaki lifleri öne çekilmiş
mandibulayı arkaya doğru çeker.
M. Pterigoideus Lateralis: Sfenoid kemiğin pterigoid çıkıntısından başlayarak
posteriora gider ve TME kapsülüne tutunur. Kondiler proçesin artiküler eminensin
önüne geçmesine izin verir ve böylece ağzın açılmasını sağlar.Kondil protrüzyonunda
rol oynayan en önemli kastır.
M. Pterigoideus Medialis: Sfenoid kemiğin pterigoid çıkıntısından başlayarak
mandibula ramusunun medial yüzünde sonlanır. Mandibulanın posterior kısmını
yukarı kaldırır, ek olarak mandibulanın anteriora ve laterale doğru hareketlerini
sağlar. Ağzın kapanması sırasında kondilin geri gitmesinde en önemli kastır.
Tüm çiğneme kasları trigeminal sinirin mandibuler dalı tarafından innerve
edilirler.
Mandibulanın kondiloid proçesinin önünde koronoid proçes yer alır. Bu ikisinin
arasında yer alan çentiğe sigmoid çentik veya incisura mandibularis denir.
Sigmoid çentiğin üzerinden maksiller arterin bir dalı olan masseterik arter
geçer. Masseterik arter internal maksiller arterin diğer dallarıyla birlikte
TME kapsülünü besler.
Temporomandibuler eklemin ağrılı hastalıkları trigeminal siniri ilgilendirir.
Trigeminal sinirin trigeminal ganglionda sensorial sinaps yapan üç dalı
bulunur: oftalmik (V1), maksiller (V2) ve mandibuler (V3) dallar. Bu üç
dal çiğneme kaslarını innerve eden motor lifleri de içerirler. Eklem kapsülünün
medial, lateral ve posterior duvarları mandibuler sinirin auriculotemporal
dalı ile, dış yan ve ön duvarları ise posterior derin temporal dalı tarafından
innerve edilir. Ön duvar ve medial duvarın küçük bir kısmı mandibuler sinirin
dalı olan masseterik sinirden innerve olur. Ağrı reseptörleri büyüklüğü,
myelinizasyonu ve iletim hızına göre iki gruba ayrılırlar. Daha kalın olan
A delta lifleri miyelinli olduğu için ağrıyı daha çabuk iletirler, bunlar
en önemli ağrı lifleridir. Daha ince olan miyelinsiz C lifleri kronik künt
ağrı ve basınç hissine daha duyarlıdır. Bu liflerin her ikisi de trigeminal
gangliondan spinal nukleusa ve takip eden sinapslarla postsantral girus
ile retiküler aktivatör sisteme impuls iletimi yaparlar. Bu, fasial ağrının
emosyonel komponentini açıklamada yardımcıdır.
Trigeminal sinirle innerve olan diğer bölgeler TME’in yansıyan ağrılarını
açıklamaya yardımcı olur. Bu bölgeler duramater, orbita, paranasal sinüsler,
timpan membranlar, oral kavite ve dişleri içerir ve sırasıyla başağrısı,
göz ağrısı, sinüslerde basınç hissi, otalji ve dental ağrıları açıklar.
TME Fizyolojisi
Çiğneme kasları ve suprahyoid kaslar birlikte üç tip harekete etki ederler.
Bunlar:
a)Rotasyon (Hinge) : Disk ve kondil arasındaki hareket olup alt eklem komponentini
ilgilendirir (ginglimus).
b)Translasyon (Kayma) : Disk ile temporal kemik arasındaki harekettir ve
alt eklem komponentini ilgilendirir (artrodial).
c)Rotasyon+ Translasyon hareketlerinin kombinasyonu.
