Hipospadias - Estetik Plastik Cerrahi Öğrenci Ders Notu
Hipospadias anterior üretranın inkomplet gelişimi sonucu
oluşan konjenital bir anomali olarak tanımlanabilir.
Hipospadias erkek çocuklarda klasik
olarak penisin anatomik ve gelişimsel üç anomalisinin birlikteliği olarakda
tanımlanabilir..
1. üretral meatusun, glans penisin ventral yüzünden perineye kadar ventral
yüzde herhangi bir yere anormal açılımı
2. penisin anormal ventral eğriliği(kordi)
3. prepusyumun dorsalde bir başlık ‘hood’ halinde ve ventralde eksik oluşması
şeklinde anormal yerleşimi ikinci ve üçüncü tipik özellikler her olguda
görülmezler.
Üriner ve genital yollar fizyolojik olarak ayrı olmasına rağmen embriyolojik
ve anatomik olarak çok yakın ilişkidedirler. İnsan genital organ embriyolojisinde
iki evre mevcuttur.
1. Cinsiyet ayrımı yapılamayan başlangıç evresi( seksüel indifferent evre)
2. Erkek veya dişi diferansiasyonun olduğu ikinci evre(seksüel diferansiyasyon
evresi)
İlk 8 hafta başlangıç evresini oluşturur. Primitif gonadların testislere
veya ovaryumlara dönüşmesiyle indifferent dönem sona erer, genital organlar
erkek veya dişi görünümü almaya başlar. Bu differansiasyonun tetik mekanızması
tam olarak anlaşılmamıştır.Erkek gonadal diferansiasyonundan H-Y antijeninin
aktivasyonu sorumlu tutulmuştur Hipoteze göre eğer zigot XY kromozomuna
sahipise Y kromozomu tarafından aktive edilen otozomal kodlu prekürsör bir
madde H-Y nin salınmını sağlar. Bu da tetik mekanizmanın başlatıcısıdır.
Aseksüel evre de zigot oluştuktan sonra hızlı hücre bölünmesi başlar. 7-8.
günde blastokist oluşur. İkinci haftanın sonunda ektoderm ve endoderm tabakasından
yapılı embrionik disk oluşur. Embiryonik diskin kaudal ucunda ektodermin
proliferasyonu başlar, orta hatta primitif çubuğu oluşturur. Bu çubuktan
ektoderm ve endoderm arasındaki üçüncü tabaka olan mezoderm gelişir. Mezodermal
hücreler prolifere ve migrate olmaya başlar. Böylece ektoderm ve endodermi
birbirinden ayırır. Primitif çubuğun kaudalinde ektodermin ve endodermin
yapışık kaldığı ve araya mezodermin girmediği bir alan mevcuttur. Bu alana
kloakal membran denir. Prolifere ve migrate olan mezodermal hücreler membran
etrafında bloke olarak birikir. Böylece kloakal çıkıntı oluşur. Kloakal
bölgede daha hızlı büyüme sonucu embrio içe doğru bükülür, kuyruk oluşur
(21. gün). Kloakal membran infraumblikal bölgededir. Embrionun kaudal ucunda
hintgut denen tüp gelişir. Bu kör bir kese halinde kloakal membranın dorsalinde
sonlanır. Buna kloaka denir. Kloakal kıvrımlar büyümeye devam eder. Beşinci
haftanın sonunda konikal bir genital tüberkül kloakal membranın hemen önünde
orta hatta belirir. Aynı zamanda kloaka içinde transvers bir mezenkimal
yapı fark edilir. Bu septum aşağı inerek 6-7. haftada kloakal membranla
birleşir ve perineyi oluşturur.
Kloakal membranı ürogenital ve anal membrana ayırır. Ürogenital foldlar
kloakal membranın ventral pozisyonunda bulunur. Anal foldlar ise dorsal
parçasında bulunur. Genital tüberkül uzar ve şişerken ürogenital membran
büyür, rüptüre olur, ürogenital ostiumu oluşturur. Beşinci haftada gonadal
çıkıntı, orta hat dorsum mezenteri ve nefrojenik kord arasında oluşur. Primordial
germ hücreleri yolk sac duvarında gonadal çıkıntıya migrate olur. Gonadlar
bu hücrelerden gelişir. Üzerindeki epitelyumdan seks kordları gelişir (6-8.hafta).
Erkekte bu kordlardan seminifer dutuslar gelişir. Leydig hücreleri bu kordlar
arasındaki mezenşiumdan gelişir. H-Y antigeninin aktivasyonu sonucu primitif
gonadlar testislere diferansiye olur, bu da seksüel diferansiyasyonu başlatır.
Erkek diferansiyasyonu için testislerin fonksiyonel olması , yani hormon
üretebilmesi gerekir. Dişi fenotipi için herhangi bir hormon gerekmemektedir.
