Kepçe Kulak Asistan Ders Notu
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
Kepçe kulak deformitesi beyaz ırkta % 5 oranında görülür
ve herediter otozomal dominant geçiş gösterir. Kepçe kulak deformitesinde
kulağın üst-dış kenarı saçlı deriden 2 cm'den daha uzak, kafa ile arasındaki
açı normalden geniş (normalde 23 derece) ve kulak kıkırdak kıvrımları siliktir.
Bu görüntü kepçe kulak ve normalden büyük kulak izlenimi verir.
Özellikle okul çağındaki çocukları psikolojik olarak da etkileyen bu deformitenin
düzeltilmesi için eskiden beri birçok cerrahi yöntem tarif edilmiştir. 150
yıl kadar önce Diffenbach kepçe kulak kıkırdağını mastoide dikerek düzeltmeye
çalışmış, 1910 yılında ise Luckett tarafından deformitenin esas nedeni olan
sığ veya hiç olmayan antihelikal katlantının oluşturulmasına yönelik girişim
tarif edilerek yeni bir boyut kazandırılmıştır.
O zamandan beri bu teknikle yapılan ameliyatlarda görülen özellikle superior
crusta olmak üzere keskin antiheliks ve derin scaphal çukurluğu önlemeye
yönelik birçok girişim tanımlanarak, kulağın üst bölgesindeki kepçenin düzeltilmesi,
önden bakışta her iki kulak heliksinin antiheliksin gerisinde görünür olması,
heliksin tamamının düzgün olması, kulak arkası oluğunun aşırı azaltılmaması,
heliksin başın temporal yüzeyinden 15 mm ile 20 mm arasında bir uzaklıkta
olması ve her iki kulağın herhangi bir pozisyon için birbirinden farkının
3 mm içinde olması olarak özetleyebileceğimiz temel ilkeler ortaya konuldu.
Bu ilkeler doğrultusunda uygulanan teknikler kıkırdağı sadece kalıcı dikişlerle
şekillendirmek, kıkırdağı birkaç insizyon ile birlikte kalıcı veya geçici
dikişlerle desteklemek ve kıkırdağı anterior scoring tekniği ile dikişsiz
yada kalıcı veya geçici dikiş desteği ile şekillendirmek olarak özetlenebilir.
Günümüzde bu tekniklerden kulak kıkırdağının önden dilimlenmesi ile şekillendirilmesi
dikişsiz veya bunun dikişlerle desteklenen şekli yaygın olarak kullanılmaktadır.
Son yıllardaki yayınlardan da anlaşılacağı gibi önden kıkırdağın dilimlenmesi
dikiş ile desteklendiğinde yüksek oranlarda komplikasyonlarla sonuçlanmaktadır.
Anatomi
Kulak kepçesi iskeleti tek parça ince elastik bir kıkırdaktan oluşmuştur.
Aurikulanın prominent rimi heliks olarak isimlendirilir. Heliks hemen aşağıya
dönerken görülen küçük kabartı “darwin tüberkülü” olarak isimlendirilir.
Heliksin anteriorunda ona paralel ikinci bir çıkıntı mevcutturki buna antiheliks
denir. Antiheliks superiorda superior ve inferior crus a ayrılır. Bu iki
crus arasında fossa triangularis bulunur. Heliks ve antiheliks arasında
ise skafoid fossa bulunur. Antiheliks anteriorunda derin kaviteye konka
denir. Konka crus heliks ile ikiye ayrılır. Üst kısım simba konka alt kısım
kavum konka olarak isimlendirilir. Ayrıca tragus antitragus ve lobül de
anatomik yapılar içerisindedir. Kıkırdağı örten deri lateral yüzde kıkırdağa
sıkıca yapışmışken, medial yüzeyde oldukça gevşek bir bağ kurmuştur. Aurikula
kartilajı 0.5-1 mm kalınlığında fleksibl sarı elastik fibrokartilaj yapısında
ciltle arasında çokaz subkutanöz doku içeren bir kartilajdır.
Lobül sadece subkutan doku içermektedir. Kıkırdak bulunmaz. Aurikula ligamanları
extrinsik ve intrinsik olmak üzere ikiye ayrılır. Extrinsik ligamanlara
başa intrinsik ligamanlar kulağı dış kulak yoluna bağlarlar. Aurikula kasları
rudimenterdir. Aurikula superior , anterior ve posterior kaslar ve deri
ile kraniuma bağlanır.Kulağın lateral yüzü superfisal temporal arter tarafından
beslenirken, medial %93 olguda external karotisin dalı olan postaurikuler
arter tarafından beslenmektedir. %7 olguda aurikula medial yüzünün ana arteri
oksipital arterdir.