Üst eklem boşluğunun hareketleri translasyonel, alt eklem boşluğunun hareketleri
rotasyoneldir. Erişkinlerde ortalama interinsizel açılma mesafesi 40-50
mm’dir, bunun ilk 20-25 mm’lik kısmı rotatuar aktivite ile inferior eklem
boşluğunda, geri kalan 15-20 mm’si ise artiküler eminens boyunca anteroinferor
translasyonla superior boşlukta gerçekleşir. Disk eyer şeklinde olup arka
kısmı ön kısmından daha kalındır ve buna posterior band denir. Daha ince
olan anterior bant arka banda intermediate zon ile bağlanır. Disk arkada
bilaminer zona tutunur, bilaminer zon diski besleyen ve innerve eden yapıları
içerir. Diskin anterior bandı artiküler eminense ve lateral pterigoid kasa
birleşir. İnferiorda, medialde ve lateralde ise disk kondil ile ilişkilidir.
Sağ ve sol TME senkron olarak çalışır ve fonksiyonel bir bütünlük oluştururlar.
Eklem hareketleri sırasındasında bir taraf TME’in medial yapıları karşı
tarafın lateral yapıları tarafından güçlendirilir. Bu sayede mandibulayı
aşağı, yukarı, öne ve öne çekilmiş olan mandibulayı arkaya doğru hareket
ettirebiliriz. TME’in en önemli fonksiyonlarından biri olan öğütme hareketi
de bu şekilde gerçekleşir. Ağzın açılıp kapanması birden fazla eksen etrafında
gerçekleşen bir harekettir. Ağız açıldığında kaput mandibula dıştan içe
ve önden arkaya doğru uzanan eksen etrafında rotasyon yapar, buna menteşe
hareketi denir. Aynı zamanda diskle birlikte bir miktar aşağı ve öne doğru
da kayar. Ağız kapandığında aynı hareketler aksi yöne doğru yapılır. Ağız
kapalıyken kondiler proçes dış kulak yolunun ön duvarına yaklaşır ve DKY
kemik duvarı mandibulanın daha arkaya gitmesine engel olur.
Öğütme hareketleri mandibulanın öne, arkaya, sağa ve sola yaptığı hareketlerin
birleşmesiyle olur. Dişler arasında lokmanın bulunduğu tarafta mandibula
başı eklem çukurunda kalır ve diskin yardımıyla vertikal bir eksen etrafında
sağa ve sola döner, karşı tarafta ise kondil eklem çukurundan çıkar ve öne
doğru çekilerek artikuler tüberkülün üzerine gelir, diğer tarafın hareketlerine
uygun olarak çeşitli yönlerde kayma hareketleri yapar. Bu sırada lokmanın
bulunduğu tarafta dişler birbiriyle temas eder, diğer tarafta ise kondilin
artiküler tüberkülün üzerine çıkmasıyla dişlerin arası açık kalır. Bu hareketler
sağda ve solda sırayla tekrarlanarak yemekler dişler arasında öğütülür.
TME Hastalıkları
Vücuttaki diğer eklemleri etkileyen bütün patolojiler TME’i de etkileyebilir.
Tedavi çoğu zaman diğer eklemlerinkiyle benzer olup bazı varyasyonlar mevcuttur.
TME hastalıkları :
1)Muskuler Hastalıklar
2)İnternal derangement
3)Konjenital ve Gelişimsel Anomaliler
a. Kondiler agenezi
b. Kondiler hipoplazi
c. Kondiler hiperplazi
4)Travmatik Hastalıklar
a. Dislokasyon
b. Ankiloz
5)Artritler
a. Enfeksiyöz artritler
b. Travmatik artritler
c. Dejeneratif artritler
d.Romatoid artrit
e.Radyoartritis
6)Neoplaziler
Musküler Hastalıklar
Myofasial ağrı bozuklukları baş boyun ağrılarının en sık nedenidir. Semptomlarının
karmaşık oluşu ve psikososyal faktörlerden etkilenmesi nedeniyle bu hastalıkların
tedavisi güç olabilir. Tanı konduğunda hasta uyumu da sağlanırsa genellikle
tedavi etkilidir. Genellikle çiğneme kasları primer olarak tutulur ve hastalık
tek taraflı , künt, çiğnemeyle artan ağrı ile karakterizedir. Refere ağrı
ile ilişkili sık şikayetler başağrısı, otalji, tinnitus, dilde yanma ve
işitmede azalmadır.
