Elde Lokal Flepler
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
El insanda ve bazı kara omurgalılarında bilek eklemiyle ön kolun
ucuna bağlanan, son derece esnek ve hareketli, dokunma ve kavrama organıdır.
İnsan dışındaki tüm omurgalılarda elin başlıca işlevi tıpkı ayaklar gibi
yürümeye yardımcı olmaktır; oysa iki ayağı üstünde yürüyen insan, serbest
kalan ellerini iş görmek için kullanır. Beynin büyüklüğü ile el becerilerinin
artması arasındaki doğrudan ilişki, insanın evriminde birbiriyle yakından
bağlantılı bir süreçtir. Zengin duyu ve motor fonksiyonlarıyla insan zekasının
tüm yaratıcı aktivitelerini, ince ve özenli çalışmalarını destekleyen ve
uygulama alanına koyan son derece önemli ve karmaşık bir organdır. İnsanlar
elleriyle medeniyetler kurmuşlar; sonra o medeniyetleri yine elleriyle yıkmışlardır.
Elin eşsiz fonksiyonel kapasitesinin saptanma ve açıklanma çabası, tıbbın
tarihi kadar eskidir. Elin beynin motor ve duysal korteksinde temsil edildiği
alanın büyüklüğü de fonksiyon açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Ciddi bir yaralanma sonrası normal el fonksiyon ve görünümünün restorasyonu
rekonstrüktif cerrahinin en zor uğraş alanlarından biridir. Rekonstrüksiyonda
sağlam bir kemik iskelet sağlanmalı, kaslar, tendonlar, damarlar ve sinirler
onarılmalı ve bu yapılar sağlam bir yumuşak doku örtüsü ile kaplanmalıdır.
Elin yeterli ve uygun deri ve yumuşak doku ile örtülmesi, altta yer alan
dokuların korunması ve fonksiyonu açısından çok önemlidir. Ayrıca bir travma
sonrası hastanın rekonstrüksiyonda ilk fark edeceği şey dış görünüm olacaktır.
Alt tabakalarda yaralanma olmadan sadece yumuşak doku ve deri kaplamasının
hasarlanması da hareketi kısıtlayabilir, duyuyu bozabilir, kavrama ve tutma
fonksiyonlarında bozukluğa yol açabilir. Normal deri elastisitesinin kaybı
ekstansiyon ve fleksiyon kaybına yol açarken, taktil yüzeyin bozulması ince
motor hareketleri ve dokunmayı olumsuz yönde etkiler. Tendonların, kemiğin
ve nörovasküler yapıların ekspoze olması kurumaya, bunu takip eden nekroza,
enfeksiyona, damarların trombozuna ve amputasyona yol açabilir.
Kişinin vücut imajının önemli bir parçası olan eller toplum içinde ve özel
yaşamda birinin gücünün, güzelliğinin, sağlık ve normalliğinin ölçütü olarak
görülebilirler. Eldeki ufak estetik deformiteler bile profesyonel ve özel
yaşamda çok ciddi olumsuzluklara yol açabilir.
Geleneksel olarak form ve fonksiyon oluşturmak için defekt onarımı, rekonstrüktif
merdivene göre basitten komplekse doğru yapılır. Mikrovasküler rekonstrüksiyonun
daha güvenilir hale gelmesiyle donör alan morbiditesi ve fonksiyonel sonuçlar
gibi diğer faktörler daha ön plana geçmiş ve rekonstrüktif merdivenin basamakları
ile beraber rekonstrüktif üçgenin köşeleri de dikkate alınır hale gelmiştir:
flepler, mikrocerrahi, doku genişletme. Yumuşak doku kaybı olan el yaralanmalarında
kaplama için kullanılabilecek tedavi seçenekleri şunlardır: cerrahi olmayan
yara bakımı, primer kapama, deri greftleri, lokal, bölgesel ve uzak pediküllü
flepler, serbest flepler. Mümkün olan her koşulda yara dudakları primer
olarak yaklaştırılmalıdır, primer kapamanın mümkün olmadığı daha büyük defektler
için deri greftleri veya flepler kullanılmadır.