Aurikula lateral yüzündeki venler superfisial temporal ven retromandibuler
vene drene olurken ,medial yüzündeki venler external juguler vene drene
olur. Aurikulanın innervasyonu ise 4 tane sinir ile olur. Kulağın lateral
ve medial yüzünün alt yarısı nervus aurikularıs magnus(C2-C3) tarafından,
üst lateral yüzü V3 dalı aurikulatemporal sinir (aynı zamanda dışkulak yolu
anterior ve superiorunun duyusu) tarafından, üst medial yüzü nervus oksipitalis
minor (lesser) tarafından, dışkulak yolu posterioru ve konka Arnold siniri
(vagusun aurikuler dalı) tarafından innerve olur.
Kulak Embiryolojisi
Dış kulağın embriyolojik orijini halen tartışmalı olmakla birlikte Ewans’a
göre aurikuler protrüzyonun 3 ayda artması nedeniyle malformasyonların büyük
çoğunluğunun ilk trimesterde helikal magrinin ,antiheliks formunun ve antihelikal
crusun son şeklini altıncı ayda alması nedeniylede prominent ear deformitesi
2.trimesterde şekillenir.
Dış kulak yolu 1. brankial kleft ve komşu 1.(mandibuler),2.(hyoid) brankial
arklardan gelişir. 2 ayın sonunda ektoderm içeriye doğru çöker ve yelpaze
şekilli bir depresyon yapar. Bu primer meatus olur. Kulak bir epitel hücresi
bandıyla timpanik kaviteye bağlanır. Meatal plakta 7. ayda gelişen lümendende
audituvar kanalın kemik kısmı oluşur.bu kanallar timpanik kavite arasında
uzanan ince mezoderm diaframı timpanik zarı oluşturur.
Aurikula (kulak kepçesi) 5 haftalık embriyoda görülebilen 6 hillock(tümsek,
yumru)
dan gelişir. Bunlar 1. brankial cleft etrafında toplanırlar. 3 ü 1.arkın
posterior kenarında diğer 3 ü 2.arkın anterior kenarında yerleşirler. Bu
yapıların özel pinnal yapılarla ilişkisi bilinmemesine rağmen araştırmalar
kepçe kulak gelişmesinde katkının çoğunun hyoid arktan geldiğini göstermektedir.
1. ve 6. hillock’un pozisyonu sabittir.bunlardan tragus ve antitragus gelişir.
Mandibuler arka ait 4.ve5. hillockların gelişmesiöne rotasyonu ile kulak
kepçe sinin gelişimi tatmamlanır.
Önceleri aurikula ve primer external audituvar meatusun başın ventral yüzüne
yakın uzanırlarken daha sonra superior ve dorsale doğru hareket ederler.
Sonuçta primer meatus ve timpanik boşluk aynı seviyeye ulaşır, birleşme
başlar. Bu embriyoljik gelişme 4-8 haftalar arasında olmaktadır. Bu haftalar
arasında gelişmeyi durduracak herhangi bir faktör çeşitli derecelerde kulak
kepçe si anomalilerine neden olmaktadır.
PROMİNEN EAR’IN 3 KARAKTERİSTİK ÖZELLİĞİ
1-Antihelikal foldun oluşmaması
2-Konkaskafal açının 90 derecen büyük olması
3-Konkal fazlalık
Kepçe Kulak Estetiği Amaçları
Kulak estetiği (otoplasti) amaçları 1969 da Mc Dowell tarafından belirlenmiştir.
-üst 1/3 deki protrüzyonun eliminasyonu
-karşıdan bakışta heliksler antihelikslerin arkasında kalmalı.
-helikler düz ve regüler kenara sahip olamalı.
-postaurikuler sulkus belirgin derecede azaltılmamalı ve distorsiye edilmemeli.
-özellikle erkeklerdeheliksin dış kenarı mastoid kemiğe çok yaklaştırılmamalı
-her iki kulağın herhangi bir pozisyon için birbirinden farkının 3 mm içinde
olması
Tarihçe
prominent ear literatürde ilk kez 1845’te Dieffenbach tarafından opere edilmiştir.
1881 ‘de Ely konka kıkırdağını eksize ederek otoplasti gerçekleştirmiştir.