Bu hastalığın geniş bir psikososyal komponenti olduğu düşünülmektedir. Artmış
stresin diş gıcırdatma, aşırı sakız çiğneme gibi alışkanlıklara yol açtığı
düşünülmektedir. Bu alışkanlıklar kasların aşırı kullanımına, kas yorgunluğuna,
spazma ve sonuç olarak ağrıya neden olur.
Muskuler bozukluklar bir kas grubundaki patolojik veya disfonksiyonel değişikliklerden
kaynaklanan ağrı ile karakterli bir grup hastalıktan oluşur. Myozit kas
ve bağ dokusunun ağrılı, ödemli akut inflamasyonu olup hareket kısıtlılığı
mevcuttur. Myozitte etyolojik faktörler aşırı kullanım, enfeksiyon veya
travmadır. Kas spazmı bir kasın aşırı kullanım veya gerilme sonucu oluşan
akut kontraksiyonudur, eğer tedavi edilmezse fibröz skar dokusu ve kontraktür
gelişimiyle sonuçlanır. Histerik trismus psikolojik nedenlere bağlı hareket
kısıtlılığıdır. Fibromyalji diffüz sistemik bir kas hastalığı olup kaslarda
ağrılı bantlar mevcuttur, sıklıkla uyku bozukluklarıyla ilişkilidir. Fibromyaljide
artrit veya myozite ait bulgu görülmez ve kadınlarda daha sıktır.Beraberinde
sıklıkla bruksizm görülebilir. En sık etkilenen bölgeler baş, boyun, sırt,
batın ve ekstremitelerdir.
Myofasial ağrı disfonksiyon sendromu fibromyaljinin baş boyuna lokalize
formu olarak düşünülebilir. Tanı kriterleri üç tanedir;
Kas ve tendonlara ait ağrılı bantların, tetik noktaların varlığı
Tetik noktalardan kaynaklanan ağrı şikayetleri
Tetik noktalarla tekrarlanabilen ağrı şikayetinin varlığı
Sistemik lupus eritematozus, Sjogren sendromu, Skleroderma ve artrit gibi
kollajen vasküler hastalıklar da baş boyun bölgesinde muskuler ağrılara
neden olabilirler. SLE yüzde kelebek tarzı raş, ateş, romatoid artrit, plevral
ve abdominal ağrı ile karakterizedir. SLE’de lab bulguları; yüksek eritrosit
sedimentasyoun hızı, hipokrom anemi, ANA pozitifliği ve yalancı pozitif
VDRL testidir. Skleroderma kas ve eklem ağrısı ile başlayan sistemik skleroz,
anoreksi, dispne ve azalmış terleme ile seyreden bir hastalıktır. Sklerodermada
ayrıca ateş, cilt lezyonları, çene açılmasında kısıtlılık izlenir. Sjogren
sendromu ağızda, gözlerde ve deride kuruluk ile bazen kas ve eklem ağrısı
görülebilen bir hastalıktır. Romatoid artritte kaslar ve eklemlerde ağrı
ile birlikte sinovyal membranın kronik inflamasyonu mevcuttur, vücutta sınırlı
sayıda eklem tutulumu bulunur ve ağrı eklemlerin kullanımı ile azalır. Diğer
semptomları yorgunluk, ateş, kas ağrıları, gece terlemesi ve kilo kaybıdır.
Hastalarda romatoid faktör pozitifliği, sedimentasyon hızında artış ve ANA
pozitifliği saptanır.
Myofasial ağrının tedavisi dört basamaktan oluşur; İlk olarak hasta ağrıya
ve disfonksiyona neden olabilecek kas yorgunluğu ve spazm hakkında bilgilendirilmelidir.