Erkek farklılaşması için testislerden iki hormon salgılanır. Birincisi Müllerian
Regresyon Hormonu, bu paramezonefrik duktusların regresyonundan sorumludur.
İkincisi ve daha önemlisi testosteronun sentez ve sekresyonu. Wolf kanalının
farklılaşmasından, onun metaboliti olan dihidrotestosteronda prostat ve
erkek dış genital organ gelişiminden sorumludur. Hormon salınımıyla beraber
genital tüberkül uzar, üzerindeki olukda beraberinde taşınır. Tüberkül fallus
halini alır. Fallus abdominal duvara dikleşir. Üretral oluk uzarken açılmış
ürogenital ostiumdan , şaftı boyunca derinleşir. 3. ayla beraber üretral
foldlar oluk üzerinde füzyona uğramaya başlar. Bu kapanma proksimalden distale
ilerler. Bu ilerleyiş hipospadiasın anatomik lokalizasyonunu açıklar. Orijinal
ürogenital ostium kapanır. Üretral kapanma glans penise doğru ilerler, glanstaki
oluk derinleşir ve kapanır. Fakat füzyon olmamıştır. Üretral meatus bu aşamada
koronadadır. 12. haftanın sonunda üretral açıklığın her iki tarafından bir
deri yuvarlağı çıkar, penis şaftını sararak preputimu oluşturur. Preputium
glans üzerinde büyüdükce meatus glans tipindeki nihai lokalizasyonuna ilerler
(13. hafta). Penis formasyonuyla simultane olarak scrotum oluşur. 8 haftada
genital tüberkül uzadıkca labioscrotal şişlikler görülür. Bunlar orta hatta
birleşir ve scrotumu oluşturur.
Hipospadias muhtemelen üretral oluğun kapanması sırasında leydig hücrelerinden
testosteron salınmının erken sonlanması sonucu oluşmaktadır. Bu muhtemelen
leydig hücrelerinin prematür involusyonu sonucudur. Yetersiz androjen salınımıda
bu sonucu doğurabilmektedir. Hipospadiasın, mesajı alacak embrionik fallus
hücrelerinin reseptör düzeyinde duyarsızlığı nedeniyle de olduğu ileri sürülmektedir.
Anatomi
Penis gövdesinde hacmi oluşturan üç erektil yapı mevcuttur. Bunlar çift
korpus kavernoza ve bunların arasında ventralde uzanan corpus spongiozum
dur. Her biri tunika albuginea denilen fibröz kapsülle çevrilidir. Üretra
korpus spongiozum arasından geçer ve bu yapının konikal genişlemesi olan
glans penis ucunda sonlanır. Penis derisi altında Dartos fasiası vardır.
Bu yapı gevşek konnektif doku içerir ve içinde lenfatikler ve süperfisyal
dorsal venler seyreder. Kavernozumların ortasında santral arter bulunmaktadır.
“Buck” fasiası “Dartos” fasiası altındadır ve prepisyuma (sünnet derisi)
doğru distale uzanır. Korpus Kavernozumları birlikte spongiozumu ise ayrıca
sarar. Tunika albuginea sert fibröz yapıdan oluşmuştur ve erektil yapıları
ayrı ayrı sarar ve onları sınırlar. Hipospadiasta meanın distalinde korpus
spongiozum ve üretra yoktur. Dartos ve Buck fasyasının yerini fibröz bir
oluşum almıştır, kordi denir, bu penisin ventrale doğru eğrilenmesinden
sorumludur.
Arterleri; a. İliaca internanın dalı olan internal pudental arter, a. profunda
penis, a dorsalis penis ve a. üretralis i verir
Sinirleri; n. pudentalis in(S2-S4) dalı olan dorsal penis siniri, ayrıca
büyük ve küçük kavernozal sinirler mevcuttur.
Hipospadiasın anatomik lokalizasyonuna göre bir sınıflama yapılmıştır.
1. Glanuler(koronal)
2. Subkoronal
3. Distal penil
4. Midşaft
5. Proksimal penil
6. Penoskrotal
7. Skrotal
8. Perineal
Eşlik Eden Bulgular
Aarskop, hipospadiaslı hastalarda sitogenetik analizler yapan ilk kişidir.
Araştırmacı glanuler hipospadiaslı tüm vakalarda normal karyotip tespit
etmiştir. Hipospadiasa en sık eşlik eden hastalık inmemiş testistir. Hipospadiaslıların
% 9.3 üne inmemiş testis eşlik eder. Distal hipospadiaslarda bu oran %4.8,
middle olanlarda %6.2 ve proksimal olanlarda ise %31.6 olarak bulunur. Inguinal
herni de %9.1 gibi yüksek bir insidansla hipospadias a eşlik eder. Distal
hipospadiaslarda bu oran %7, middle olanlarda %8.5 ve proksimal olanlarda
ise %17 olarak bulunur. Hipospadias a eşlik eden diğer ürner sistem anomalileri
şöyle sıralanır; üreteropelvik darlık, ağır reflü-, renal agenezis, renal
ektopi veya füzyon, verimontanum hipertrofisi ve daha az olarak tüm anomaliler.