1900’li yılların başından beri literatürde bu deformiteyi düzeltmek için
çeşitli teknikler tanımlanmıştır. Buckett 1910, Erich 1958, Convers 1968,1963,1967’de
tanımladıkları ortak nokta kartilaja insizyon yaparak antihelikse uygun
şekil verme esasına dayanır. Mustarde ve Furnas kartilaj insizyonu yapmadan
horizantal matres sütürle daha yumuşak bir antiheliks oluşturmuşlardır.1993’te
Thomas postaurikuler cilt flebi ile kıkırdak eksizyonu olmadan otoplasti
tanımlamıştır.Cerrahi Teknikler
1.Medial yüzden sadece eliptik deri eksizyonu ile otoplasti(1845’te Dieffenbach
tanımlanmıştır.
2.Konkamastoid sütür yöntemi: sefalokonkal açıyı küçültmek amacıyla konkamastoid
periosteuma sütür ile tespit edilmiştir. 1903’te Moresttin tanımladığı bu
teknik farklı dekadlarda taraftar bulmuştur.(1955’de Ovens ve Delgoda, 1962’de
Stark ve Sounders, 1963’de Paletta Shir ve Van Norman, 1968’de Furnas 1969’da
Spina ve ark.)
3.Kartilaj eksizyon tekniği(1910 luckett): Bu teknikle belirli prensiplere
dikkat edilmelidir. Her şeyden önce 3 yaşından küçük çocuklar opere edilmemelidir.
Yapılolan işlem prominent prosedürlerine uygun olmalıdır.
Lokal anestezi ve vazokonstruktif amaçla 1/100.000 veya 1/200.000 epinefrinli
% 0.5 lik lidokain infiltrasyonu yapılır. Kulak arkadan mastoid tipe doğru
bastırılarak kulak kartilajı katlanır ve antiheliks görüntüsü oluşturulur.
Markerla boyanan düz uçlu iğne ile bu yeni antihelix boyunca iz yapılır.
Deformiteye bağlı olarak gerekirse antiheliks in her iki krurası boyunca
iz ilerletilir. Bu iz çizgi şeklinde değil noktalar şeklinde yapılır. Bu
izler kartilajın posterior yüzünde görülür ve daha sonra yapılacak insizyonun
yerini gösterir.
Posterior aurikuler sulkustan deformitenin dercesine bağımlı olarak genişliği
0.5-1.5 cm olarak değişen eliptik cilt eksizyonu yapılır.
Perikondrium intakt tutularak postaurikuler deri flebi oluşturulur. Bu flep
işaretli noktalardan 4-6 mm serbestleştirilir. Böylece kartilaj sütürleri
kolayca atılabilir. Daha sonra boyalı kısımlar boyunca kartilaja insizyon
yapılır. Bu insizyon yapılırken ateriordaki cildin kesilmemesine özen gösterilmelidir.
İnsizyon yukarı ve aşağı doğru planlanan cerrahi prosedüre yetecek kadar
uzatılmalıdır. Bu insizyondaki hafif curve en arzu edilen durumdur. Alınması
planlanan fakat alınmayan veya alınamayan ufak bir kartilaj dahi düzgün
ve güzel bir antiheliks oluşumuna engel olur.
Aurikuler kartilajın lateral yaprağı mobilize edilir ve herşeyin finali
olarak matres sütürlere gerek kalmadan yeni antiheliks oluşturulur. Bu esnada
heliks kartilajı insize edilmez . eğer aurikuler kartilajın medial kısmı
çok geniş görünüyorsa küçük elips şeklinde bir insizyon hafif dalgalı olacak
şekilde yapılabilir. Böylece yeni antiheliks daha zarif bir curve ile şekillenir.
Yeni antihelikste oluşabilecek keskin sınırı minimalize edebilmek için tek
bir insizyondansa kartilaja birkaç paralel insizyon yapılması tercih edilir.
Bu insizyonlarda kartilaj tam kat geçilmez kartilaja ince çizikler atılır.
Burada eğer cerrah tecrübeli değilse antiheliks çok keskin sınırlı olabilir
veya aurikuler kartilajın üst ve alt kısmı protrüze olabilir.
Aurikuler kartilajın heriki ucu 4/0 beyaz mersilen ile matress sütürler
ile birbirine yaklaştırılır. Tüm sütürler tek tek geçilir ve bırakılır,
bağlanmaz. Sütürler düğümlenmeden yeni antiheliksin istenen pozisyonu alıp
almadığına bakılır ve sonra düğümlenir. Sefalo aurikuler sulkus 5/0 prolenle
sütüre edilir.
