Mastektomi sonrası Meme Rekonstrüksüyonu
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
Meme yüzyıllar boyunca dişiliğin, bereketin, şefkatin, verimliliğin, şehvetin,
anneliğin simgesi olmuş sekonder seks karakteridir. Genel olarak kadınların
dokuzda biri hayatları boyunca meme kanseri ile tanışmaktadırlar. Meme kanseri
kadınlarda akciğer kanserinden sonra en sık görülen 2. malignitedir ve kadınlardaki
tüm kanserlerin üçte biri meme kanseridir. İkibinbir yılında Birleşik Devletler’de
yaklaşık 192,200 hasta meme kanseri teşhisi almıştır. Sonraki 20 yıllık
sürede 400.000 yeni vaka beklenmektedir. Bu sayı mastektomi sonrası deformitelerin
sıklığı hakkında bilgi vermektedir.
Meme rekonstrüksüyonu hastası,
ölüme çok yaklaşmışken kendisine yeniden yaşama şansı verilen ancak ne kadar
daha yaşayacağı da herkesten daha fazla belirsiz olan kadındır. Aynı zamanda
meme kanseri hastası olduğu unutulmamalıdır. Böyle bir hasta ile plastik
cerrah daha meme kanseri tanısı konduğunda karşılaşabilir veya mastektomiden
sonra karşılaşabilir.
Bugün meme kanseri radyolog, genel cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu,
patolog, psikiyatri ve hemşireden oluşan bir ekip tarafından tedavi edilmelidir.
Plastik cerrah bu takımın bir parçası haline gelmiştir ve plastik cerrahın
rolü fonksiyonel ve kozmetik sonuçları geliştirerek psikolojik etkileri
azaltmak ve sonuçta hastaların yaşam kalitesini arttırmaktır. Birkaç yıl
önce plastik cerrah tedaviden yıllar sonra rekonstrüksüyon için çağrılırdı.
Bugün artık çoğunlukla rekonstrüktif cerrahi kanser tedavisinin ilk ameliyatında
yan etkiler olmadan gerçekleştirilmektedir.
ANATOMİ
Meme toraks ön duvarında m. pektoralis major kasının üstünde kısmende lateralde
m. serratus anterior kasının üzerinde yer alır. Anatomik sınırları üstte
2. ve 3. kosta, altta 7. ve 8. kosta, lateralde ön aksiller çizgi, medialde
parasternal çizgidir. Meme yüzeyel fasiyanın iki yaprağı arasında bulunur.
COOPER ligamentleri memeyi pektoral fasyaya asarak destekleyen yapılardır.
Nipple ise 4. interkostal aralıkta midklavikular hattın lateralinde, midhumeral
çizginin 2-3 cm altında yer alır.
Memenin beslenmesi temel olarak 3 arter tarafından sağlanır;
1) A. Mammaria interna(IMA): Bu arter meme beslenmesinin % 60’ını sağlar.
Özellikle memenin medial bölümünü besler. Sternum lateralinde 6-10. kostalar
arasından gelir ve areolaya da dallar verir.
2) A. Torasika lateralis: Subklavian arterin dalıdır. Memenin beslenmesinde
2. önemli vasküler yapıdır. Memenin %30’unu, üst dış kadranı besler.
3) 3., 4., 5. interkostal arterler.
Memenin venöz drenajı ise yüzeyel ve derin venler olmak üzere iki planda
sağlanır. Derin venler vertebral ven ve V. Azygos aracılığı ile vena cava
superiora olur. Yüzeyel sistem ise longitudinal ve transvers yönde uzanarak
internal torasik ve alt boyun venlerine drene olur.
Memenin innervasyonu şu şekilde olur; üst kısım servikal pleksusun 3. ve
4. dalları ile olur. Lateral kısmı ise 2-7. interkostal sinirlerin anterior
kutanöz dalları ile olur. Alt ve iç kısım ise anterior kutanöz sinirin medial
dalları ile olur. NAK duyusu ise 4. interkostal sinirden gelen lateral kutanöz
sinir ile olur.
Memenin 4 ana lenf sistemi vardır;
1) kutanöz,
2) internal torasik,
3) interkostal,
4) aksiller.
MASTEKTOMİ ÇEŞİTLERİ
En çok kullanılan mastektomi çeşitleri;
Lumpektomi
Kadrenektomi
Basit Mastektomi
Modifiye Radikal Mastektomi
Radikal Mastektomi
Subkutanöz Mastektomi.
Lumpektomide sadece kitle çıkarılır. Kadranektomide ise memenin bir kadranı
alınır. Basit mastektomide sadece meme dokusu derisi ile birlikte çıkarılır.
Radikal mastektomide meme dokusu derisine ilaveten pektoralis major kası
çıkarılır ve aksiller diseksiyon yapılır. Modifiye radikal mastektomide
ise pektoralis major kası çıkarılmaz. Subkutanöz mastektomide, meme bez
dokusunun büyük bir kısmı çıkarılırken meme dokusu ve areola muhafaza edilir.
Halsted’in göğüs duvarındaki cilt ve kasın tamanını aksiller anatomiyi de
içerecek şekilde yaptığı radikal mastektomiden günümüze geçen 50 yılda mastektomi
teknikleri değişmiştir. Bugün biliyoruz ki direkt tümör ile invaze olmadığı
sürece meme kanseri deri korunarak tedavi edilebilmektedir. Meme dokusu,
NAK ve biopsi skarı mastektomi materyaline dahil edilerek mastektomi gerçekleştirilir.
Birçok vakada bu oblik yerleşimli eliptik bir eksizyonla NAK ve biopsi skarını
içerecek şekilde yapılabilir. Eğer meme kanseri teşhisi ince iğne biopsisi
veya iğne-kor biopsisi ile konmuşsa mastektomi periareolar insziyon yoluyla
yapılabilir.
İnframammarian kıvrımın ve üzerindeki cildin korunması en iyi rekonstrüktif
sonuca ulaşmak için esastır. Başlangıçtaki mastektomi tekniklerinde inframammarian
kıvrım üzerindeki doku ve altındaki adipöz dokuyu içerecek şekilde kostalara
kadar çıkartılırdı. Meme derisinin korunması anatomik rekonstrüksiyona imkan
tanımaktadır. Çeşitli uzun dönemli çalışmalarda meme derisini koruyucu mastektomi
ile konvansiyonel mastektomi arasında lokal rekkürens açısından fark olmadığı
gösterilmiştir.
“Sentinel” nod yaklaşımında aksiller lenf nodu metastazı olmayan meme kanserli
hastaların % 70’inde aksiller lenfatik anatomi korunmaktadır. Aksiller anatominin
korunması lenfödem riskini ve postoperatif ağrı sendromunu ortadan kaldırmaktadır.