Bu yansıyan ağrıyı açıklamada faydalıdır. Clenching ve grinding den kaçınılması
önerilir ve yumuşak diyet başlanır. Tek başına veya kas gevşeticiyle birlikte
NSAİİ’lar başlanır.En sık kullanılan ajanlar valium ve ibuprofendir. Hastaların
yarısında bu tedavi ile 2-4 haftada semptomlarda düzelme olur. Eğer birinci
basamak tedavi ile başarısız olunursa ikinci basamağa geçilir. İkinci basamak
tedavide ilaç tedavisine ek olarak splintler tedaviye eklenir. Splintler
kasların aşırı kullanımını ve bruksizmi önlemeye yardımcıdır. Genellikle
geceleri kullanılmakla birlikte eğer gerekirse gündüzleri de splint uygulanabilir.
Posterior da dişlerde dislokasyon olabileceği için hastaya splinti aralıklı
kullanması önerilmelidir. Bu tedavi ile ek olarak hastaların %25’inde rahatlama
sağlanır. Semptomlar düzeldiğinde ilaç tedavisi kesilir.
Hasta asemptomatik olarak seyrederse splint tedavisine son verilebilir.
Eğer semptomlar tekrar ortaya çıkarsa splint geceleri kullanılmaya devam
edilir. İkinci basamak tedavi ile fayda sağlanamazsa ilgili kas gruplarına
fizik tedavi uygulanır.Fizik tedavide ultrason terapisi, elektrogalvanik
stimülasyon veya biyofeedback uygulanabilir.Bu tedavilerin birbirine üstünlüğü
yoktur. Dört hafta içinde hastaların %15’inde rahatlama sağlanır. Üçüncü
basamak tedavi ile başarısız olunursa stresi önlemek için psikolojik yardım
önerilir va hasta bir TME hastalıkları merkezine yönlendirilir.Bu merkezler
multidisipliner bir yaklaşım ile psikolojik danışma ve tetik noktalara enjeksiyon
gibi tedaviler uygularlar.
İnternal Derangement
Kalıcı baş boyun ağrısının en sık ikinci nedeni eklem bozukluklarıdır. Bu
grupta internal derangement, dejeneratif eklem hastalığı ve eklem boşluğunun
inflamasyonudur(kapsülit). Klinisyeni ilgilendiren en önemli güçlük bu bozuklukların
muskuler hastalıklardan ayrımıdır. TME’de artropati varlığında sıklıkla
semptomlara çenenin açılma ve kapanması sırasında duyulan klik sesi eklenir.Sıklıkla
çenede kilitlenme öyküsü mevcuttur. Bazen majör şikayet çenede klik sesi
olmayıp çenede kilitlenme ve bununla ilişkili olarak çene ekleminde kapanma
sırasında oluşan instabilitedir. Bu bulgular sıklıkla bir eklem bozukluğuna
işaret eder. TME’in en sık görülen patolojisi “internal derangement” olup
ilerleyici anterior disk deplasmanı ile karakterlidir. Genellikle beraberinde
kapsülit de görülür ve ağrıya neden olur. Fizik muayenede ağrı ile birlikte
bir klik sesi duyulur. En sık olarak anterior düzensizlik görülür ve düzensizliğin
derecesi sıklıkla semptomlarla koreledir. Myofasial ağrıda TME üzerinde
ağrı mevcut olup beraberinde palpabl veya işitilebilen klik sesi duyulmaz.
İnternal düzensizlik dört gruba ayrılır. Tip 1A’da eklem üzerinde klik sesi
duyulmakla birlikte beraberinde ağrı bulunmaz ve normal populasyonun %50’den
fazlasında görülür. Tip 1B’de klik ile birlikte ağrı mevcuttur. Klikin nedeni
anteriora deplase olmuş olan diskin altında kondilin hareket ederken çıkardığı
sestir. Ağrı ise retrodiskal pedin gerilmesi ve takip eden inflamasyonu
sonucu ortaya çıkar. Tip 2 düzensizlik tip 1B’ye benzer fakat beraberinde
çenede kilitlenme öyküsü bulunur. Çenede kilitlenmenin iki çeşidi mevcuttur.