Hipospadiasın ağır formlarında interseks araştırması mutlaka yapılmalıdır.
Karyotipiyle genetik seksin belirlenmesi, plazma ve idrar steroid seviyelerinin
biyokimyasal ölçümü, mümkünse fibroblast kültüründe androgen etkisinin saptanması
ve laparotomiyle gonadal biopsi böyle olgularda gereklidir. Bunları takiben
elde edilen sonuçlarla aşağıdaki sendromlarla ayırıcı tanı yapılmalıdır.
1. adrenogenital sendrom
2. miks gonadal disgenezis
3. reifenstein sendromu
4.incomplete male pseudohermafroditizm
5. gerçek hermafroditizm
Genellikle üriner traktın ultrasonografi ve intravenöz piyelografi ile rutin
görüntülenmesi özellikle meatus anterior ve midşaft lokalizasyonunda ise
gerekli değildir. Retrograd genitogram interseks durumundan şüpelenildiğinde
yapılır. Preoperatif değerlendirme posterior hipospadiaslılarda ayrıntılı
olmalıdır ve voiding sistoüretrografi ile prostatik utrikulusa kadar uzanan
skrotal veya perineal defektler görüntülenebilir.
Kordi - Penis Eğriliği
Normal gelişimden herhangi bir sapma varsa üretral meatus penisin ventralinde
kalır. Bunun distalinde üretral oluk yüzeyel depresyon halindedir. Glans
düzleşir, dartos- buck fasiaları ve corpus spongiosumu oluşturacak mezenşim
differansiye olamaz. Yerine inelastik fibröz doku oluşur. Bu üretral meatustan
glansın ventral yüzüne uzanan yelpaze şeklinde banttır. Ereksiyonda penisi
sınırlayarak kordi deformitesine sebep olur. Preputium ventralde kordi bandının
genişliği kadar defektlidir. Günümüzde penis eğriliğinin nedenini açıklayan
3 esas teori söz konusudur:
1. üretral pleytin anormal gelişimi,
2.üretral meatusta anormal fibrotik bir mezenşim dokunun varlığı ve
3. korpuslar arası uyumsuzluk ya da normal dorsal korpus kavernozum ile
anormal ventral korpus dokusu arasındaki farklı büyüme.
Kordi varlığında bunun düzeltilmesi en önemli sorundur. Artifisyel ereksiyon
testi 1974’ te Gittes ve Mc Laughlin tarafından ilk kez tanımlanmıştır.
Kordi düzeltilmesi için bu teknik bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü hem
uygulanımı kolaydır, hem de kordinin ölçümü ve başarıyla düzeltilmesini
sağlar. Penis köküne turnike tatbiki ve kelebek setle corpus cavernosuma
serum fizyolojik vermekten ibarettir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın
artifisyel ereksiyon testiyle kordi tespit edilmeli ve tamamen düzeltilmelidir.
Şurası unutulmamalıdır ki tatminkar bir ereksiyona sahip olmak ayakta ürinasyondan
daha önemlidir.
Ameliyat Yaşı
Lepore ve Kesler 2-6 yaş arasında hipospadias onarımı yapılan çocuklarla
ilgili bir prospektif çalışma bildirdiler. Yazarlar bu çocukları diğer tiplerdeki
cerrahi geçiren çocuklarla karşılaştırdıklarında negatif etkileşim, agresyon,
kızgınlık ile karakterize bir postoperative davranış kalıbı saptadılar.
Bu ve daha sonra yapılan bazı çalışmaların sonuçlarına gore Amerikan Pediatri
Akademisi, genital cerrahinin çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerinin
anlaşılması, hipospadias cerrahisindeki teknik yönler ve pediatrik anestezideki
gelişmeleri bir arada yorumlayarak hipospadias cerrahisi için en uygun zamanın
6-12 ay arasında olduğu sonucuna ulaştı. Hipospadias cerrahisi, eğer yeterli
penis dokusu varsa 1 yaş civarında yapılması günümüzün geçerli standardıdır.
Hendsle ve arkadaşlarının(2001) bildirilerinin sonuçlarında daha yaşlı hastalarda
önemli ölçülerde yüksek komplikasyon oranlarına rastlanması, onarımın daha
genç yaşlarda yapılmasını doğrulamaktadır.