REKONSTRÜKSİYON YÖNTEMLERİ
1. Sadece implant yerleştirilmesi
2. Doku genişletici uygulanması
3. Latissimus dorsi kas deri flebi ve implant uygulanması
4. TRAM flep
5. Gluteal free flep vb.
İMPLANT VE DOKU GENİŞLETİCİ İLE REKONSTRÜKSİYON
Modern meme rekonstrüksiyonu 1960’lı yıllarda silikon meme protezlerinin
kullanıma girmesiyle hızla ilerlemiştir. Doku genişletici ile meme rekonstrüksiyonunda
modern çağ 1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında Radovan tarafından başlatılmıştır.
Protezle meme rekonstrüksüyonu,
kas ve derisi iyi olan vakalarda endikedir. Protezle total meme rekonstrüksüyonu
yapılan vakalarda elde edilen şekil çoğunlukla yuvarlaktır ve doğal pitozu
sağlamak zordur. Bu nedenle vakaların yaklaşık % 60’ında simetriyi sağlamak
için karşı taraf memeye mammoplasti yapmak gerekir. Protezle total meme
rekonstrüksüyonunda iyi korunmuş pektoral kas ve protezin yerleştirilebileceği
submusküler poş gereklidir. İnframammarian sulkus, karşı tarafa göre belirlenir.
Bunun için ameliyat öncesi dikkatli bir değerlendirme ve oturur pozisyonda
sulkusun işaretlenmesi gereklidir. Günümüzde pekçok protez seçeneğimiz vardır.
Polemik silikon jel implantla yapılan çok sayıda epidemiyolojik çalışmalarda
bunların herhangi bir malignite riski taşımadığı ancak otoimmün hastalığı
indüklediği belirlenmiştir.
Farklı implant tipleri arasında bugün en uygun olanlar 3 grupta toplanmıştır.
1. Silikon kaplı, SF ile şişirilebilen implantlar.
2. Silikon jel içeren , belirli hacimde, yuvarlak veya anatomik şekilde
olabilen implantlar
3. Doldurma sistemine göre geçici veya kalıcı olabilen ekspander protezler.
Tüm bu implantların yüzeyleri düz veya pürtüklü olmak üzere 2 tiptir. Yüzeyi
pürtüklü olanın düz olana göre kapsüler kontraktür oluşturma riski daha
azdır ama bu şimdiye kadar gösterilememiştir. Bunların tümünde komplikasyon
görülebilir. Bunlardan en sık görüleni genellikle 6-12 ay sonra ortaya çıkan
ve kozmetik sonuçları bozan kapsüler kontraksiyondur. Bu kontraktür ameliyattan
sonraki 2 yıllık takiplerde en azından %15 oranında görülür. Çok şiddetli
kapsüler kontraktürde cerrahi kapsülektomi gereklidir.
Birçok meme rekonstrüksüyonu serilerinde implantın çıkarılmasını gerektiren
cilt nekrozu veya enfeksiyon oranı %2 civarındadır. Bu komplikasyon adjuvan
tedaviyi birkaç haftadan 3 aya kadar geciktirebilir. Bu gecikme postoperatif
adjuvan kemoterapi verilmesi gereken hastalarda sorun oluşturur.
Birçok cerrah, kalıcı implant ile meme rekonstrüksüyonu yerine dokularda
ilerleyici genişleme sağlayan ekspander protezleri tercih etmektedirler.
Bu subkütan bölgeye yerleştirilen bir valf sistemi ile şişirilebilen bir
ekspander protezdir. Mevcut dokulardan onları genişletmek suretiyle yararlanmayı
amaçlayan yöntemin rekonstrüksüyonunda kullanılması 1984 yılında ARGENTA
tarafından literatüre sunulmuştur.
Ekspander pektoralis major kasının altına yerleştirilerek genellikle 2-3
haftada bir 50-100 cc şişirilir. Ekspander kalıcı protezle değiştirilirken
belirli bir derecede pitoz elde etmek için hafifçe fazla ekspansiyon yapılır.
Diğer yandan ikinci ameliyattan kaçınmak için valfı aksillada kalacak kalıcı
ekspander yerleştirilebilir. Bununla beraber uzun dönemli takiplerde kalıcı
protezden daha iyi sonuçlar elde edilememiştir. Kontraktür oranları diğer
implantlarla aynı orandadır. İnce derili bireylerde, mastektomi defektinin
deri grefti ile örtüldüğü bireylerde, radyoterapi görmüş hastalarda uygun
bir yöntem değildir.
Bostwick, ilginç bir şekilde hastalarına son seçeneğin doku genişleticiler
olabileceğini uzun uzadıya açıklamasına rağmen onlardan yine de doku genişletici
lehine seçim yaptıklarını yazmaktadır. Hastaların çoğunu bu karara ulaştıran
sebep ilave skar olmayışıdır.
Geçici ekspanderların avantajlarından biri protezi koyma esnasında muhtemel
sulkusun yeniden belirlenebilmesidir. Bu gibi ikinci operasyon simetriyi
sağlamada imkan tanımakta fakat birçok hasta çok basamaklı işlemleri kabul
etmek istememektedirler.
Anatomik doku genişleticiler rekonstrükte edilen memede alt kısmın daha
dolgun olmasını sağlayarak daha doğal görünüm elde edilmesini sağlar. Pürtüklü
yüzeye sahip doku genişleticiler ise azalmış kapsüler kontraktür riski ve
doku genişleticinin sabit yerde kalması avantajına sahiptir. Maxwell ve
Falcone valf sistemi üzerinde olan pürtüklü doku genişletici/implant ile
meme rekonstrüksiyonu yapılan 84 hastada yaptıkları bir çalışmada Baker
sınıflamasına göre III veya IV kapsüler kontraktür oranını %3 ve düşük infeksiyon
oranı ile çıkarılan port kullanılanlara göre düşük bulunmuştur. Bu bulgular
Spear ve Majidian’ın valf sistemi üzerinde olan pürtüklü yüzeyli doku genişletici/implant
ile meme rekonstrüksiyonu yapılan 171 hastada yaptıkları çalışmada da desteklenmiştir.
Bu hastalarda kapsüler kontraksiyon oranı %3, enfeksiyon oranı % 1.2, spontan
deflesyon oranı % 0.6 bulunmuştur, valf disfonksiyonuna hiç rastlanmamıştır.