Postoperatif pansuman oldukça önemlidir. Aurikuler konveksileri doldurmak
için vazelinli pamuk özenle yerleştirilir. Az bir miktarda posteriora konur.
İmmobilizasyon amacıyla posteriora ve anteriora nemlendirilmiş gazlar konur.
Bunun üzerine gece koruması için şapka gibi bir bant yerleştirilir. Pamuk
stripler 1 hafta sonra kaldırılmalıdır. Luckett tekniğinin dezavantajı yeni
oluşturan antiheliksde keskin bir sınır olma olasılığının artmasıdır. Bu
teknik için kesin kontrendikasyon aurikuler kartilajın çok ince ve yumuşak
olmasıdır.
4.Lateral kıkırdak yüzeyi intakt bırakılarak medial yüzde antihelikal fold
boyunca kıkırdağın inceltilmesi ve böylelikle daha yumuşak bir kıvrım elde
edilmesi (1947 Pierce ve ark.)Starks ve Saunders bu yöntemi kullananlar
arasındadır.
5.Matres sütür tekniği(Mustarde 1963)kartilaj insizyonu yapmaksızın horizanetel
matres sütürler konarak antiheliks oluşturma yöntemidir. Sütürün sıklığı
istenilen yeni şekle göre iyice sıkılır veya biraz gevşek bırakılır. Matres
sütürler tamamlandıktan sonra konka eğer çok fazla cup şeklini almışsa mastoid
kemik periosteuma sütüre edilir. Veya heliksin superior kısmı fold dışa
eğimli ise komşu temporal kemiğin periostuna kartilaj ve perikondrium sütüre
edilir. Aynı şekilde eğer lobül prodrüde olursa benzer sütürler inferiora
konulur.
Kulağın çıkıntısı derin konkayada bağlı olabilir. Derin konka ile relatif
olarak normal antiheliks dir. Mustarde bu durumu matress sütürlerle antihelikd
repozisyonu yaparak düzeltir.postaurikuler dikişlerin yeri doğru olmazsa
konkayı öne doğru çekebilir buna dikkat etmek gerekir.
6. Medial yüzden deri eksizyonu , lateral yüz derisinin deviasyonu ortaya
çıkaran aurikuler kıkırdağın antiheliks boyunca çizilerek zayıflatılması
yöntemidir. Bu Mustarde’nin matres sütürleri ile desteklenebilir.
7.Kartilajın çizildiği yerlerden veya inceltildiği yerlerden karşı tarafa
doğru eğilme eğiliminden faydalanma yöntemidir.(Stenstrom 1961)
8.1994’de Thomas Roma ve arkadaşları Posterior aurikuler cilt flebi tekniği
ile otoplasti tanımladı. Bu teknikte standar postaurikuler insizyonun kanlanma
ve sinirlenmenin normal şekillenmesini çaprazlayarak kestiğini post aurikuler
sulkusun özelliğinin kaybolmasına zemin hazırladığını, geniş diseksiyon
gerektirdiğini öne sürüp bunların önüne geçmek suretiyle bu tekniği kullanmışlar.
Bu teknikte postaurikuler cilt flebi kaldırılmış ve konka mastoid fiksasyon
sütürleri ve Mustarde sütürleri ile kulak medialize edilmiştir. İlk önce
elle kulak medialize edilir ve istenilen görünüm konum sağlandıktan sonra
superior sulkus sınırının1 cm uzağından başlayan distale ve superolaterale
doğru tasarlanan distal mustarde sütürü hizasına kadar ilerletilen ve inferolateraldede
son Mustarde sütürüne kadar uzanan insizyon hattı belirlenir. Eğer lobul
medializasyonuda isteniyorsa insizyonun alt sınırı lobulun arka yüzüne ilerletilir.
İnsizyon hattı postaurikuler sulkusun mdialine ve arkasına doğru ilerletilir.
İnsizyon hattına ve posterior cilt flebine 1/200.000 epinefrin içeren %5
lik lidokain enjekte edilerek hem anestezi sağlanır hem vazokonstruksiyon
hemde hidro diseksiyon sağlanır. İnsizyon yapılıp posterior bazlı flep eleve
edilir. Aurikuler medializasyonu daha önce yerleri belirlenen sütür fiksasyonu
ile yapılır. Kıkırdağın medializasyonu tamamlandıktan sonra postaurikuler
flep fazlalığı eksize edilerek yerine adapte edilir. Flebin postaurikuler
sulkusa oturması ve sulkusun açılmamasına sağlanır. Mastoid sargi 5. gün
açılır.
