Göğüs Küçültme
Göğüs küçültme ameliyatı, özellikle doğum sonrası ya da
aşırı kilo alma sonucu çok fazla büyüyen göğüs boyutlarının normal ölçülere
küçültülmesi amacıyla yapılır.
Göğüs küçültme büyük bir ameliyattır
bu nedenle
genel anestezi
altında yapılır.
Göğüs küçültme
ameliyatı yanında
karın germe
estetiği gibi diğer bir büyük ameliyatın yapılması sağlık açısında risklidir.
Çünkü her iki ameliyatta da önemli miktarda kan kaybedilmektedir. Göğüs
küçültme ameliyatında çıkarılan meme dokusu içinde bulunan kan kaybedilmektedir.
Ayrıca ameliyat sırasında kanama kontrolü yapılırken ve ameliyat sonrasında
da hastanın pıhtılaşma sisteminin çalışma durumuna bağlı olarak değişen
oranda ek olarak kan kaybedilmektedir. Kan kaybı belli bir oranın üzerine
çıkması halinde hastaya kan nakli gerekebilmektedir.
Aşırı büyük göğüsler omuz boyun ve sırt ağrılarına neden olmaktadır. Ayrıca
omurgada duruş bozuklukları, eğrilikler, göğüs altında egzema, pişik, mantar
enfeksiyonları, kötü koku oluşabilmektedir. Tüm bu yakınmalar göğüs küçültme
ameliyatı ile düzelmektedir.
Ameliyat öncesi devrede göğüs küçültme hastasının rutin kan biyokimyası,
akciğer grafisi, kalp grafisi (EKG) incelenir. Bunun dışında özellikle ailesinde
göğüs kanseri bulunan, doğum yapmamış ya da emzirmemiş olan ve bu nedenlerle
riskli guruba giren bayanlarda ameliyat öncesinde göğüs ultrasonu çekilmesi
ve incelenmesi uygun olur. Ultrasonda şüpheli bir durum varsa ya da hasta
40 yaş üzerinde ise mamaografi istenir. Ayrıca hastanın 1 ay önceden eğer
içiyorsa sigarayı kesmesi gerekir. Sigara hem yara iyileşmesini bozar, hem
de damarları daraltarak göğüs başı, göğüs derisi ameliyat kısımlarında doku
ölümüne (nekroz) ve dikiş açılmasına neden olabilir.
Göğüs küçültme işlemi sırasında meme dokusu belli yerlerinden kesilerek
çıkarılmaktadır. Bunun için ameliyat öncesinde yapılan çizim ve ölçüler
çok önemlidir. Ameliyatta bu çizime göre kesiler yapılmaktadır. Bu ölçüm
yapılırken öncelikle göğüs başının gelmesi gereken yer hesaplanır. BUndan
sonra bu nokta merkez alınarak göğüs kalıbı ile ameliyat çizimi yapılır.
Göğüs kalıbı bir koninin açılımı şeklindedir. Kapatıldığı zaman göğüs şeklini
alacaktır. Göğüs küçültme konusunda günümüze kadar değişik yöntemler
uygulanmıştır. Son yıllarda en geçerli yöntem alt tabanlı (inferior) tekniktir.
Göğüs küçültmede tüm yöntemler göğüs başı halkasının beslenmesini temel
alır. Yöntemlerin farkı göğüs başının beslenmesi kanlanması ile ilgilidir.
Alt tabanlı teknikte göğüs başı beslenmesi göğüs alt kısmından gelen bir
sap üzerindedir. Göğüs küçültme ameliyatında en önemli konulardan biri göğüs
başı halkasının beslenmesi hissinin korunmasıdır. Ancak tüm ameliyatlarda
çok az da olsa göğüs başı his kaybı riski vardır.
Ameliyat deri kesileri ile başlar. Yeni göğüs yapısını oluşturacak deri
kılıfı dışında kalan bölgelerin göğüs başı sapı kısmı deri yüzeyel kısmı
soyulur çünkü dikilirken bu kısımlar göğüs içinde kalacaktır. Daha sonra
gereken yerler kesilerek göğüs küçültülür. Çıkarılan göğüs dokusu tartılır.
Titiz bir kanama kontrolünden sonra öncelikle ana dikişler konur. Göğüs
şekli ayarlandıktan sonra diğer dikişlere geçilir. Göğüs dokuları en derinden
başlamak üzere tabaka tabaka dikilir. Bu safhada en az 3 ayda eriyen uygun
kalınlıkta deri altı dikişleri kullanılır. Deri altı ortalama 3-4 tabaka
şeklinde dikilir. Deri dikişleri ise estetik çok ince dikişlerle ya da gizli
dikişle yapılır.
Göğüs küçültme ameliyatından sonra göğüs başı halkası etrafında, buradan
aşağı inen dikey bir çizgi ve göğüs altında yatay bir çizgi yani ters T
şeklinde bir iz kalacaktır. Ameliyat öncesi hastaların bu iz hakkında fikir
sahibi olmaları için göğüs küçültme resimleri gösterilir. Ameliyattan sonra
ne kadar iz kalacağını önceden saptamak mümkün değildir. Sezaryen ya da
apandisit izi bir örnek oluşturmaz çünkü synı hastanın farklı yerlerinde
farklı oranda iz kalabilir. Genel olarak açık tenli bayanlarda daha az iz
kalmaktadır. GÖğüs küçültme ameliyatında
göğüs dikleştirme
ile aynı izler kalmaktadır. Göğüs dikleştirme aynı prensibe göre planlanmakta
farklı olarak göğüs dokusu çıkarılmadan sadece deri fazlalığı çıkarılarak
yapılmaktadır.
Göğüs küçültme ameliyatı sonrasında emzirme problemi olabilr çünkü ameliyatta
kesilen ve çıkarılan göğüs dokusu tamamen süt kanallarından oluşmaktadır.
Göğüs küçültme işlemi yapılırken zorunlu olarak kanallar kesilmektedir.
Buna rağmen inferior saplı teknikte süt kanallarının üçtebiri korunabilmektedir.
Bu nedenle emzirme problemi olmayabilir ancak bunun olasılığını vermek mümkün
değildir. Çünkü ameliyat olmayan normal göğüslerden de bazen süt gelemeyebiliyor.
Günümüzde bebek mamaları çok geliştiği için emzirme problemi giderek önemini
kaybetmiştir.
Göğüs küçültme ameliyatı ile göğüs ortalama üçte birine küçültülebilir.
Bazen sınırlar zorlanarak daha fazla da küçültmek mümkündür. Örneğin sütyen
ölçüsü göğüs küçültme ile 100 D den 85-90 B ye inebilmektedir.
Göğüs küçültme ameliyatından sonra hastalar büyük ölçüde rahatlamakta, aşırı
büyük göğüslerin neden olduğu yakınmaları geçmekte ya da azalmaktadır. Ameliyat
sonrası 10 gün koruyucu antibiyotik kullanılır. Ameliyat sonu hastanede
1-4 gün yatış gerekebilir. Bu yatış süresi içinde göğüs içine konulan drenler
çekilir. Drenlerden sızıntı belli bir seviyenin altında ise daha erken çekilebilir
ve taburcu edilir. Hasta 3-4 defa pansumana çağrılır. Dikişler ise 15-18
günde alınır. Son zamanlarda büyük ölçüde gizli ve eriyen dikiş kullanılmaktadır.
Böylece dıştan görünen dikişler daha da azalmıştır. Burada bulamadığınız
konular için
sorular
sayfama bakabilirsiniz.