Pansuman Malzemeleri
Yazar: Prof. Dr. Kutlu Sevin
Pansuman malzemeleri antik çağlardan beri iyileşme prosesine
yardımcı olmak amacıyla kullanılmıştır.
Pansuman malzemeleri hagi
yarada kullanılmalı, buna doğru karar vermek için özelliklerinin ve çeşitlerinin
iyi bilinmesini gerektirir.
İdeal Pansuman Malzemesi Özellikleri
Yara tipine ve pansumanın özelliklerine bakılmaksızın bir pansuman
malzemesinden beklenen özellikler şunlardır:
1. Yarayı bakteri ve yabancı maddelerden korumalıdır.
2. Yarada oluşan eksudayı absorbe etmeli
3. Yaradan ısı ve sıvı kaybını önlemeli
4. Ödemi en aza indirgemek ve ölü boşluğu oblitere etmek amacıyla kompresyon
sağlamalı
5. Yaranın iyileşen kısımlarının hasarlanmasını engellemek üzere yapışmaz
olmalı
6. Epitelizasyonu maksimumda, ağrıyı minimumda tutmak amacıyla sıcak ve
nemli bir ortam oluşturmalı
7. Estetik olarak kabul edilebilir olmalı
Tek bir pansuman malzemesi tüm bu fonksiyonları optimal olarak sağlayamaz
ve tüm bu fonksiyonlar her yara için gerekli değildir. Farklı pansuman malzemeleri
farklı fonksiyonları az veya çok düzeyde sağlarlar. Ve pansuman malzemesinin
özellikleri uygulanacağı yara ile eşleştirilmelidir. Pansuman uygulamasının
bir alternatifi yara üzerinde bir kabuk oluşumuna izin verilmesidir. Yara
kabuğu doğal pansumandır. Kurumuş serum ve bunun içinde yer alan eritrosit,
trombosit ve diğer kan hücrelerinden oluşur.Yara kabuğu pansumanın sağladığı
birçok fonksiyonu sağlar.Bunlar; yabancı materyallere karşı bariyer oluşturmak,
ağrının azaltılması, yara dudaklarını bir arada tutmak,yara kontraksiyonuna
yardımcı olmak ve sıvı ve protein kaybını azaltmadır. Bir çok faydalı fonksiyonuna
rağmen yara kabukları ideal bir örtü değildir çünkü epitelizasyonu yavaşlatırlar,
bakterileri yara üzerinde fiske ederler bu da enfeksiyona neden olur.
OKLÜZYON KONSEPTİ
Oklüzyon konseptinin anlaşılması, pansuman malzemelerinin geliştirilmesine
temel olmuş ve yara bakımında bir döngüye neden olmuştur. Bu konseptin anlaşılmasından
önce yaralar çoğunlukla kurumaya bırakılmaktaydı. Pasteur yaralarda mikropsuz
bir ortam oluşturulması için kurutmayı önermiştir. Winter 1962 yılında oklüzyonun
epitelizasyon üzerine etkilerine dair çalışmasını yayınlamıştır. Hazırladığı
modelde cerrahi olarak oluşturulan yaralar açık iyileşmeye veya transparan
bir film altında iyileşmeye bırakılmış ve kapalı olgularda epitelizasyon
iki kat daha hızlı gelişmiştir. Okluziv pansuman yara yatağında çevreye
sıvı, su buharı ve gazların geçişini engeller. Genelde saatte 35gr/cm2 su
buharı geçiş oranı altında değer oluşturan pansumanlar çoğu yarada nemli
bir ortam oluşturmak için yeterlidir. Kapalı, nemli bir ortam yaratan bu
pansumanlar yara yüzeyinde orta derecede asidik bir pH ve nispeten düşük
bir oksijen gerilimi oluştururlar. Bu özellikler erken dönem yara ortamını
taklit eder özelliktedir. Oksijen gradienti yara iyileşmesinde önemli bir
faktör olan anjiogenezisi stimule eder. Düşük oksijen gerilimi fibroblast
proliferasyonu ve granülasyon dokusu oluşumu için optimal bir ortam sağlar.