Cerrahi Planın Preoperatif Değerlendirilmesi
Preoperatif dönemde fizik muayene ve hikayeye yoğunlaşılır. Ebeveynler çocuğunun
operasyonunu onun farklı olmaması için ister. Çünkü çoğunlukla diğer çocukların
sataşması ve alayı operasyon için güçlü bir motivasyon nedenidir. Operasyonun
amaçları çocuğun anlayabileceği dilde ve ailesi ile konuşulmalıdır. Hastaye
yatmadan önce gece saçlar yıkanmalıdır . operasyon öncesi saç kesilmesi
gerekli değil ve operasyon odasında saçlar kesilmemelidir. Çocuklarda lokal
anestezi destekli genel anestezxi tercih edilmelidir. Lokal anestezik olarak
1/100.000 lik epinefrin içeren 1% xylocaine kullanılır.elmas blok için konkal
cup tan infiltrasyon yapılarak vagusun aurikuler dalları uyuşturulur.
Operasyon Sahasının Preoperatif Hazırlanması:
Cerrahın tercih ettiği ajan ile dış kulak ve kulak yolunun temizliği yapılır.
Kulağın görünmesine izin verecek şekilde baş drape ile kapatılır. Kulak
yoluna bir adet pamuk yerleştirerek kulak kanalı yoluyla timpanik membran
üzerinde kan birikmesi engellenir.
Sonra arzu edilen antiheliksin belirlenmesi için hafifce parmak ile helikse
bastırılarak antiheliks oluşturulur ve deri işaretlemsi yapılır. Kartialajın
patonsiyel tantuajından kaçınmak için hint boyası kullanılmadan boylu boyunca
kartlaj iğne ile boyanır.
Postaurikuler Yüzey Yönetimi Ve Deri Eksizyonu
Posterior deri eksizyonu(Luckett) derin postaurikuler sulkusu ortalayacak
şekilde yapılır.insizyon şekli oval veya dambıl şeklinde olup daralarak
v şeklinde incelerek biter bu düzgün bir kapanma sağlar.postaurikuler deri
eksizyonu altındaki subkutan doku posterior kas ve fibrokartilajanöz çevre
doku ile beraber yapılır. Eksizyon sırasında extenal auditor kanal posterior
duvarındaki kartilaja zara vermemeye dikkat etmelidir.
Postaurikuler Yüzeyin Hazırlanması Ve Heliks Kuyruğunun Belirlenmesi
Postaurikuler deri dış kenarda anti helikse kadar geniş olarak diseke edilir.
Helikal rim boyunca diseksiyon inferiorda heliks kuyruğu ile karşılaşanakadar
devam ettirilir. Heliks kuyruğu medialinden kartilajın kenarından anterior
yüze dönülür. Heliks kuyruğunun serbestleştrilmesi ile heliks kuyruğunu
kullanarak lobul pozisyonu tahmin edilebilir.
Yeni Antiheliks Elde Etme
Antiheliks in skoring işlemi sonrası memnun edici curvaturu elde
ettikten sonra tekrar posteriora dönüyoruz.tecrübe ile örenildiği gibi skoring
işlemi yapılmış kartilajın tekrar eski düz halini almaması için Mustarde
nin önerdiği ve Ellott un vurguladığı kalıcı horizantal matres sütürleri
koymak gerekir. Tercihen 3 ila 6 sütür yerleştirilir fakat bunlar hemen
düğümlenmez hepsi konulduktan sonra superiordan inferiora doğru düğümlenir.
Düğümleme işlemi sırasın anteriordan kartilajın pozisyonu kontrol edilir.
Heliks Kuyruğu Kontrolü ile Lobulun Yönetimi
Laterale deplase lobulün yönetiminde heliks kuyruğunun rolü webster
tarafından gösterilmiştir.posterior kartilaj yüzyin serbestleştirilmesi
sonrası heliks kuyruğun posteriora konka üzerine kalıcı sütürlerle hareketlendirilmesilobulunde
hareketlenmesini sağlamaktadır.
Konka Rezeksiyonuna Karşı Konkanın Repozisyonu Ve Kulağın Pozisyonu
Konkomastoid sulkustaki fibroyağ dokusu ve posterior kas dokularının önceden
temizlenmesi gerekliliği Furnas tarafından tanımlanmıştır. Konkanın yeni
pozisyonu konkanın anterioruna hafif bastırılarak mediale rotasyonla anlaşılır.