Doku genişletici/protez ile rekonstrüksiyonun diğer tekniklere göre avantajları
sıralanacak olursak;
1) cerrahi işlemin basit olması,
2) renk, doku benzerliği ve duyu bakımından benzer etraf dokuların kullanılması,
3) donör saha morbiditesinin olmaması,
4) minimal insizyonel skar,
5) azalmış operasyon süresi, azalmış iyileşme sürecini sayılabilir.
Doku genişletici ve implant kullanarak meme rekonstrüksiyonu için çeşitli
seçenekler vardır. Bu seçenekler arasında standart implant veya şişirilebilir
implant ile tek basamaklı, eş zamanlı veya gecikmiş rekonstrüksiyon, daha
sonradan kalıcı implant ile değiştirilen doku genişletici ile eş zamanlı
veya gecikmiş iki basamaklı rekonstrüksiyon bulunur. Genelde doku genişletici/implant
ile yapılan eş zamanlı rekonstrüksiyonlarda seroma oluşumu, cilt nekrozu,
implant ekspozisyonu, valf fonksiyon bozukluğu, göllenme ve deflesyon gibi
komplikasyonlar daha yüksek oranlarda bildirilmiştir.
Neredeyse mastektomi geçirmiş hastaların tümü doku genişletici/implant ile
rekonstrüksiyona adaydır ancak en iyi sonuçlar orta büyüklükteki (500 gr
veya daha az) memesi olan, minimal pitozlu ve sağlıklı yumuşak doku örtüsü
olan hastalarda sağlanabilir. Büyük veya belirgin pitotik memesi olan hastalarda
prostetik rekonstrüksiyon ile tatminkar sonuçlara ulaşabilmek için diğer
memenin uyumunu sağlayacak ek işlemler gerekecektir. Daha önceden radyoterapi
almış veya tedavilerinin parçası olarak alacak hastalar doku genişletici/implant
ile rekonstrüksiyona genellikle uygun aday değillerdir. Radyoterapi görmüş
hastalarda sadece doku genişletilmesi problem olmayıp bu hastalarda aynı
zamanda kapsüler kontraksiyon, implant ekspozisyonu, enfeksiyon ve kosta
kırığı riski artmıştır.
Tek Aşamalı Eş Zamanlı Meme Rekonstrüksiyonu
İmplant ile tek aşamalı eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu için en iyi aday
küçük, yuvarlak ve minimal veya hiç pitozu olmayan hastalardır. Meme büyüklüğü
tipik olarak A veya B cup olan yaklaşık ağırlığı 300 gr’dan az olan hastalardır.
Teknik
İşlemin başarısı büyük oranda hastanın ameliyathaneye girmeden önce preoperatif
işaretlenmesi ve doğru implant seçimine bağlıdır. Tüm meme rekonstrüksiyonlarında
anahtar nokta inframamarian kıvrımdır. Bu nokta karşı taraf memede pitozu
olmayan hastalarda eski kıvrım seviyesinde tam olarak belirlenmelidir veya
hafif pitozu olan hastalarda 2 cm yukarıdan işaretlenebilir. Eğer pitoz
2 cm den fazla ise genellikle karşı taraf memenin simetrisini sağlamak için
ek işlem gerekir. İmplant seçiminde göz önünde bulundurulması gereken temel
faktör meme tabanının çapıdır. Bunun dışında diğer faktörler memenin yüksekliği,projeksiyonu
ve hacmidir. Memenin hacmi mastektomi materyalinin intraoperatif ölçülmesi
ile belirlenebilir. Genelde mastektomi materyalinin ağırlığını tartılması
seçilecek implantın cm3 olarak belirlenmesinde yaralıdır. Yuvarlak implantlar
en iyi yassı, yuvarlak memeli ve pitozu olmayan hastalarda kullanılır. Memesinin
alt kısmında dolgunluğu olan ve minimal pitozlu hastalarda en iyi rekonstrüksiyon
anatomik implant ile sağlanır.
İmplantın yerleştirileceği cebin hazırlanmasında ilk adım pektoralis major
kasının lateral kenarının belirlenmesidir ve sonra elektrokoter ile kasın
elevasyonu ile devam eder. İhtiyaç olduğunda implantın alt kısmınının subkutan
dokunun altında uzanması için medial kenarın 2-3 cm’lik alt kısmı da serbetlşetirilebilir.
Bu serbestleştirme işlemi memenin alt 1/3’lük kısmına en iyi projeksiyonu
vererek kas kontraksiyonu ile implantın daha az distorsiyone olmasını sağlar.
Hastaya postoperatif 7 gün antibiyotik tedavisine devam edilir. Drenler
24 saatlik drenaj 30 cc’in altına inince çekilir ancak 14 gün geçmesine
rağmen drenaj 24 saatte 30 cc’den fazla olsa da drenler çekilir. Bu seroma
oluşumuna neden olabilirse de daiam zmanla çözülür.
Geçikmiş İki Aşamalı Meme Rekonstrüksiyonu
Hasta seçim kriterleri implant ile tek aşamalı eş zamanlı meme rekonstrüksiyonundaki
ile aynıdır. İmplant seçimindeki dikkat edilecek ölçümlerde aynıdır. Gecikmiş
rekonstrüksiyon eş zamanlı meme rekonstrüksiyonuna göe bazı avantajlara
sahiptir. Daha az diseksiyon yapılması nedeniyle teknik olarak daha kolaydır
ve fleplerin yaşayabilirliğine dair bir şüphe yoktur. İşlem eş zamanlı rekonstrüksiyona
benzemekle beraber bazı noktalarda farklılıklar gösterir. İnsizyon daha
önceki mastektomi skarı üzerinden yapılır ve eğer gerekirse kısmen ya da
tamamen skar eksize edilebilir. Diseksiyon subkutan doku ve pektoralis major
kası boyunca ilerler. Cilt flepleri ince olan hastalarda kas kesilerek fleplere
dahil edilir ve böylece insizyonun üstünde ve altında kalan flepler daha
güvenli hale gelir. Daha önce bahsedildiği gibi memenin alt kısmında dolgunluk
sağlamak için kasın sternuma yapıştığı alt kısımlarında 2-3 cm’lik serbestleştirme
yapılabilir.
Şişirilebilir İmplant ile Meme Rekonstrüksiyonu
Belirgin cilt eksikliği olan küçük memeli hastalarda şişirilebilir implant
ile rekonstrüksiyonun çeşitli avantajları vardır. İmplant rekonstrüksiyon
esnasında kısmen şişirildikten sonra istenen hacime ulaşıncaya kadar şişirilir.