Deri greftleri önce plazmatik imbibisyon ve inoskülasyon yoluyla ve daha
sonra cerrahiyi takip eden 2-5 gün içinde alıcı yataktan gerçekleşen vasküler
“in-growth” yoluyla beslenirler. Yani deri greftlerinin kullanımı, çok iyi
kanlanan alıcı yataklarla sınırlıdır. Tendon veya kemiklerin açıkta olduğu
el yaraları, deri greftleri ile kapatılamazlar. Kendi vasküler desteklerine
sahip olan flepler daha güvenilir, koruyucu kaplama sağlarlar. Deri greftleri
daha büyük yaralarda uygun konturun oluşturulmasında başarısız kalırken,
uygun fleplerin kullanımıyla konturların restorasyonu da mümkündür. Hem
greftler hem de flepler için hastalardada bazen belirgin deformiteye yol
açabilen donör alanlara gereksinim vardır. Uygun kaplama için en uygun donör
alan seçilmeli ve bu konuda cerrahi öncesi hastaya mutlaka bilgi verilmelidir.
Rekonstrüktif Merdivene Göre Yumuşak Doku Kaplaması Teknikleri
A. Primer Kapama
B. Deri Grefleri
- Kısmi Kalınlıkta Deri Greftleri
- Tam Kalınlıkta Deri Greftleri
C. Lokal Flepler
- İlerletme (Advancement)
- Rotasyon (Rotation-Pivot)
- Transpozisyon
- İnterpolasyon
D. Uzak Flepler
- Direkt
- Tüp
E. Serbest flepler
ANATOMİ
Elin volar ve dorsal yüzeylerindeki deri birbirinden belirgin olarak
farklıdır. Rekonstrüksiyon planlanırken kayıp derinin fonksiyonel özellikleri
de göz önüne alınmalıdır. Palmar kılsız deri, dorsal deriye göre daha kalın
ve daha yapışıktır. Bu deri, sıkıştırma ve kavrama fonksiyonu için adapte
olmuştur. Ayrıca palmar deride kıllı deride olmayan Pacini ve Meissner korpüskülleri
gibi özel duyu reseptörleri bulunmaktadır. Bu reseptörler avuç içi ve parmak
uçlarının dokunmaya karşı olağanüstü derecede hassas olmalarını sağlar.
Palmar deri yüzeyinde her bir parmağa özel karakteri sağlayan çok sayıda
papiller katlantı (parmak izi) mevcuttur. Palmar deride ayrıca papiller
katlantılarla beraber, derinin sürtünme katsayısını iyileştiren ve hassas
kavramayı sağlayan ekrin ter bezleri de mevcuttur. Palmar deri, altındaki
palmar fasya ve ve dijital tendon kılıflarına çok sayıda fibröz septa ile
bağlıdır. Bu fibröz septalar kavrama sırasında deriyi gerilme kuvvetlerine
karşı sabitler ve sürtünme katsayısını azaltır. Palmar deri fibröz septalar
arasında yerleşmiş subkütan yağ bölmeleri ile desteklenmiştir.
Palmar deri aşırı derecede vaskülarizedir. Yüzeyel palmar arkla, ortak ve
proper dijital arterlerden gelen çok sayıda kapiller aracılığıyla beslenir.
El dorsumunun kan dolaşımını dorsal ve palmar vasküler arkadlar sağlar.
Radyal arterin dorsal dalı anatomik enfiye kutusundan geçer ve ikiye ayrılır.
Daha radyal tarafta olan dal derin palmar arkın bir parçasını oluşturmak
üzere birinci ve ikinci metakarpların arasında seyreder. Ulnar dal ise dorsal
radyokarpal arkı oluşturur ve 1,2,3 ve 4. dorsal metakarpal arterleri verir.