Heliks ile mastoid arası mesafe yaklaşık 15mm olacak şekilde 2 ila 3 adet
kalıcı sütür konur. Eğer aşırı medial rotasyon gereken durumlarda zorlu
set back yapılırsa belirgin biçimsizlikler veya arasıra tragusun deformasyonu
ile sonuçlanır. Bu durumda conka redüksiyonu yapılmalıdır.
Konkal Redüksiyon:
Antiheliks kenarından konka işaretlenir ve insizyon yapılır. İnsizyon bölgesi
residual skarı doğal gölge çizgisine denk geldiği için maskelenir. Konkal
kasenin içi epinefrin içeren xylocaine ile subperikondrial planda hidrodiseksiyon
yapacak şekilde yapılır. Eğri insizyonla girilerek tüm konkal kase geniş
bir şekilde diseke edilir. Sonra helikse hafif bastırarak konkal kartilajın
lateral fazlalığı görünür hale gelir ve bu eksize edilir.kartilaj non absorbabl
sütür ile tespit edilir. Cilt cerrahın tercihine bağlı olarak kapatılır.
Erken dönem komplikasyonlar
Prosedürün ilk saatlerinden ilk günlere kadar olanları içerir. Ve şunlardır.
Hematom: Hematom eğer uygun cerrahi teknikleri uyulduysa
ve doku planlarına sadık kalındıysa düşük tek basamaklı hanelerde kalır.
Vazokonstruktif ajanların metabolizmasını takiben erken postop dönemde kanama
görülebilir. Tetikleyici ajanlar kötü cerrahi teknik yada yetersiz hemostaz
gibi lokal faktörleri ve hipertansiyon yada tanı konulmamış kanama diyatezi
gibi sistemik faktörleri içerir. Aşırı ağrı aurikuler hematomun habercisidir,
özellikle unilateral veya simetrik ise kanama açısından araştırmayı zorunlu
kılar. Eğer bir hematom varsa yara hemen açılmalı pıhtılaşmış kan uzaklaştırılmalıdır.
Kanayan damar koterize edilmelidir. İnsizyon gevşek olarak pernöz dren konularak
kapatılmalıdır ve uygun ve rahat bir pansumanla kapatılarak geniş spektrumlu
antibiyotik başlanmalıdır. Eğer herhangi bir zaman periyodu boyunca tedavisiz
bırakılırsa postop ciddi bir deformite yaratabilecek yara yeri enfeksiyonu,
perikondritis veya frank kondriti gelişebilir.
Enfeksiyon: Kulak estetiği sonrası enfeksiyon sık değildir
beklenmez. Sıklıkla postopertif 1. haftada ağrı ve eritem gibi semptomlarla
ortaya çıkar yara kenarından pürülan akıntı olabilir. Katkıda bulunan faktörler
aşırı basınç veya hematom oluşumu gibi lokal , immun yetmezlik gibi sitemik
faktörler olabilir. Enfeksiyon riski tekniğin steril olmasına kesin uyum,
perioperatif parenteral veya topikal AB uygulamsı ve sütür hattına postop
AB merhem uygulaması ile azaltılır. Enfeksiyon tedavisi standart olarak
drenaj ve AB irrigasyon tedavisini ve anti psödomonal AB sistemik uygulamasını
içerir. Lokal yüzeyel bir enfeksiyon için lokal AB ler yeterlidir. Ancak
kondrit gelişmesi durumunda hastane bakımı i.v. tedavi önerilir. Ğer gerekli
ise ölü doku ve eskar iyileşmesi artırmak için debride edilmelidir.
Deri ve kartilaj nekrozu: Kartilaj nekrozu bazen ciddi
bir enfeksiyon sonrası ortaya çıkar ancak deri nekrozu her zaman kurslu
bir teknikle ilişkilidir. En sık aşırı koterizasyon, subdermal ve aksiyal
desteğini bozan kötü cerrahi diseksiyon ve çok sıkıştıran veya kulağı katlayan
pansuman deri ve kartilaj nekrozuna neden olabilir. Cerrahi girişimle orantısız
ağrı en sık şikayettir. Tedavi hematom tedavisi ile aynı ek olarak expose
kartilajı kapatmak ve sekonder kondriti engellemek için deri grefti veya
fleple rekonstruksiyon gerekebilir.
Geç dönem komplikasyonlar:
Haftalar veya aylar içerisinde ortaya çıkan, zor algılanan veya aşamalı
şikayetlerle kendini gösteren komplikasyonlardır.
Hasta memnuniyetsizliği: Bu belkide otoplasti sonrası veya
herhangi bir fasial estetik girişim sonrası rastlanan en sık komplikasyondur.