Küçük memeli, hafif pitozu olan hastalarda başlangıçta şişirme işlemi istenenden
daha fazla yapılır ve en iyi simetriyi sağlamak için 3-6 ay sonra istenen
hacime indirilir. İmplantın yerleştirilmesi diğer yöntemlerde olduğu gibidir
ancak portun yerleştirilmesi ve daha sonra çıkarılacağı mutlaka göz önünde
bulundurulmalıdır. Valf inframammarian sulkusun altına yerleştirilebileceği
gibi şişirme sırasında implantın delinme riskini azaltmak için mümkün olduğunca
uzağa başka yerede yerleştirilebilir.
Bu tür bir implant kullanmanın dezavantajları ise yüzeyel enfeksiyon ve
portun neden olduğu çeşitli sorunlardır. Bunlar valfin fonksiyon bozukluğu
ki bu sıklıkla çıkarılabilen port sistemi kullanıldığında görülür, portu
çıkarma için gereken ek işlem ve ek skardır.
İki Aşamalı Eş Zamanlı Rekonstrüksiyon
Doku genişletici ile eş zamanlı rekonstrüksiyon mastektomiden sonra dokuların
yetersiz olduğu veya istenen hacim ve şekile tek basmakta ulaşılamayacağı
zaman yapılır. Mastektomi olmuş hemen her hastaya doku genişletici ve implant
ile rekonstrüksiyon yapılabilir. Tek aşamalı rekonstrüksiyonda olduğu gibi
belirgin pitozu olmayan küçük memeli hastaların rekonstrüksiyonu daha kolaydır.
Bununla beraber doku genişletilmesi ve anatomik implantların kullanımı,
ikinci aşamada cebin ayarlanması orta büyüklükte ve hafif pitozu olan hastalarda
da rekonstrüksiyona imkan tanımaktadır. Büyük memeli ve/veya belirgin pitozu
olan hastalarda simetriyi sağlamak için diğer memeye mastopeksi veya küçültme
gerekir. Daha önce de belirtildiği gibi preoperatif veya postoperatif radyoterapi
yalnızca implant ile rekonstrüksiyon için göreceli kontrendikasyondur.
Teknik
İşaretlemede inframammarian kıvrımın belirlenmesi diğer yöntemlerde olduğu
gibi burada da en önemli noktadır. Eğer diğer memeye de bir işlem gerekiyorsa
diğer memeninde işaretlenmesi yapılır ve doku genişleticinin yerleştirilmesi
ile aynı zamanda yapılır. Bu diğer memenin final şeklini başlangıçta görmemizi
sağlayarak bize ekspansiyon ve final implant seçiminde için kılavuzluk yapar.
Doku genişleticinin seçimi diğer hastanın anatomisine ve diğer memeye bağlıdır.
Valf sistemi üzerinde olan pürtüklü yüzeye sahip anatomik doku genişleticiler
ile en iyi sonuçlar elde edilmektedir. Bunlarla kapsüler kontraksiyon ve
valf disfonksiyonuna daha az rastlanmakta ve memenin alt kısmı tercihe göre
daha fazla genişletilebilmektedir. İmplant ve doku genişletici seçiminde
meme tabanının çapı, yüksekliği, projeksiyonu ve hacmi daima göz önünde
bulundurulmalıdır. Yara kapatıldıktan sonra doku genişletici 300-500 cc
şişirilir. Ek şişirme işlemlerine postoperatif 2-4 hafta sonra başlanır,
her 2-3 haftada bir 100 cc arttırılır. Şişirmenin sıklığı ve miktarı hastanın
işlemi tolere etmesine göre ayarlanır. Ekspansiyon miktarı mastektomi materyaline
olduğu kadar karşı memeye görede belirlenir ve % 25 kadar fazla ekspansiyon
yapılır. Eğer hasta radyoterapi alacaksa ekspansiyon radyoterapiden önce
tamamlanmalıdır. Eğer hasta kemotrapi alıyorsa kalıcı implant ile değiştirme
işlemi tedavi tamamlanıp kan değerleri normale dönene kadar ertelenir. Yuvarlak
salin içeren implantlar yetersiz projeksiyonda, üst kısmı dalgalı ve üst
kısmı çok fazla meme oluştururlar. Doku genişletici yerleştirilip implantın
çıkarılması işlemi sırasında nipple’ın yeri de belirlenmelidir. Mastektomi
skarı kısmen yada tamamen eksize edilebilir, diseksiyon kası geçerek alttaki
doku genişleticiye kadar devam ettirilir. Kas implantın üzerini sağlıklı
bir doku ile kapatmak için insizyonun altındaki ve üstündeki fleplerde bırakılır.
İmplant yerleştirildikten sonra cilt kenarları gevşekce kapatılarak hasta
oturur pozisyona getirilir ve simetri ve planlanan nipple’ın pozisyonu kontrol
edilir. Karşı memede dahil olacak şekilde gerekli düzenlemeler yapılır.
Aktif dren konarak yara kapatılır.
İki Aşamalı Gecikmiş Rekonstrüksiyon
Hasta seçimi ve teknik diğer yöntemlerde olduğu gibidir ancak mastektomi
ile rekonstrüksiyon arasında 3-6 aylık bir zaman yaranın matüre olması ve
kemoteapinin tamamanlanması için yeterli bir süredir.
Sonuç
Genelde küçük memesi olan ve minimal pitozu olan hastalar doku genişletici/implant
ile rekonstrükisyona en iyi aday iken büyük memeli daha pitotik memeli hastalarda
karşı memeyle simetriyi sağlamak için girişimler gereklidir. İmplant ile
rekonstrüksiyonun diğer yöntemlere üstünlüğü cerrahi işlemin basit olması,
renk, yapı ve duyusal olarak benzer özelliğe sahip çevre dokuların kullanılması,
donör saha morbiditesinin olmaması, kısa operasyon ve iyileşme süresi olarak
sayılabilir.
Yeni valf sistemi ile birleşik olan pürtüklü yüzeye sahip anatomik implantlar
ile en iyi sonuçlara ulaşılabilmektedir. Eş zamanlı rekonstrüksiyon eğer
mastektomi sonrası fleplerin yaşayabilirliğine dair bir şüphe yoksa en uygun
zamanlamadır. Başarı dikkatli bir preoperatif planlama, eş zamanlı yapılan
rekonstrüksiyonlarda onkolojik cerrah ile koordinasyona ve titiz postoperatif
takibe bağlıdır.