Kapalı kilitlenme kondilin anteriora deplase olmuş olan diskin altında hareket
edememesinden kaynaklanır. Açık kilitlenme ise kondilin diskin üzerinden
geriye normal pozisyonuna dönememesi nedeniyle ortaya çıkar. Tip 3 düzensizlikte
genellikle kapalı konumda olan kalıcı kilitlenme mevcuttur. Bu nedenle fizik
muayenede klik sesi saptanamaz. Bu semptomlar genellikle ilerleyici olup
hasta sırayla tüm tiplere dair öykü verir.
İnternal düzensizliğin erken tedavisi çok önemlidir çünkü hastalığın ilerlemesi
daha kötü prognoza neden olur. Tip 1 ve 2 düzensizliğin tedavisi myofasial
hastalıkların tedavisi ile benzerdir. Nonsterois antiinflamatuvar ilaçlar
(NSAİİ) ve kas gevşetici ilaçlar başlanır, yumuşak diyet ve çene ekleminin
dinlendirilmesi önerilir. Bu yöntemlerle başarısız olunursa kondilin repozisyonu
amacıyla tedaviye splintler eklenir. Burada amaç kondilin diskle ilişkili
daha uygun bir pozisyona alınmasıdır. Klik sesi genellikle düzelmez fakat
ağrıda azalma ile birlikte seste de hafifleme olabilir. Splint ile repozisyon
sağlanamazsa artroskopik veya açık cerrahi onarım önerilir. Bu girişimlerin
amacı cerrahi olarak adhezyonların açılması ve diskin repozisyonudur. Tip
3 düzensizlik varliğında agresif tedavi gereklidir. Çene eklemindeki kilitlenme
genel anestezi altında düzeltilir.Fizik tedavi ve anterior ısırma plağı
kullanılır. Üç haftalık tedavi sonrası hiçbir düzelme sağlanamazsa diskin
tamiri ve repozisyonu için TME cerrahisi planlanır.
Konjenital ve Gelişimsel
Anomaliler
TME’nin konjenital ve gelişimsel anomalileri nadir görülmekle birlikte normal
yüz gelişiminin sağlanması için erken teşhis edilmeleri önemlidir. En sık
olarak kondiler agenezi, kondiler hipoplazi,kondiler hiperplazi ve hemifasial
mikrozomi görülür.
a. Kondiler agenezi koronoid proçes, konkondiler proçes, ramus ve mandibula
gövdesinin tümünün veya bir kısmının yokluğudur. Beraberinde sıklıkla diğer
birinci ve ikinci brankial ark anomalileri gözlenir. Deformitenin sınırlanması
için erken tedavi gereklidir. Burada primer hedef kondiler büyüme merkezinin
tekrar düzenlenmesidir. Bunun için en uygun yöntem ortodontik cerrahi ile
birlikte veya tek başına kostokondral greft uygulaması ve fasial plastik
augmentationdur.
b. Kondiler hipoplazi konjenital olabilir fakat genellikle travma veya enfeksiyona
sekonder ortaya çıkar. En sık rastlanan deformite mandibulanın kısalığı
ve çenenin etkilenen tarafa deviasyonudur. Çocuklarda tedavi amacıyla kostokondral
greft uygulanır. Erişkinlerde ise normal tarafın kısaltılması ya da etkilenen
tarafın uzatılması yoluna gidilir. Her iki yöntem de kozmetik ve fonksiyonel
olarak iyi sonuçlar verir. Çenenin düzgün kapanmasını sağlamak için tüm
hastalara ortodontik tedavi uygulanmalıdır.
c. Kondiler hiperplazi mandibulanın tek taraflı, progresif büyümesi ile
karakterli idiopatik bir hastalıktır. Çene sağlam tarafa doğru deviye olur.