Cerrahi sonrası memnuniyet sıklıkla hasta seçimi ve hastanın preoperatif
beklentileri ile ilişkilidir. Preoperatif görüşme mükemmelden daha az ancak
daha düzeltilmiş sonuç olasılığını vurgulamalıdır. Otoplasti sonrası ikşi
taraf arasında 2-3 mm hafif asimetriler kabul edilebilirdir ve genel cerrahi
tecrübeler arasında iyi kabul edilmektedir. Hastalara bu konuda güven verilmelidir.
Ancak uygun görüldüğünde revizyonlar yapılabilir.
Sütür komplikasyonları: Bir dizi problem otoplastide sütür kullanımına sekonder
gelişir. Absorbe edilebilen sütürler lokalize deri inflamasyonunun ve kısa
dönem dikiş absesi oluşumunun en sık kaynağıdır.diğer taraftan kalıcı örgülü
sütürler daha sık olarak subklinik enfeksiyonları ve yabancı cisim granülomlarına
neden olur. Bu durumlarda olaya karışan sütürün çıkarılması küratifdir.
Ancak bu prosedür intrinsik iyileşmenin devamı için aylarca ertelenebilir.
Monoflaman sütürler daha az reaktif olmalarına rağmen kozmetik sonuçları
negatif yönde etkileyebilecek bir özellik olan kaymaya meğillidirler. Diğer
sütür ilişkili komplikasyonlar teknikteki spesifik hatalara bağlı olabilir.
Skafokonkal Mustarde sütürleri konkomastoid sütürlere göre özellikle süperior
polde subkutan plan daha yüzeyel olduğu için görünmeye meğillidir. Eğer
anti helikal folda çok distalde yerleştirilirlerse bu sütürler bow-string
deformitesine neden olur. Bu hem estetik hemde fonksiyonel bir deformitedir.
Bunlar genellikle gözlük kullanan insanlar için problem olamaktadır. Bu
deformiteye eğilim postaurikuler deri eksizyonu fazla olan durumlarda alevlenir.
Son olarak uygunsuz sütür yerleştirilmesi external aurikuler kanal oklüzyonuna
neden olan konkal kartilajın anteriora yer değiştirmesine neden olur.
Düzeltme kaybı: Korreksiyon kaybı %6.5-12 arasında bildirilen
görülme sıklığıyla en sık görülen komplikasyonlardan biridir. Kartilaj koruyucu
teknik kullanımı sırasında en sık görülür ve eğer teknik eksikliği ile ilişkili
ise postop 1 ayda görülür. Teknik kusurlar uygunsuz sütür lokalizasyonu
aşırı gerginliğe ve bir veya birden fazla sütürün çekmesine sebep olacak
az sayıda sütür yerleştirilmesi yada operasyon sırasında over korreksiyonun
az yapılmasıdır. Alternatif olarak teknik başarısızlık sadece sütür yerleştirilmesi
ile değil, konkanın yetersiz geri çekimi yada kısmi olarak kalın ve esnek
olmayan kartilajın yetersiz zayıflatılması ile ilgili olabilir.İlişkili
external travma geç dönme düzeltme kaybında sık görülen katkıda bulunan
faktördür. Bu komplikasyonun insidansı sütür çekmesini önlemek için anterior
perikondriumda yeterli kazanç sağlayacak sütür yerleştirilmesi ve konko
temporal gerilim azaltıcı sütür yerleştirilmesi ile azaltılabilir.
Kötü skarlaşma: Hipertrofik skarlaşma ve keloid oluşumu
ne sık ve spesifik olarak Afrikalı Asyalı ve İskandinavyalı duyarlı bireylerde
gelişir. Genç hastalar da özellikle postaurikuler insizyonlarda duyarlıdır.
Koruyucu önlemler sütür hattında gerilimi engelleme , doku travmasını ve
enfeksiyonu minimal seviyede tutmayı içerir. Eğer oluşurlarsa keloidler
vücudun diğer bölgelerindeki gibi tedavi edilir.
Hipostezi: Otoplasti sonrası kalıcı parestezi ve duyu defisiti nadirdir.
Büyük aurikuler sinir hasarı bu semptomların sebebi olabilir. Bunlar aylar
sonra kaybolur. Otoplasti sonrası aurikuler kan dolaşımının bozulmasına
bağlı olabilecek soğuk insensitivitesi soğuk ısırığı riskini artırır. Hastalar
bu yönden uyarılmalıdır.