Tedavi
Hipospadias onarımı için 200 den fazla teknik tanımlanmıştır. Eskiden çok
safhalı operasyonlar uygulanırdı, bugün ise artık tedavi tek safhada yapılıyor.
Tek safhalı operasyonların avantajları oldukca fazla; minimal skar, minimal
hospitalizasyon, minimal anestezi, minimal maliyet, fonksiyonel ve estetik
olarak maksimal sonuç, ayrıca komplikasyon oranı daha düşüktür. Günümüzde
komplikasyon oranının %10 civarındadır ve bunu sağlayamayan tekniklerin
kullanılmaması gerekir. İster tek oturumlu ,ister çok oturumlu olsun hipospadias
onarımının iki ana kompenenti vardır.
1. kordi rezeksiyonu
2. üretroplasti (idrar tübünün oluşturulması)
Operasyon sırasında cerrahın isteğine ve alışkanlığına bağlı olarak optik
büyütme kullanılabilir.Gerektiğinde mikrocerrahi aletler kullanılmalıdır.Dokulara
azami derecede nazik davranılması, hook yada askı sütürlerinden bol bol
yararlanılması önerilir. Üretrokutanöz fistül, onarımın açılması gibi bazı
komplikasyonlar iskemik doku nekrozlarının sonucunda olduğu hipotezine dayanarak
hipospadias cerrahisinde elektrokoter çok sınırlı kullanılmalıdır. Monopolar
koterin akımı, uzak topraklama alanına, genellikle de damarlar boyunca dağıldığı
için bu şekilde doku mikrovaskülaritesine onarılamaz zararlar vermektedir.
Bunun yerine bipolar varyantlı ince uçlu nörolojik forsepsler tercih edilmelidir.
Bazı otörler vazokonstrüktif ajan(lidokain ile seyreltilmiş 1:200000’lik
epinefrin) ve üretroplasti esnasında penis köküne aralıklı turnike uygulanmasını
önerirler Ameliyat dikişleri konusunda önemli nokta sütürler konulurken
epitelyal yüzlerin inverte olması ve subepitelyal dokuların uç uca gelmesinin
sağlanmasıdır. İyileşme sızdırmaz bir anastomoz hattı sağlar, en azından
teorik olarak üretrokütenoz fistül oluşma riskini azaltır. Hipospadiasa
eşlik eden defektlere dikkat edilmelidir. Penil kurvatür ve bunun düzeltilmesi(ortoplasti),
üretroplasti, meatoplasti, glanüloplasti ve son olarak cildin kapatılması
başlıca prensiplerdir. İyi bir hipospadias onarımı için ilk gereken şey
kordi deformitesine sebep olan bütün dokuların eksize edilmesidir.
Komplikasyonlar
Erken ve geç komplikasyonlar olarak ikiye ayrılır. En sık erken komplikasyon
kanamadır. Bu durum sürekli sızmaya bağlı olabilir ve kompresif ek pansumana
gerek duyabilir. Bazı zamanlarda belirgin postoperatif kanama hızlı eksplorasyon
gerektirebilir. Hematom persistan kanamanın sonucunda olabilir ve eğer büyük
ise yaranın eksplorasyonu ile hematomun çıkarılmasını gerektirebilir. Böyle
hastalar kanama diatezi açısından da değerlendirilmelidir. Enfeksiyon ise
nadir görülen bir komplikasyondur. Şüpheleniliyorsa kültür alınmalı, endike
ise insizyon,drenaj ve debridman yapılmalı, uygun antibiyotik tedavisi yapılmalıdır.
Ağır enfeksiyonlar tüm onarımı bozabilir. Penis ve skrotumda aşırı ödem
gelişebilir. Uygun genital destek ve sırtüstü posizyonda istirahat önerilir.
Genellikle geçici olduğundan dokunulmaz.
Geç Komplikasyonlar arasında meatal stenoz (darlık) Meatal Stenoz, üretrokütanöz
fistül, üretral divertikül, üretra darlığı sayılabilir. Darlıkların en sık
nedeni onarımdaki teknik nedenlerdir. Bunlar üretral meatusun çok dar lümenle
oluşturulması veya glanuloplastinin çok sıkı yapılmasıdır. Meatal dilatasyon
veya meatotomi hafif meatal stenozlarda denenebilir. Ancak kompleks distal
striktürün meatusu da içine aldığı durumlarda daha geniş flep prosedürleri
gerekebilir. Fistül distal darlık veya meatal darlık ile birlikte veya bunların
bir sonucu olarak bulunabilir. Diğer başarısızlık nedenleri üretroplasti
esnasında tüm epitelyal kenarların inversiyonunun iyi yapılamaması, dokuların
devitalizasyonu ve üretroplastinin üzeri yeterlibir ikinci kat ile kapatılamaması
olarak sayılır. Bu durumlarda tekrar cerrahi girişim gerekebilir.