OTOLOG DOKULAR İLE REKONSTRÜKSİYON
Otolog dokular ile rekonstrüksiyon 1977’de latissimus dorsi flebinin bu
amaçla kullanımı ile başlamıştır. Bu yöntem, toraks duvarı bir implant ile
doku genişlemesine uygun olmadığında seçilir. Toraks duvarının radyasyon
hasarı kas-deri flepleri için iyi bir endikasyondur. Bu teknik, vakaların
%30-40 ‘ında kullanılmaktadır. Bu amaçla en sık latissimus dorsi ve transvers
rektus abdominis kas-deri flepleri kullanılmaktadır.
Latissimus Dorsi Flebi ile Rekonstrüksiyon
Latissimus dorsi kasının üzerindeki deri adası, göğüs ön duvarına kasla
beraber transfer edilir. Cilt göğüs duvarındaki kayıp deriyi oluşturmak
için, kas da protezin üzerini örtmek için kullanılır. Total otolog latissimus
flebinin en iyi endikasyonu deri koruyucu mastektomi yapılan vakalardır.
Bu flebin kullanıldığı birçok vakada, hacim sağlamak için protez gereklidir.
Yalnızca küçük memelerde yalnızca flep ile hacim sağlanabilir.
Schneider ve arkadaşları tarafından 1977’de meme rekonstrüksüyonu için tarif
edilen standart latissimus dorsi flebi günümüze kadar çok az değişmiştir.
Bundan 6 yıl sonra 1983 yılında Yormuk ve arkadaşları da benzer deneyimlerini
yayınlamışlardır. Kas hemen deri altındadır. Kasın üzerini örten deri tamamen
bu kasdan gelen perforanlarla beslenir. Ayrıca kas kendi üzerinin etrafına
düşen 3 cm’lik deri bölgesini de besler. Latissimus dorsi kası vasküler
paterne göre kas sınıflandırmasında Tip V kas grubuna girer. Dominant vasküler
pedikülü arteria torakodorsalistir. Dominant pedikülün mastektomiden zarar
görmüş olması flep elevasyonu için bir engel teşkil etmez. Eğer serratus
anterior kasına giren dal korunmuşsa flep yine güvenle kaldırılabilir. Kas
en ince yerinde 1 cm, en kalın yerinde 2,5 cm kadardır. Humerusta intertüberküler
oluğa yapışmadan hemen önce 3 cm kadar tendinöz bir seyir gösterir. Kasın
hemen arkasında m. teres major vardır ve iki kas birlikte posterior aksiller
kıvrımı oluşturur.
Horn ve arkadaşları implanta ihtiyaç kalmadan yeterli miktarda doku içeren
latissimus dorsi kasının modifikasyonunu tanımlamışlardır. Germann ve St.
Elnau orta büyüklükteki memesi olan kadınlarda geişletilmiş latissimus dorsi
flebini tanımlamışlardır. Skapular yağ fasyasının myokutanöz flebe dahil
edilmesi implanta ihtiyaç kalmadan ekstra bir hacim kazandırmıştır.
Latissimus dorsi flebi aynı zamanda parsiyel meme rekonstrüksiyonu içinde
kullanılabilir. Bu yöntem radyoterapi almış ya da almamış hastalarda kullanılabilir.
Bu yöntemle postoperatif radyoterapi almayacaksa eş zamanlı olarak gerçekleştirilebilir
ancak radyoterapi alacaksa rekonstrüksiyon radyoterapiden sonra yapılır.
Kas ve çevreleyen yağ dokusunun genişçe hazırlandığı yeni bir teknik yüksek
oranda otolog rekonstrüksiyon sağlamakta ve TRAM flebiyle rekonstrüksüyona
iyi bir alternatif oluşturmaktadır. Bu flebin kanlanması güvenli, cerrahi
ve rehabilitasyon süresi kısadır. Sonuçta oluşan sırttaki skar kozmetik
açıdan kötüdür. En sık rastlanan postoperatif komplikasyon seromadır. Seroma
4-6 haftada geriler. Aktif dren beş gün tutulmalıdır.
TRAM Flebi ile Rekonstrüksiyon
TRAM flebi abdominoplasti ihtiyacı da olan ve implant istemeyen hastaların
seçkin yöntemidir. Buna karşılık önceden abdominoplasti ameliyatı geçirmiş
hastalarda ise perforanların kesilmiş olabileceği ihtimali nedeniyle kontrendikedir.
TRAM ilk kez 1982’de HARTRAMPF tarafından tanımlanmış ve uygulamaya sokulmuştur.
TRAM flebi yapılacak hastalar dört grupta ele alınırlar. Birinci grup; TRAM
rahatlıkla yapılabilir. İkinci grup; TRAM titiz bir çalışma ile yapılabilir.
Üçüncü grup; TRAM için marjinal hastaları kapsar. Dördüncü grup ise; TRAM
yapılamaz. TRAM için sunulan risk faktörlerinden toplam 5’den çok kötü puanı
olan vakalarda TRAM yapılmamalıdır. 2-5 arası kötü puanı olan vakalarda
TRAM yapılabilir. İkiden az kötü puanı olanlarda TRAM seçkin bir yöntem
olabilir. Risk puanlarına şu örnekler verilebilir; KOAH sahibi olmak 10
kötü puan demektir. Kronik kalp hastalığı 10 kötü puandır. İnsüline bağımlı
diabetes mellitus 10 kötü puan, insüline bağımlı olmayan diabetes mellitus
ise 5 kötü puandır. Daha önce TRAM yapmamış olmak 1 kötü puan demektir.
TRAM’de deneyim önemlidir. Serbest TRAM yapılan bir merkezdeki 185 hasta
üzerinde yapılan bir çalışma göstermiştir ki ilk 50 hastada komplikasyon
oranı % 50’ye yakın iken sonraki vakalarda komplikasyon oranı deneyim kazanıldıkça
yaklaşık % 20’ye inmiştir.
Bu, göbeğin altındaki yağ ve cildin horizantal olarak ada şeklinde transferine
imkan tanıyan, bir veya iki rektus abdominis kası üzerinden kaldırılabilen
kas-deri flebidir. Kan dolaşımı, göbek etrafına yerleşmiş, rektus abdominis
kasının perforatörleri aracılığıyla üst epigastrik arterden gelir. TRAM
flebini oluşturan kasın iki pedikülü vardır. Bunlardan inferior epigastrik
arter superior epigastrik artere göre daha büyüktür. Bölge derisini drene
eden venlerin kapakları göbek altında aşağı doğru akıma izin verirken, göbek
üstünde yukarı doğru akıma izin verir ve bu ada flep şeklinde kaldırmalarda
bazı venöz sorunlara yol açabilir. Karın duvarında başlıca 5 çift kas vardır;
m. transversalis, oblikus internus, oblikus eksternus, rektus abdominis,
m. piramidilis. Pubis ile kostalar arasında asıcı bir görev üstlenen ligamentler
önemlidir ve ameliyat süresince mutlaka korunmalıdır. Linea alba ve iki
adet linea semilunaris yani Spiegel hattı. Bunlar karın duvarının vertikal
plandaki destekleridir. Birde transvers plandaki destekleri vardır. Anterior
rektus kılıfı ve tendinöz inskripsiyonlardır. Posterior kılıfda transvers
bir destek yapıdır ancak göbek ile simfisis pubisin tam orta yerinden aşağı
bulunmaz ki bu anlamda destek olmak üzere piramidal kaslar vardır. Zaten
anterior kılıf olmadan posterior kılıfa karın duvarı destekçisi olarak güvenilmemelidir.
