Estetik Güzellik Nedir
Estetik güzellik nedir diye sorulunca bir cümlede
açıklamak kolay olmasa gerek. Güzellik içinde narinlik de var,
zarafet de var, iletişim de var, görgü de var. Birçok kadının mükemmel
gözükmek istediği bir zamanda, esas belirleyici olanın bunlar olduğunu
düşünüyorum. İlk bakışta güzel bulunmak kadınlar için çok hoş bir
duygudur ama bir adım ötesi de var. İç mutluluğu güzelliğe katabilmeli
insan. İç güzelliği fiziksel güzellikle birleştirebilmeli. Çok güzel
denilen bir kadın, konuşmasında zarafet yoksa, argo ve küfürlü
konuşuyorsa ya da kafasının içi boşsa ne kadar çekici gelebilir ki.
Güzellik bir bütündür, asla parçalar halinde bir işe yaramaz.
Hepimizin hayatında bir melek var. Bu melek bazen kendimiz oluyoruz,
bazen karşımızdaki kişi bazen de hiç tanımadığımız birisi. Bu melek
sayesinde hayatımızın rotası değişiyor, şekli değişiyor. Güzellik şiire
atfedildi, resme atfedildi kimi zaman bir gül oldu güzellik. Bir bakış en
güzeliydi belki de yârin gözlerinde görülen. Güzel olan doğru ve iyi de
olabilendi aynı zamanda.
Gerçek güzelliği yeniden tanımlamayı amaçlayan Dove,
dünya çapında yürüttüğü gerçek güzellik Kampanyası ile dayatılan
güzellik anlayışının nasıl üretilmiş ve sahte olduğunu gözler önüne
serdi. Kalıplaşmış görüşler, özendirilen kişiler ve kaybedilen değerler.
Güzellik anlayışı nasıl bu kadar değişti? Yeni nesillerin, basmakalıp
güzellik kavramlarının peşinden koşmaktansa, kendi güzelliklerini
anlamalarını ve kendine güvenli bireyler olarak yetişmelerini hedefleyen
Dove, gerçek güzellik kavramı odaklı reklam kampanyası
çerçevesinde güzelliğe dair ön yargıları sorguladı.
Croce ise, tarih ve edebiyat incelemelerinden sonra
felsefeye varmıştı. Felsefeye karşı duyduğu ilginin de, eleştiri ve
estetik sorunlarının izlerini taşıması tabiîydi. En büyük kitabı
Estetik tir (1902). Sanatı, metafiziğe ve bilime tercih etmektedir.
Bilimler bizi bireysel ve şimdiki gerçek olandan alıp gittikçe,
matematik soyutlamalara götürmekte, sonunda pratik önemi olmayan, önemli
sonuçlara vardırmaktadır. Ama sanat bizi doğrudan doğruya özel kişiye,
biricik olguya, somut birey biçiminde sezgi yoluyla algılanan felsefi
evrensele götürmektedir. Bilginin iki biçimi vardır, ya sezgisel ya da
mantıksal bilgidir. Hayal gücüyle elde edilen bilgi ile akıl yoluyla
elde edilen bilgi, bireyin bilgisi ile evrenselin bilgisi, tek tek
nesnelerin bilgisi ile aralarındaki ilişkilerin bilgisi, tek tek
nesnelerin bilgisi ile aralarındaki ilişkilerin bilgisi, ya imajlaın ya
da kavramların eseridir. Bu bakımdan, sanatın başlangıcı, imaj biçimleme
gücündedir. Sanat yalnızca hayal gücü tarafından güdülür. Tek serveti
imajlarıdır. Nesneleri sınıflandırmaz, onları gerçek ya da hayali diye
ayırmaz, onları nitelendirmez, tanımlamaz onları duyar ve sunar o kadar.
Hayal gücü düşünceden önce geldiği ve düşünce için gerekli olduğundan,
zihnin sanat ya da imaj biçimleme faaliyeti, mantıksal ve
kavrambiçimleme faâliyetinden önce gelir. İnsan, hayal eder etmez bir
sanatçıdır, düşünmeye başlamadan çok önce.
Yaratmaktan çok, hayal etmek olan şu estetik duygusu bile içe doğru bir
anlatımdır. Bir sanat eserini anlama ya da beğenme derecesi, portresi
çizilen gerçeği doğrudan doğruya algılamayla görme yeteneğine bağlıdır,
yani kendimiz için anlamlı bir imaj biçimleme gücümüze bağlıdır. Güzel
bir sanat eserini yaşarken, daimâ kendi sezgimizi ifâde ederiz.