Dorsal metakarpal arterler dorsal interosseos kasların fasyası içinde ekstansör
tendonların arasında eşlik eden venleri ile beraber seyreder. Bu arterlerden
gelen dallar dorsal deriyi ve subkütan dokuyu besler. Komünikan palmar perforan
damarlar metakarp boyunlarının arasından çıkar ve dorsal metakarpal arterlerle
anastamoz yapar. Volar dijital damarlar parmağın dorsumunu besler.
FLEPLER
En geniş anlamda flep, kendi vasküler desteğine sahip olan bir
dokunun aktarımı olarak tanımlanabilir.
Flep kapsadığı
dokulara göre (fasyokütan, muskülokütan, osseokütan, fasya, kas, kemik),
şekillerine göre (ada, yarımada, bilobed, trilobed, üçgen, dörtgen…), transfer
şekillerine göre (rotasyon, ilerletme, transpozisyon, interpolasyon), aktarıldıkları
yere yakınlıklarına göre (lokal, rejyonel, uzak) ve yaşamları için destek
veren damar ve sinirlerle olan ilişkilerine göre sınıflandırılabilirler.
Bu sınıflandırmalar sınırları çok iyi çizilmiş kesin sınıflandırmalar değildir,
ancak çok önemli bir ayrım flebin beslenmesine destek veren belirgin bir
damarın olup olmamasına göre yapılan random patern flep ve aksiyal patern
flep ayrımıdır. Belli bir kanlanma sistemi olmayan ve vücudun herhangi bir
yerinden yerleşim kısıtlaması olmadan hazırlanan ve sadece flebin eni ve
boyu arasındaki ilişkiden etkilenen fleplere random paternli flepler denir.
Pedikülünde belli bir arteri içeren, bu sayede daha uzak bölgelere taşınabilen
ve en/boy kısıtlaması olmayan flepler aksiyel paternli flepler olarak adlandırılır.
Bir flebin boyut ve içeriğinin esas belirleyicisi vasküler anatomisidir.
Bir flebin, vasküler yapıya gerekli özen gösterilmeden planlanıp kaldırılması,
oluşan kısmi ve tam nekrozların en büyük nedenidir.
El ve bilek bölgesi için kullanılan bir çok flebin donör alanı primer olarak
kapatılabilir, ancak bazı fleplerin donör alanlarını greftlemek veya başka
bir fleple kapatmak gerekebilir. Bunun yanı sıra flepler istenilenden hacimli
olabilir veya flebin etrafıyla renk ve doku uyumu kötü olabilir. Bu nedenle
ilk operasyondan sonra revizyonlar ve fleplerin inceltilmesi için ek cerrahi
girişimler gerekebilir.
Elde özgün duyunun korunmasının önemli olduğu küçük parmağın ulnar sınırı
ve orta ve işaret parmakların radyal sınırları gibi kritik bölgeler vardır.
Seçilecek deri kaplama yöntemi bireyselleştirilmelidir. En uygun tedaviyi
uygulayabilmek için hastanın mesleği ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurulmalı,
hastaya çok ayrıntılı bilgi verilerek kişisel hedef ve beklentilerine göre
de tedavi planı şekillendirilmelidir. Bir el yaralanması sonucu agresif
rekonstrüksiyon girişimlerinin mi yoksa amputasyonun mu o hasta için daha
yararlı olacağını belirleyen kriterler mevcuttur. Yaranın büyüklüğü ve yerleşim
yeri, defektin durumu, kan akımı ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurulmalıdır.
Ekspoze olmuş tendonlar, kemikler, eklemler, implantlar ve vasküler greftlerin
varlığında veya sekonder rekonstrüktif girişimler planlanıyorsa flep gereklidir.