Karında başlıca fasya destekleri linea alba, Spiegel çizgisi ve transvers
tendinöz bağlantılardır. Bunların korunmasına özen gösterilmelidir. Damar
anomalilerine benzer tarzda fasya anomalileride %10 vakada görülebilir ki
en sık rastlananı linea arkuatanın yüksek seviyeli yerleşimidir. Fasiya
onarımı sorasında karın yan duvarlarında relaksasyon insizyonu yapmak doğruı
değildir. Postoperatif fıtık oluşma ihtimali artar. Bir veya iki müsküler
pedikülün kullanımı, rekonstrükte edilecek memenin cilt adası ihtiyacına
bağlıdır. Ameliyat süresi ortalama 4-5 saat, hastanede kalış süresi ise
6.5 gündür. Bu yöntem, protez kullanmadan karşı taraf meme ile oldukça benzer
şekilde rekonstrükte memenin doğal bir şekilde olmasını sağlar. Donör sahanın
uzun skarı suprapubik bölgede saklanabilir. Bu yöntemde özellikle dikkat
edilmesi gereken karın duvarının onarımıdır. Bipediküllü flep yapılan vakaların
birçoğunda, karın duvarını güçlendirmek ve herni oluşum riskini azaltmak
için absorbe olan mesh kullanılmalıdır. Tek pediküllü flep kullanıldığı
zaman fascia, meshe ihtiyaç olmadan absorbe olmayan dikiş ile kapatılabilir.
TRAM flebindeki deri adası dört ayrı bölge kapsar. Birinci bölge; hemen
kasın üzeri, ikinci bölge; komşu kasın üzeri, üçüncü bölge; birinci bölgenin
laterali, dördüncü bölge; ikinci bölgenin lateralidir. İki pediküllü TRAMde
iki tane birinci bölge ve iki tane üçüncü bölge vardır, buna karşılık II
ve IV bölge yokturç tek pediküllü olarak kaldırıldığında zone IV derisi
flep derisi olarak taşınmaz rezeke edilir. Maksimum miktarda doku ihtiyacı
olup serbest doku aktarımı için uygun olmayan hastalarda “supercharged”
işlemi veya bipediküllü flep uygulanır. “Supercharged” flepte flebin bir
pedikülüne ek olarak flep dolaşımını arttırmak için mikrovasküler anostomoz
kullanılır. Bipediküllü flepte flep vaskülarizasyonunu arttırmak için her
iki rektus abdominis kası da kullanılır.
TRAM flebinin pedikülleri superior epigastrik damarlar veya derin inferior
epigastrik damarlardır. Pedikül aynı taraflı, karşı taraflı ve seçilmiş
vakalarda çift taraflı olabilir.
TRAM flebi delay yapılarak da kullanılabilir. Delay yapılmış TRAM flebinin
başlıca amacı flebin kan dolaşımını arttırmaktır. Delay yapılmış TRAM fleplerinde
superior epigastrik artereden gelen kan artmakta ve böylece yüksek riskli
hastalarda güvenli bir otolog doku haline gelmektedir.
TRAM ile rekonstrüksyon, en iyi kozmetik sonucu sağlamakla beraber karın
ön duvarının zayıflaması, skar ve flep nekrozu riski ameliyat öncesi hasta
ile konuşulmalıdır.
TRAM flebi hastanın preşok veya şok durumunda olmasından bir hayli etkilenen
bir flep olup ameliyat süresince ve postoperatif erken dönemde hematokritin
%30’un üzerinde olmasına özen gösterilmelidir. Yakın zamandaki çalışmalar,
kan kaybının kullanılan pedikül sayısı ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
Fakat kan kaybı, hemen meme rekonstrüsyonu yapılan mastektomi veya karşı
tarafa yapılan mastopeksi gibi beraber olan cerrahi işlemler nedeniyle operasyon
süresinin uzamasına bağlı olabilir.
Ameliyattan sonra;
• 3 hafta sütyen takılamaz,
• 8 hafta asla sigara içilemez,
• 6 hafta güneşlenilemez,
• 6 hafta bisiklete binilemez, tenis oynanamaz, yüzülemez,
• 3 hafta araba kullanılamaz,
• 3 hafta “skin tape”ler alınmaz,
• 4 hafta cinsel ilişkiye izin verilmez,
• 6 hafta ağırlık kaldırılmaz.
Sonuç olarak iyi bir estetik sonuç için diğer memesine bir ameliyat istemeyen
hastalar hariç tek pediküllü teknik seçilmelidir.
Serbest Flepler ile Rekonstrüksiyon
İlk kez free flep ile meme rekonstrüksiyonu HOLMSTROM tarafından 1989’da
TRAM flebi ile yapılmıştır. Mikrocerrahi için ideal hasta sigara içmeyen
hastadır.
TRAM serbest flep olarak da kullanılabilir. Bu yöntemde flep küçük rektanguler
rektus kas parçasıyla kaldırılır ve torakodorsal arter veya internal mammarian
artere anostomoz yapılır.
Mikrocerrahi teknikler ve free flepler ile rekonstrüksiyon sayesinde abdominal
sekeller minimize edilebilir. Flebe dahil edilebilecek kas subinguinal bölgeyle
sınırlıdır. İnferior epigastrik damarlar 5-6 cm’lik kas stripi ile beraber
diseke edilir. Flep torasik bölgeye aktarılarak vasküler pedikül mikroskop
altında internal mammarian arterlere veya aksiller arterelere anostomoz
edilir. Bu teknikte yakın zamandaki gelişmeler sayesinde herhangi bir kas
rezeksiyonu yapmaya gerek kalmadan damarların rektus kasının içine tam diseksiyonu
yapılabilmektedir. Bu teknik ne yazık ki yalnızca bu konuda özelleşmiş merkezlerde
uygulanabilmektedir. Özelleşmiş merkezler haricindeki yerler için pediküllü
flep iyi bir alternatiftir.