Daha çok ikinci dekatta ortaya çıkar. Radyografide mandibula kondili normal
görünmekle birlikte ramus mandibulada uzama söz konusudur. Kondilin halen
uzayıp uzamamasına göre tedavi protokolü değişir. Eğer kondilde uzama devam
ediyorsa geçerli tedavi kondilektomidir, kondil uzaması durmuşsa ortognatik
cerrahi yapılır.
Travmatik Hastalıklar
Kondil travmaları sık görülmektedir. Fizik muayene ve radyografik incelemeler
ile kondil kırıklarının tanısı kolayca konulabilir. Unilateral kondil kırığında
veya subkondiler fraktürlerde çenenin açılmasıyla birlikte çene kırığın
bulunduğu tarafa deviye olur. Minimal deplase fraktürler genellikle intermaksiller
fiksasyon ve erken mobilizasyon ile tedavi edilir. Deplase veya fonksiyon
bozukluğuna yol açan fraktürler de açık redüksiyon ile birlikte internal
fiksasyon ve intermaksiller fiksasyon yapılması gereklidir. Bilateral fraktürlerde
ise genellikle intermaksiller fiksasyonla birlikte açık redüksiyon internal
fiksasyon yapılır. Çocuklarda ağır deplase fraktür varlığında intermaksiller
fiksasyonla birlikte erken mobilizasyon yapılmalıdır. Normal yüz gelişiminin
sağlanması için kondil başının repozisyonu gerekebilir.
a. TME Dislokasyonu
Çene ekleminin dislokasyonu akut veya kronik olabilir.Akut dislokasyonda
mandibula açık pozisyonda fikse olmuştur ve sadece arka dişler birbiriyle
temas halindedir. IV sedasyon uygulanarak repozisyon yapılır, bazen genel
anestezi gerekebilir. Kronik rekürren dislokasyon sıklıkla ligamentlerin
laksitesine bağlıdır. Tedavide ligamentlerde kontraksiyon ve skatris oluşturmak
için eklem kapsülüne sklerozan ajanlar enjekte edilir. Ligamentlerin cerrahi
olarak kısaltıldığı bir işlem olan kapsülorafi de denenebilir. Kronik dislokasyon
anormal derecede gerilmiş veya kısa olan lateral pterygoid kastan kaynaklanıyorsa
myotomi operasyonu uygulanır.
b. TME Ankilozu
Temporomandibuler eklemin ankilozu eklem aralığının anormal kemiksi materyal
ile obliterasyonudur. Gerçek ankilozun yalancı ankilozlardan ayrımı önemlidir.
Yalancı ankiloz ekstrakapsüler bir patoloji olup koronoid proçeste genişleme
veya zigomatik arkta fraktür ile sonuçlanır. Ağır ankilozun tedavisinde
prostetik kondiller kullanılır. Burada çok önemli olan üç prensip sözkonusudur:
Yeni eklem maksimum mandibuler yüksekliğin sağlanabilmesi için ramus mandibulanın
mümkün olan en üst kısmında oluşturulmalıdır.
Füzyonun önlenmesi için araya interpozisyonel materyal uygulanmalıdır.
Agresif ve uzun süreli fizik tedavi uygulanmalıdır.
Çocuklarda kondiler büyüme merkezinin düzeltilmesi için prostetik eklemin
üzerine kostokondral greft uygulanması tercih edilir.
Artritler
Artritik değişiklikler TME’i en çok etkileyen patolojik değişiklikler olup
çoğunlukla asemptomatiktirler. Dejeneratif ve romatoid artrit en sık görülen
tiplerdir.
Romatoid artrit TME tutulumu olmadan önce sıklıkla diğer eklemlerde tutuluma
yol açar. Hastalığın ilerlemesiyle TME’de bilateral hassasiyet ve dolgunluk
ortaya çıkar. Erken evrede radyolojik değişiklikler minimaldir,hastalık
ilerledikçe eklem aralığı progresif olarak daralır. Son dönem romatoid artritte
anterior open bite patolojisi görülür. TME tutulumuyla seyreden JRA’da son
dönem hastalık kondiler büyüme plağında harabiyetle sonuçlanabilir.