Fleple kaplama için genel endikasyonlar şunlardır:
- Basit deri greftlerinin tutmayacağı defektler
- Skar içindeki kritik ufak defektler (geç veya sekonder girişimler)
- Tek aşamalı rekonstrüksiyon gereksinimi
- Çok parmağı içeren travmalarda açığa çıkan parmak bankası
- Tekniğe ve sınırlamalarına aşinalık
- Cerrahın flep anatomisi bilgisi
El Cerrahisinde Kullanılan Fleplerin Sınıflandırılması
İçerdiği dokulara göre:
Fasyokütan
Muskülokütan
Osseokütan
Fasyal
Kas
Kemik
Kanlanmasına göre
Random patern
Aksiyal patern
Anterograt/retrograt
Ada flep
Serbest flep
Hareketine göre:
İlerletme
Transpozisyon
Rotasyon
İnterpolasyon
Bölgeye göre
Lokal
Rejyonel
Uzak
LOKAL FLEPLER
İlerletme Flepleri
A. V-Y ilerletme Flepleri
B. Palmar İlerletme Flebi
Rotasyon Flepleri
Transpozisyon
A. Z-Plasti
B. Çapraz Parmak Flepleri (Cross-Finger)
C. Arteriyalize Yan Parmak Flebi
D. Tenar Flep
E. Ada Flepler
İLERLETME FLEPLERİ
İlerletme fleplerinde derinin elastikiyetinin avantajı kullanılır; derinin
esnekliğinden yararlanılarak geometrik konfigürasyonlar ve adaptasyonlar
yapılmasıyla ilerleme sağlanır. İlerletme fleplerini oluşturmak için subdermal
damar pleksusunun yer aldığı subdermal planının altında diseksiyon yapılarak
bu dokunun sabitleyici etkisi aşılır ve minimal bir hazırlıkla defektler
kapatılabilir.
Esnek olan el dorsumunda kullanılabilen çok sayıda random paternli iletme
flebinin yanı sıra özel V-Y ilerletme flepleri ve palmar ilerletme flepleri,
parmak ucu yaralanmalarında sık kullanılan fleplerdendir .
V-Y İlerletmeler
Ufak amputasyonlar, özellikle de dorsal kayıp volar kayıptan daha fazla
ise lokal V-Y ilerletme flepleri ile başarılı bir şekilde onarılabilir.
Bu flepler başparmak rekonstrüksiyonu için kullanılabilecekleri gibi diğer
parmaklar için de uygundurlar. Flep tek bir palmar ünite içerebileceği gibi,
onarım Kutler’in tarif ettiği şekilde iki taraflı lateral flepler ile de
yapılabilir. Her iki yöntemde de flepler çok özenli diseksiyon gerektiren
minyatür aksiyal paternli fleplerdir. İlerletmeyi sağlamak üzere vertikal
fibröz septalar flepleri devaskülarize etmeyecek şekilde itinayla mobilize
edilmelidir.
Kutler Lateral V-Y Flepleri
1947’de Kutler yaralanmış parmağın kenarlarında ampute parmak ucunu kapatmak
amacıyla distale ilerletilen lokal V-Y ilerletme fleplerini tanımlamıştır.
Bu flepler kemiğin açıkta olduğu, lateral dokunun korunduğu ve proksimal
tırnak yatağının korunmasının amaçlandığı distal transvers yaralanma olan
durumlara uygundur. Parmak ucu önce debride edilir, distal falankstaki açıktaki
kemik çok az kısaltılır ve düzeltilir. Parmağın midlateral hattında bilateral
üçgen flepler tasarlanır ve flep tabanlarının distal interfalangeal eklem
fleksiyon çizgisinden proksimale taşmamasına dikkat edilmelidir. Önce deride
insizyon yapılır, sonra deriyi alttaki kemiğe birleştiren fibröz septa dikkatli
bir şekilde makasla diseke edilir. Dallanan dijital arterlerin ve septalardan
fleplere gelen sinirlerin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir. Flepleri
ampute uca çekmek için dikkatli deri traksiyonu uygulanmalıdır, burada flepler
orta hatta gerilim olmadan dikilmelidir. Distal tırnak yatağı dorsal flep
uçlarına yaklaştırılır ve donör defektler bilateral olarak Y şeklinde kapatılır.