Derin inferior epigastrik perforatör flep (DIEP) yeni bir tekniktir. Bu
teknikte flep abdominal deri ve subkutan dokuyu içerir fakat kas dahil edilmez.
Kroll konvansiyonel TRAM’e göre azalmış abdominal ağrı ve donor saha morbiditesini
bu flebin avantajları olarak vurgulamıştır. Kroll aynı zamanda anostomozda
damar çaplarının aynı olmasını ve sigara kulanımının olmamasını özellikle
vurgulamıştır. Serbest flep aktarımı uygulaması oldukça güç olmakla beraber
vasküler tromboza sekonder total flep kaybı gibi bir irsk de taşımaktadır.
Daha önceden radyoterapi uygulanmış olması pediküllü TRAM’le karşılaştırıldığında
serbest TRAM’in daha fazla başarı oranlarına sahip olduğunu göstermektedir.
SHAW tarafından olgunlaştırılan yöntem superior gluteal arter pediküllü
gluteus maksimus free flebidir. Bu flep kullanıldığında implanta gerek kalmamaktadır.
Dezavantajları ameliyat sırasında pozisyon değiştirme zorluğu, pedikül kısalığı,
damar grefti interpozisyonu gerektiriyor olmasıdır.
ELLIOT ve arkadaşlarınca lateral transvers uyluk free flebi 1990 yılında
literatüre sunulmuştur. Transvers uyluk flebi daha uzun bir vasküler pediküle
sahiptir, diseksiyonu kolaydır ve donör saha rahatça kapatılabilir. Ameliyat
sırasında hastanın pozisyonuna değişmesine gerek kalmaz. Bu flep lateral
femoral sirkumfleks arter pediküllü olup, arterin bağımsız boyu 6-9 cm’dir.
Derin sirkumfleks iliak arter flebi yani Rubens flep TRAM’in kullanıma girmesinden
sonra yeni teknikler aranması sonucu bulunmuştur. Rubens flep ilk defa 1990’da
meme rekonstrüksiyonu için kullanılmıştır. Rubens flep TRAM flebinin otolog
doku ile rekonstrüksüyonda ikincil alternatiftir. Rubens flebinin diseksiyonu
ve donör sahanın kapatılması TRAM’e göre çok daha zordur. Abdominal duvar
bütünlüğü genelde korunabilir. Bu flep otolog doku ile meme rekonstrüksiyonunda
ilk seçenek olmamalı ikinci seçenek olarak saklanmalıdır.
Bunların dışında omentum, latissimus dorsi, inferior gluteus maksimus free
flebi kullanılabilir.
Free flep yapmaya karar verildiğinde karın duvarı derisi ve yağ dokusu uygunsa
ilk seçenek TRAM olmalıdır.
NİPPLE-AREOLA REKONSTRÜKSİYONU
Nipple-areola kompleksinin yapımı kesinlikle en sona bırakılmalıdır. Nipple-areola
kompleksini yapmadan meme yaptık demek mümkün değildir. Çünkü meme dediğimiz
kabarıklık herhangi bir kabarıklıktan ancak nipple-areola kompleksi ile
ayrılmaktadır. Bu işlem, ilk ameliyatta nipple’ın doğru yerini bulmak teknik
olarak zor olduğu için genellikle ikinci aşamada yapılır. Nipple-areola
kompleksinin yapımı son ameliyattan 3 ay sonraya bırakılmalıdır. Areola
için kaynaklar şunlar olabilir:
• non spesifik deri grefti ve sonra tatuaj,
• karşı taraf areola grefti,
• labia minora grefti,
• yukarı ve iç kısım uyluk grefti,
• retroauriküler deri grefti ve tatuaj,
• tek başına tatuaj.
Nipple rekonstrüksiyonu için kaynaklar şunlar olabilir;
• diğer meme başından kompozit greft,
• paten flebi,
• mantar flebi,
• ayak parmağı pulpa grefti,
• kulak lobülü kompozit grefti,
• omega flep.
Areola rekonstrüksiyonu başlangıçta inguinal bölgeden alınan deri greftleriyle
yapılırdı. Günümüzde mineral pigmentleri içeren dövme genellikle tercih
edilmektedir. Karşı taraf ile renk uyumunu sağlamak için renk seçeneklerinin
olması ve inguinal bölgede ek bir skarın olmaması önemlidir. Bununla beraber
renk zamanla aynı kalmayabilir ve kaybolma eğilimindedir. Nipple, karşı
taraf nipple hipertofik olduğu zaman buradan alınan parsiyel greftle veya
tatuaj uygulanan lokal fleplerle rekonsrükte edilebilir. Ne yazık ki rekonstrükte
edilen nipple’ın projeksiyonu vakaların yaklaşık %40’ında zamanla azalmakatadır.
Areola ve nipple rekonstrüksiyonu genellikle lokal anestezi altında yapılır.
DİĞER MEME
Preoperatif olarak diğer meme mammografi ve fizik muayene ile dikkatlice
değerlendirilmelidir. Aynı zamanda herhangi bir şüpheli semptom yoksa özellikle
belirgin pitotik veya hipertrofik memelerde karşı tarafla uyumu sağlamak
için operasyon gerekebilir.
Rekonstrüksiyon sırasında meme küçültme veya mastopeksi uygulanabilir. Hemen
meme küçültme memenin histopatolojik olarak değerlendirilmesine olanak tanır.
Farklı çalışmalara göre diğer memede kanser görülme oranı yaklaşık % 7-20
arasındadır. Gustave Roussy Enstitüsünün çalışmalarına göre herhangi bir
klinik veya radyolojik bulgu olmayan hastaların meme küçültme materyallerinde
gizli maliniteye rastlanma oranı %4’dür. Bu gizli karsinomların yarısı infiltredir.
Simetri sağlanırken modifiye memenin sabit pozisyona 6 ay sonra ulaşacağını
düşünerek aşırı düzeltme yapılmalıdır.
Küçük memeli rekonstrüksiyon uygulanan hastalarda diğer memenin simetrisini
sağlamak için augmentasyon gerekebilir. Augmentasyon amacı ile implant subpektoral
veya subglanduler yerleştirilebilir.
Bazı hastalarda karşı taraf memeye profilaktik mastektomi gerekebilir. Bu
hastalar birinci derece yakınlarında meme CA hikayesi olanlar, çok büyük
yada yoğun meme dokusundan dolayı palpasyon ve mammografi ile takibi güç
olan hastalar ve diğer memesinde lobuler karsinoması olanlardır. Diğer memede
% 6.5 oranında lobuler karsinoma in situ, % 2.7 oranında duktal karsinoma
in situ ve % 1.3 oranında da invaziv duktal karsinomaya rastlanmıştır. Bunun
dışında BRCA1 veya BRCA2 geni taşıyan hastalarda diğer risk faktörlerine
göre değerlendirilip profilaktik mastektomi düşünülmelidir.