TME romatoid artritinin tedavisi diğer eklemlerle benzerlik gösterir. Akut
dönemde NSAİİ ile ağrı dindirildikten sonra çene egzerzisleri ile tedaviye
devam edilir. Ağır, kronik vakalarda penisilamin ve altın gibi ilaçlar kullanılır.
Cerrahi tedavi ağır refrakter ankilozlarda denenmelidir.
Dejeneratif artrit primer veya sekonder olabilir. Primer hastalık daha çok
yaşlılarda görülür. Hastalar genellikle asemptomatiktir veya semptomlar
hafif seyirlidir. Sekonder dejeneratif artritin nedeni travmalar ya da kronik
bruksizmdir. Daha çok genç hastalarda görülür ve semptomlar ağır seyreder.
Radyolojik olarak TME’de osteofit formasyonu ve kondilin artiküler yüzeyinde
erozyon görülür. Çocuklarda ise büyüme plağında hasar gelişebilir.
Dejeneratif artritin tedavisi myofasial bozukluklar ve erken internal düzensizliklerin
tedavisiyle benzerlik gösterir. Primer tedavide NSAİİ, kas gevşetici ajanlar
ve yumuşak diyet uygulanır. Gerekirse tedaviye splintler eklenir. Üç ila
altı aylık sürede konservatif tedavi ile başarı sağlanamazsa cerrahi girişim
düşünülmelidir. Cerrahi yaklaşımlar düzenli bir eklem yüzeyi sağlamak için
osteofitler de dahil olmak üzere tüm kapsüler patolojilerin cerrahi olarak
temizlenmesini içerir. Tüm kortikal tabakanın temizlenmesine kondil traşı
denir. Kondilde rezorpsiyonla sonuçlanabileceği için mümkün olduğunca bu
girişimden kaçınılmalıdır.
Neoplaziler
TME’in neoplazileri seyrek görülürler. En sık olarak benign tümörler görülür.
Bunlar kondrom, osteom ve osteokondromdur. Nadiren fibröz displazi, dev
hücreli granülom ve kondroblastom görülebilir. Fibrosarkom ve kondrosarkom
gibi malign tümörler çok nadirdir. TME neoplazilerinde cerrahi tedavi tercih
edilmelidir. Radyoterapi bu tümörlerin tedavisinde etkisizdir.
RADYOLOJİ:
Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve
artografi temporomandibuler eklemde kullanılan görüntüleme yöntemleridir.
Disk morfolojisinin ve pozisyonunun görüntülenmesinde MRI en etlili ve noninvaziv
bir yöntemdir. Kemik deformitelerinin saptanmasında BT yararlıdır. Artrografi
ile birlikte veya tek başına direkt grafiler bazı durumlarda kullanılır.
Genel olarak fibromyaljide hiçbir görüntüleme yöntemine ihtiyaç yoktur.
Tip 1 ve 2 internal düzensizliklerde MRI, ankiloz ve diğer kemik deformitelerinde
BT en yararlı tetkiklerdir. Bazı durumlarda artroskopi de görüntüleme amaçlı
kullanılabilir.
TME Cerrahisi
TME cerrahisi yapısal bozukluklar için etkili bir tedavi yöntemidir fakat
psikososyal faktörlerin hastalığa büyük oranda katkıda bulunması ve medikal
tedavi modalitelerinin varlığı nedeniyle hasta seçimi dikkatli bir şekilde
yapılmalıdır. Minnesota Üniversitesi’nde kronik kraniofasial ağrı kliniğinde
yatan hastaların %10’dan azında cerrahi tedavi gerekmiştir ve semptomatik
TME disfonksiyonu olan hastaların %1’den küçük bir bölümünde cerrahi tedaviye
ihtiyaç duyulmuştur.
Cerrahi tedavinin en önemli endikasyonu refrakter internal düzensizliklerdir.