Spesifik Estetik Teknik Komplikasyonlar:
Telefon Kulak Deformitesi: Daha öncede ima edildiği gibi bu deformite aşırı
konkal setback yada aurikulanın orta 1/3 ünden post aurikuler deri eksizyonun
fazla yapılması nedeniyle superior ve inferior pollerin göreceli olarak
daha çıkıntılı durması ile olur. Superior crusun yetersiz düzeltilmesi veya
düzeltme kaybı yada cauda heliksinde yetersiz düzeltilmesi veya düzeltme
kaybıda sebeb olabilir. Böyle bir aşırı düzeltmeye dikkat edilmelidir.
Ters telefon deformitesi: Bu deformite genellikle aşırı
midkonkal duvar yüksekliğinin tanınamaması veya yetersiz değerlendirilmesinden
kaynaklanan orta 1/3 çıkıntının devam etme durumudur bu durumda retropozisyon
denenebilir ancak konkal setback yapılmazsa izole anti helikal katlama ile
başarılı olunamaz. Karakteristik bir konkal kötü hizalama ortaya çıkar.
Vertikal Direkt Deformitesi:Bu takma ad oblikten çok vertikal olarak yerleştirilmiş
bir mustarde sütürün sebep olduğu belirgin abartılmış vertikal skafal katlanma
ve bükülmüş helikal rime denir. Bu deformite heliks ve anti heliksin doğal
eğrisel arkına uyan uygun sayıda sütürün sağ görülü olarak yerleştirilmesi
ile önlenebilir.
Aşırı düzeltme ve gizli heliks deformitesi: Aşırı konka
rezeksiyonu yada deri eksizyonu aşırı düzleşme yada kulağa doğal olmayan
aşağı saplanmış görünüm veren konka geri çekilmesine sebep olur. Bundan
daha sık olarak görünen durum ise konkanın az düzeltilmesi ve bunu telafi
edici antihelikal katlantının aşırı düzeltilmesinin fazla yapılmasıdır.
Bu durum ise anti heliksin önden bakışta en lateraldeki çıkıntılı yapı olarak
göründüğü saklı heliks deformitesi olarak adlandırılır.
Antihelikal büzüşme: Çok yakın yerleştirilmiş kartilaj
segmentini içine alan veya çok sıkı düğümlenmiş Mustarde sütürleri istenilen
anti heliksin yumuşak yuvarlaklığına uymayan kaba bir creas üretir. Benzer
olarak 6mm daha geniş ısırıklar skafada buruşma ve dalgalanmaya neden olur.
Antihelikal malpozisyon: yeni anti helikal katlantının
doğal olmayan helikse göre anteriordaki pozisyonu kulak için çok geniş bir
skafaya sebep olur.
Belirgin tragus: Bu senaryo karşılayacak yeterli postaurikuleer
doku eksizyonu olmadan yapılan belirgin konkal setback girişimi sırasında
olur. Dolayısıyla belirgin postaurikuler doku anteriora ve dışa doğru konka
üzerine karşı basınç uygulayarak belirgin tragusa neden olur.
Kulakta Sıralı Kabartılar: İnsizyonel kartilaj kesme teknikleri aurikuler
kartilajı belirgin olarak destabilize eder. İyileşme süresince değişen gerilim
kuvvetleri görünür basamak deformitelerine ve kabartılara neden olur. Bu
nedenle kesme tekniklerimizi hafif abrazyon veya belirgin sert kartilaj
varlığında nadir olarak anterior antihelikal yüzeyin skoringi ile sınırlandırılmalıdır.
Bu şekilde görünür kontur bozuklukları engellenir.
Asimetrik kulak: Her iki tarafada sütür yerleştirilmesi
ve herbir konkamastoid sütürün çekme vektörlerinin eşit olması superior
inter aural simetriyi sağlanması açısından kritikdir. Bu ihtiyacın yeterli
karşılanmaması yüksek derecede kabul edilemez asimetri ile sonuçlanabilir.
Prosedür boyunca sık yapılan yeniden değerlendirme ve her iki kulağın karşılaştırılması
doğal ve kalıcı bir sonuç elde etmeyi kolaylaştırır. En son sütür düğümü
sıkılaştırılması cerrah kesin ve doğru sütür yerleştirdiğinden emin olana
kadar ertelenmelidir.
Kepçe Kulak Estetiği ile ilgili konular
Yasal Uyarı
Bu sitedeki bilgi yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup,
reklam, tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımamaktadır. Daha ayrıntılı
bilgi için
Uyarılar sayfasını okuyunuz.
--->>
SORUNUZ
VARSA GÖNDERİNİZ!
Yağlı Boya Tablolarım