RADYOTERAPİNİN MEME REKONSTRÜKSİYONU ÜZERİNE ETKİLERİ
Meme kanserinde radyoterapinin kullanımı lokal rekkürens azaltıcı etkisi
ve hastanın sağkalımını arttırıcı etkisi nedeniyle geçtiğimiz yıllar içinde
artmıştır.
Rayoterapinin terapötik etkileri belirlenmiş olsa da bazı potansiyel problemlerin
kaynağıdır. Literatürdeki yayınlara göre radyoterapi uygulanmış hastalarda
TRAM yada latissimus dorsi gibi otolog dokularla ile yapılan rekonstrüksiyon
implant kullanılarak yapılan rekonstrüksiyondan daha iyi estetik sonuçlar
vermektedir. Doku genişletici/implant ile yapılan rekonstrüksiyonu takiben
komplikasyon oranı artmıştır bir yayında bu oran %30 olarak bildirilmiştir.
Enfeksiyon ve yara ayrılması gibi komplikasyonlar radyoterapiden sonra geç
dönemde görülebilir.
Birçok radyasyon onkoloğunun inancına göre radyoterapi ile en iyi sonuç
alınabilecek pencere aralığı çok dardır bunun için radyotearpi zamanında
verilmelidir. Eğer radyoterapi gecikirse elde edilecek sonuçlar yeterince
başarılı olmamaktadır. Bunun için oku genişletici/implant ile rekonstrüksiyon
planlanıyorsa önceden radyasyon onkoloğu ile konsültasyon yapılmalıdır.
Radyoterapi alacak hastalarda otolog dokular ile rekonstrüksiyon en iyi
seçenektir. Williams ve arkadaşları radyoterapnin TRAM flep ile rekonstrüksiyona
etkilerini araştırdıkları bir çalışmada radyoterapinin komplikasyon oranlarını
arttırmadığını göstermişlerdir.
MEME REKONSTRÜKSİYONUNUN ZAMANI
Eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu kanser tedavi merekezlerince güvenli bir
ameliyat olarak kabul edilmektedir. Bununla beraber hala çözülmemiş bazı
sorunlar vardır. Rekonstrüksüyona bağlı lokal komplikasyonlar adjuvan tedavinin
başlanmasını geciktirebilir. Eş zamanlı meme rekonstrüksüyonu adjuvan kemoterapi
gerekmediğinden in situ karsinomlu hastalarda güvenli bir ameliyat olarak
düşünülür. Eş zamanlı meme rekonstrüksüyonu aynı zamanda gen mutasyonuyla
beraber aile hikayesi olan vakalarda profilaktik mastektomi sonrası da güvenle
yapılabilir. Mutasyondan dolayı hayatları boyunca yüksek meme kanseri gelişme
riski olan hastalarda profilaktik mastektominin gereğini açıklar. Son yapılan
EUSOMA konferansında Avrupa ve Amerika’dan 8 ülkeden katılan plastik cerrahlar
profilaktik mastektomi için;
• Yüksek riskli popülasyonla sınırlı tutulması,
• Onkolog, genetik uzmanı, plastik cerrah ve hemşireden oluşan ekip tarafından
geniş olarak tartışılmalı ve eğer mümkünse aynı operasyon mümkün olduğunca
erken yapılması üzerinde anlaşmışlardır.
Uzun bir süre, en azından 6 ay bir sene kararı almadan önce sıkça görüşülmelidir.
Hastaya komplikasyonlar ve kozmetik sonuçlarda olabilecek başarısızlılar
hakkında net bilgiler verilmelidir.
İnfiltratif karsinom vakalarında eş zamanlı rekonstrüksiyon hala tartışmalıdır.
Bu hastalarda rekonstrüktüf ameliyatlarla ilgili komplikasyonları birçok
yazar düşük oranda bildirmiştir. İnfeksiyon veya protezin çıkarılmasından
dolayı kemoterapinin gecikmesi pek sık görülmese de bu konuda karar vermek
için geniş serilerde yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu nedenle tam
ve açık olarak riskler hakkında bilgilendirilmiş olmasına rağmen ısrar eden
vakalar dışında lokal ilerlemiş kanseri olan vakalarda rekonstrüksüyon ertelenmelidir.
Eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu meme kanseri tedavisinde belirgin ilerleme
göstermiştir. Total mastektominin getireceği psikolojik sorunları ortadan
kaldırır. Eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu, Obredanne’in pektoralis major
kasını kullanarak meme restorasyonunu bilidirdiği 1906 yılında başlar. Ancak
meme rekonstrüksiyonunda modern yaklaşımlar malign olmayan hastalıklardan
sonraki mastektomilerin onarımı ile 1970’lerde başlar. Eş zamanlı meme rekonstrüksiyonunun
avantajları;
1. psikolojik yararları,
2. kozmetik sonuçlar,
3. azalmış morbidite,
4. azalmış maliyetdir.
Psikolojik yararları; muhtemelen mastektomi sonrası eş zamanlı meme rekonstrüksiyonunun
başlıca avantajı psikolojik olarak olumlu etkileridir. Eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu
yapılan kadınlar yeni memeyi vücutlarının bir parçası olarak daha çabuk
benimserler. Buda hasatanın ameliyat gerginliğini azaltır.
Kozmetik sonuçlar; eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu geçikmiş meme rekonstrüksiyonuna
göre daha iyi kozmetik sonuçlara sahiptir. Bunun iki nedeni vardır. Doğal
dokular mastektomiden sonra yumuşak doku kontraksiyonu ve skardan etkilenmeyerek
aynı kalırlar. İnframammarian sulkus ve diğer önemli anatomik noktalar her
kadının kendisine göre uygun şekilde belirlenir. Kalan meme derisi meme
volümü tekrar yerine konduğunda doğal şekil ve simetriyi sağlar.
Azalmış morbidite; eş zamanlı meme rekonstrüksiyonu ablasyon cerrahisini
ve rekonstrüksiyonunu tek basamakta birleştirir. Böylece 2 defa genel anestezi
almak yerine 1 defa alınarak anestezi riski azaltılır. Hastanın günlük yaşamına
dönüşü daha kolaydır çünkü hastanede kalma periyodu sadece bir defadır.
Azalmış maliyet; gecikmiş rekonstrüksiyonLa kıyaslandığında belirgin olarak
maliyet azalır.