Hastada sıkıntı yaratan ağrı ve disfonksiyonla birlikte önceki medikal tedavilerin
başarısızlığı da cerrahi endikasyon oluşturur. Cerrahi tedaviye karar verirken
bazı hastalarda psikososyal faktörlerin önemli rol oynayabileceği göz önünde
bulundurulmalıdır.
Genel olarak 5 tip cerrahi işlem mevcuttur:
1)Disk onarımı
2)Meniskektomi
3)Meniskektomi ve implant yerleştirilmesi
4)Kemik redüksiyon prosedürleri
5)Artroskopi
Minimal morfolojik değişiklikler için diğer disk onarım prosedürleri önerilir.
Diskin posterior bağlantısına insizyon yapılarak anteriora deplase olmuş
olan disk posteriora repoze edilir ve normal anatomik pozisyona getirilir.
Eğer artiküler eminens genişse eminensin veya kondilin bir kısmı eksize
edilerek daha iyi fonksiyon sağlanır. Bu tedavi ile hastaların %90’ında
semptomlar geriler.
Diskin tamamen çıkarılması işlemine meniskektomi denir. Disk morfolojisinde
ağır bozukluklar meydana geldiğinde meniskektomi önerilir. Disk aralığının
korunması için geçici implantlar kullanılabilir. Hastaların %85’inde rahatlama
sağlanmakla birlikte %15’i ileri cerrahi tedaviye gereksinim duyar. Uzun
dönem komplikasyon olarak eklem aralığında osseöz değişiklikler meydana
gelebilir.
Meniskektomi ve implantasyon yönteminde disk tamamen çıkarılarak yerine
kalıcı interpozisyonel implant yerleştirilir. İmplant eklem aralığını stabilize
ederek daha düzgün bir yüzey sağlar ve osseöz değişiklik gelişme riskini
azaltır. En sık olarak silastik implantlar kullanılmakla birlikte proplast,
temporalis fasiası veya aurikuler kıkırdak da kullanılabilir. İmplantın
etrafında skar dokusu gelişebileceği için bazı klinisyenler birkaç hafta
sonra implantı çıkarmayı uygun görürler. Çeşitli hayvan çalışmalarında dev
hücreleri ve diğer inflamatuar ajanları içeren yabancı cisim reaksiyonu
nedeniyle bu implantların başarısızlıkla sonuçlandığı gözlenmiştir.
Kemik redüksiyonlarında yüksek kondilotomi veya kondilektomi yapılarak disk
korunur. Bu prosedürler eklem disk aralığını genişletmeye yöneliktir. Kondilotomi
operasyonu sırasında mandibulanın ramusuna osteotomi yapılır ve kondilin
repozisyonu sağlanır. Kondilektomi de ise genişletilmiş kondilotomi ile
birlikte kemik çıkarılması söz konusudur.
Eklem aralığının endoskopik incelemesine artroskopi denir. Artroskopi tanı
ve tedavi amaçlı kullanılabilen bir yöntemdir. Artroskopinin en sık bulguları
eklem içinde serbest cisimler ve adhezyonların varlığıdır , aynı zamanda
bunlarartroskopik girişimlerin major endikasyonunu oluşturur. Cerrahi tekniklerdeki
gelişmeler artoskopinin çeşitli internal düzensizliklerin tedavisinde ve
bazı disk prosedürlerinde uygulanmasına olanak sağlamıştır. Birçok çalışmada
TME artroskopisine dair minimal morbidite rapor edilmiştir. Kanama, enfeksiyon
ve fasial sinir zedelenmesi en sık görülen komplikasyonlardır.
TME cerrahisinin komplikasyonlarını önceden tahmin etmek oldukça güçtür.
Psikososyal faktörler önemli rol oynamakta, depresyon görülebilmektedir.
En sık şikayet semptomlarda hafifleme olmamasıdır. Fizik muayene ile enfeksiyon,
kapsülit, fasial sinir hasarı, dejeneratif eklem hasarı ve anterior open
bite patolojisi saptanabilir.