Volar deri kenarları parmak ucu kontürünü düzeltmek amacıyla kesilebilir.
Volar V-Y Flepleri
Transvers tırnak ortası ya da dorsal yönde parmak ucu amputasyonları için
uygun bu teknik ilk olarak Tranquilli-Leali (1935) tarafından tanımlanmış
ve daha sonra Atasoy ve arkadaşları tarafından popülarize edilmiştir (1970).
Yara debride edilir ve kemik ucu düzeltilir. Tek bir V şekilli volar flep
kalan distal falanksta planlanır ve apeksinin distal interfalangial fleksiyon
çizgisinde olması sağlanır. Sadece deri insize edilir ve fibröz septa makas
diseksiyonu ile alttaki kemik ve tendon kılıfından serbestleştirilir, flep
içinde seyreden nörovasküler lifler korunur. Flep hafif bir traksiyonla
distal falanks üzerine çekilir ve bazal kısmı distal tırnak yatağının kesik
kenarına gergin olmayacak şekilde dikilir. Lateral deri kenarlarının köşeleri
ve distal flebin bir kısmı son kontürü sağlamak için kesilebilir. Donör
defekti Y şeklinde dikilir.
Palmar İlerletme Flebi
Dijital uç rekonstrüksiyonu için nörovasküler ada fleplerinini kullanımı
ilk olarak Littler (1956) ve Moberg (1964) tarafından bildirilmiştir.
Başparmak ve parmak ucu rekonstrüksiyonu için uzunluk ve uç
duyarlılığını koruyan farklı volar ilerletme flepleri tanımlanmıştır
(Snow, 1967; O’Brien, 1968; Keim ve Grantham, 1969; Posner ve Smith,
1971; Macht ve Watson, 1980). Bölgesel blok anestezisi ve proksimal
turnike kullanarak ampute uç debride edilir ve bilateral midaksiyel deri
insizyonları interfalangeal eklem fleksiyon çizgilerinin dorsal tarafına
yapılır. Parmağın tüm volar derisi flep içindeki nörovasküler lifler
korunarak fleksör tendon kılıfı seviyesinde kaldırılır. Parmak
fleksiyona getirilir ve flep uca doğru ilerletilir. Flep uçları konturu
sağlamak amacıyla kesilebilir ve tırnak yatağının kenarına ve parmak
kenarlarına dikilir. Bu teknik geniş yumuşak doku diseksiyonunu
gerektirir ve tüm parmaklar için tanımlanmışsa da genellikle başparmak
uç amputasyonları için iyi bir seçenektir. Flep tüm durumlarda yaklaşık
1 cm ilerletilebilir. Flep adaptasyonu için metakarpofalangial ve
interfalangial eklemlerde fleksiyon yaptırılmalı ve üç hafta süreyle
atelde tutulmalıdır.
Bu tekniğin avantajı hemen hemen normal duyusu olan kılsız dokunun başparmağın
kavrayıcı yüzeyine taşınmasıdır. Komplikasyonları flep nekrozu, soğuk intoleransı
ve parmakta katılıktır. Bu nedenle tüm homodijital ilerletme fleplerinde
olduğu gibi burada da aşırı ilerletmeden kaçınmak gerekir.
