Doğuştan Kulak Kepçesi Yokluğu Mikrotia
Doğuştan kulak kepçesi yokluğu ya da sadece kulak memesinin
bulunması durumuna
mikrotia denmektedir.
Mikrotia
6.000 - 12.000 doğumda bir görülmektedir. Bazı hastalarda sağırlık ile birlikte
olabilmekte veya kalıtımla da geçebilmektedir. Kulakta doğuştan şekil bozukluklarının
oluşmasında stapedial arter tıkanıklığına bağlı iskemi neden olarak gösterilmiştir
(McKenzie & Craig, 1955). Gebeliğin ilk üç ayında geçirilen bazı enfeksiyonlar,
ya da ilaçlar da hastalığa neden olabilmektedir.
Doğuştan kulak kepçesi yokluğu nedeniyle yapılacak kulak onarımı
ameliyatının psikolojik nedenlerle çocuk okula başlamadan önce yapılması
tercih edilmektedir.
Kulak kepçesi yapımında kullanılacak
olan kaburga kıkırdağının olgunlaşması için ise çocuğun 6 yaş civarında
olması uygun olmaktadır. Altı yaşlarındaki kulak gelişimi göz önüne alınacak
olursa erişkin devrede ulaşacağı kulak boyutundan 6-7 mm. daha küçük olacaktır.
Bu nedenle oluşturulacak kulak boyutları normal tarafın biraz daha büyüyeceği
göz önüne alınarak hesaplanır. Bazı araştırmalar, ameliyatla oluşturulan
kulağın da bir miktar büyüdüğünü göstermiştir (Tanzer, 1974).
Doğuştan
kulak kepçesi yokluğu durumunda
kulak onarımı için bazı suni maddeler kullanılmıştır. Bunlar arasında yüksek
densiteli polietilen ve silikon implant sayılabilir. Ancak bunların ikisini
de tavsiye etmiyorum ve kullanmıyorum. Çünkü bu suni maddelerle yapılan
kulak kepçesi rekonstrüksüyonunda önceleri kulak çok iyi bir şekil almışken,
sonraki herhangi bir zamanda suni madde üzerindeki deride yara açmakta,
bu yara iltihaplanırsa suni madde çıkarılmadan yara kapanmamaktadır. Bu
nedenle doğuştan kulak kepçesi yokluğu için hastanın kendi kıkırdak dokusunun
kullanılması çok daha iyi sonuç vermektedir. Burada ana problem, kıkırdak
dokusunun örneğin kaburgadan alındıktan sonra kulak yapılacak bölgeye nakledildikten
sonra yara yatağından beslenmesinin sağlanabilmesidir. Serbest olarak nakledilen
kıkırdaklar çoğunlukla daha sonra erimektedir. Erimemesi, yataktan revaskülarize
olmasına bağlıdır.
Doğuştan kulak kepçesi yokluğu nedeniyle yapılacak kulak rekonstrüksüyonu
Estetik Plastik Cerrahinin zor konularından biridir. Yeni kulak hastanın
kendi dokularıyla ya da kısmen suni maddelerle kombine olarak inşa edilir.
Tamamıyla kendi dokuları kullanılacaksa, kulak kepçesinin iskeletini oluşturmak
için kaburgadan alınan kıkırdak parçalar şekillendirilip dikişlerle oluşturulur.
Kıkırdak ise çeşitli dokularla hazırlanan kulak kepçesi şeklindeki cep içine
yerleştirilir. Bu dokuların kıkırdağı besleyebilme özelliğine sahip olmaları
gereklidir.
Ayrıca kulak kepçesinin deri dokusunun oluşturulmasında kullanılan yöntemler
de farklılık göstermektedir. Seçenekler şöyledir: Doku genişletme (ekspander)
metodunda önce kulak oluşturulacak bölgeye deri altına silikon balon konur
ve daha sonra belli aralıklarla balon serum ile şişirilerek üzerindeki deri
yavaş yavaş genişletilir. Genişletme 1.5 - 2 ay kadar sürer. Yeterli büyüklüğe
ulaşınca ikinci ameliyatta balon çıkarılarak hazırlanan kulak iskeleti içine
yerleştirilir. Bu metodda doku genişletme devresi sırasında dokunun yırtılması,
iltihaplanma gibi riskler mevcuttur.
Bunun dışında başka bir metodda, genişletme uygulamadan, kulak yapılacak
alan derisi kaldırılarak altında cep oluşturulur ve cebe kıkırdak iskelet
yerleştirilir. İki üç ay kadar sonra yapılan ikinci ameliyatta deri ve kıkırdak
birlikte kaldırılarak arka tarafına deri yaması konarak kulak kepçesi arka
yüzü oluşturulur.
Diğer bir metodda ise kulak üzerindeki saçlı deri altında bulunan temporal
fasya adı verilen damarlı bir zar yapısı kaldırılarak kıkırdak iskelet üzerine
sarılır. En dışa ise vücudun başka bir kısmından alınan deri yaması sarılarak
kulak kepçesinin deri örtüsü sağlanır.
Temporal fasya, hem içteki kıkırdağın hem de dıştaki deri yamasının beslenmesini
sağlar. Bir süre sonra neovaskülarizasyon ile her iki doku temporal fasciadan
kanlanmaya başlar. Tabii bu kadar kompleks üç ayrı dokunun üzerinde kulak
kıvrımlarının oluşturulması çok maharet isteyen bir işlem olup, tüm titizliklere
rağmen hastaya ait önceden ölçülemeyen faktörler nedeniyle oluşturulan kıvrımların,
kıkırdağın kısmen ya da tamamen erimesi sonucunda kaybolması riski vardır.
Tüm bu nedenler kulak rekonstrüksüyonunu en zor konulardan biri haline getirmektedir.
Estetik Plastik Cerrah tüm bu olasılıkları hastanın ailesiyle konuşarak
hangi metodun uygulanacağına karar verir.