ROTASYON FLEPLERİ
Rotasyon flebi, üçgen şeklindeki bir defektin, eğrisel bir çizgi ile orjinal
defekt boyutunun iki üç katı büyüklükte olacak şekilde genişletilmesiyle
oluşturulur. İnsizyon yarım daire şeklinde kavislendirilir ve flep distalden
proksimale doğru kaldırılır. Bir defekt rotasyon flebiyle kapatılacaksa,
flebin boyutu önceden planlanmamalı, insizyon distalden proksimale doğru
“cut as you go” şeklinde yapılmalıdır. Yeterli miktarda doku kaldırılıp,
defekti kapatmak üzere rotate edilebildiğinde pivot noktada 90 derece açıyla
“back cut” insizyon yapılmalıdır. “Back cut” insizyon yapıldığında flep
daha mobil hale gelir ve defekt üzerine daha az gerginlikle yerleştirilebilir,
ancak bu insizyon ne kadar uzun olursa flep tabanının vaskülaritesi o kadar
azalır ve flebin yaşamı tehlikeye girer.
TRANSPOZİSYON FLEPLERİ
Elin yumuşak doku kaplaması için en sık kullanılan flepler transpozisyon
flepleridir. Genellikle dörtgen şekillidirler ve defekt alana transpoze
edildikten sonra donör alanlarının deri grefti ile kapatılması gerekir.
Transpozisyon flepleri sıklıkla web aralığı rekonstrüksiyon ve genişletilmesi
için, komşu dorsal deri kullanılarak volar dijital defektlerin onarımı için
ve özel nörovasküler doku adalarının transferi için kullanılırlar.
Z-Plastiler
Tanspozisyon fleplerinin özel alt tiplerinden biri de Z-plastilerdir. İki
üçgen flebin Z şeklindeki bir insizyonla transpoze edilmesi yoluyla oluşturuldukları
için bu ad verilmiştir. Z’nin her üç ayağı da eşit uzunlukta olmalıdır.
Z-plasti ile çifte kazanç elde edilir: skar uzatılır ve skarın pozisyonu
veya yönü değiştirilebilir. Transpoze edilen üçgen flepler konsepti ilk
defa 1837 yılında Horner tarafından ortaya konulmuştur. 1904’de Berger bu
tip flepleri aksiler kontraktürleri gevşetmek için, 1914 yılında ise Morestin
elde kontrakte skarları uzatmak için kullanmıştır. 1928’de Limberg geometrik
prensipleri tanımlayarak ilk defa Z-plasti terimini kullanmıştır.
Z-plastiler planlanırken çok sayıda faktör göz önünde bulundurulmalıdır.
Dizaynda en temel noktalar şunlardır: Z-plastinin üç kolunun uzunluğuna,
fleplerin açılarına ve bir büyük Z-plasti mi yoksa daha küçük, çok sayıda
Z-plasti mi kullanılacağına karar verilmesidir. Herhangi bir transpozisyon
flebinde olduğu gibi Z-plastilerde de kar-zarar dengesi söz konusudur. Genişlikten
harcanarak, uzunluk sağlanabilir. Z-plastinin ayakları ne kadar uzatılırsa
skarlar o kadar uzatılabilir, ancak uzunlukta elde edilecek kazancın bedeli
genişlikteki azalma ve horizontal kapamadaki gerginliktir.
Transpoze edilen fleplerin açıları artıp 90 derecye yaklaştıkça uzunluktaki
net kazaç da artar; ancak 90 derecelik transpozisyon flebin tabanlarında
dog ear oluşumu ile sonuçlanır, ayrıca bu kadar dik açıyla ilerletme fleplerin
tabanındaki kan akımını bozabilir. Klinikte en iyi sonuç fleplerin 45 ile
60 derecelik açılarla transpoze edilmesiyle elde edilebilir.
Z-plasti gerektiren vakaların çoğunu yanmış el ve parmaklar veya travmaya
bağlı skarlı kontraktürler oluşturur. Böyle vakalarda üçgen fleplerin tabanı
asla skar üzerine oturtulmamalıdır. Özellikle yanık el rekonstrüksiyonlarında,
uzatılması planlanan derinin karşı yönünde yeterli doku elastisitesi yoksa
Z-plasti yapılmamalıdır.