Kapalı bir yarada daha iyi korunan sitokinler granülasyon dokusu oluşumunu
ve epitelizasyonu olumlu yönde etkiler. Nem , hücre ölümüne neden olan desikkasyonu
engeller. Nem ayrıca epidermal migrasyonu, anjiogenezisi ve konnektif doku
sentezini kolaylaştırır. Aynı zamanda enzimatik debridman için ortam oluşturarak
nekrotik dokuların otolizini destekler. Kapalı pansuman açık pansumanlara
göre kısmi kalınlıktaki yaralarla ilişkili ağrıyı sınırlar. Kapalı pansumanda
daha az pansuman değişikliğine ihtiyaç vardır. Yarayı dış ortamdan koruduğundan
bakterial kontaminasyon daha azdır. Oluşan skar dokusu daha iyidir.
YARANIN SPESİFİK İHTİYAÇLARI
Bazı yaralarda normal iyileşme ile çelişen faktorler olabilir. Bu durumlarda
nemli,sıcak kapalı olan bir çevreye olan ihtiyaç normal iyileşme ile çelişen
faktörleri elimine etmek için göz ardı edilebilir. Enfeksiyon ile ilişkili
yaralar ve ağır bakteriel kontaminasyonun olduğu yaralarda bakteri sayısını
azaltan pansumanlara ihtiyaç vardır. Enfekte bir yaraya kapalı pansuman
yapılması bakteriel proliferasyonu arttırarak enfeksiyonu ilerletebilir.
Ağır eksudasyonun olduğu yaralar kapalı pansumanların sağlayamadığı bir
absorbsiyon özelliği olan pansumana ihtiyaç gösterirler. Aşırı eksuda varlığı
yara çevresi deride maserasyona neden olabilir. İyileşmeyi olumlu etkileyen
sitokin gibi faktörleri dilue eder. Bu tip yaralarda aşırı eksudanın absorbsiyonu
öncelik arz eder. Ölü doku içeren yaralarda, debridmana yardımcı olacak
pansuman rejimlerine ihtiyaç vardır. Yabancı cisim veya debris içeren yaralarda
da benzer pansumanlara ihtiyaç vardır. Hayvan ısırığı gibi toksin içeren
yaralarda ve kemoterapötik ajan ektravazasyonu sonucu oluşan yaralarda toksik
ajanın neden olduğu hasarı sınırlamak için debridmana ihtiyaç vardır.
PANSUMAN ÇEŞİTLERİ
Bir pansuman malzemesinin tüm yaralar için gerekli ve tüm fonksiyonları
sağlaması mümkün değildir. Her bir yaranın ihtiyaçları bireyselleştirilmelidir.
Sıklıkla çoğu yarada farklı ihtiyaçlar olduğundan pansumanla ilgilenen kişinin
mevcut pansuman malzemelerinden en idealini seçmesi gereklidir.
Pansuman malzemeleri yapılarına ve fonksiyonlarına göre sınıflandırılabilir.
Sınıflama
1. Yapışmaz pansumanlar
2. Absorbtif pansumanlar
- Gaz
- Köpük
3. Biyolojik olmayan oklüziv pansumanlar
- Filmler
- Hidrokolloidler
- Alginatlar
- Hidrogeller
4. Biyolojik oklüziv pansumanlar
- Homogreft
- Xenogreft
- Amniyon
- Skin substitutes
5. Kremler ve merhemler
- Antibakteriyel
- Enzimatik
- Diğerleri
Günümüzde tüm firmalar her gruptan bir ürün üretmekte bunun yanı sıra birden
fazla materyali içeren hibrid ürünler üretmektedir. Sıklıkla farklı firmalarca
üretilen hangi malzemelerin aynı grupta toplanacağını belirlemek zordur.
Bundan daha zor olanı ise farklı firmalarca üretilen benzer ürünler arasındaki
farkı belirlemektir.
YAPIŞMAZ PANSUMANLAR:
Yapışmaz pansumanlar Owen’ın ince mesh gazı ve tulle gras’ın türevleridir.
Bu gruptaki çoğu pansuman malzemesi ince mesh gaz ve buna oklüziv özellik,
yapışmaz özellik, iyileşmeyi olumlu etkileyen özellik veya antibakteriyal
özellik katan bir bütünleyici maddeden oluşur. Bu grupta yer alan pansuman
malzemeleri absorbtif özellikteki dış pansumanın yere yapışmasını önlerler
ve rejenere olan epitelin korunmasını sağlarlar. Örnekler:
Scarlett Red ( Kendall )
Vaseline gaz ( Kendall )
Xeroform ( Kendall )
Xeroflo ( Kendall )
Bactigrass ( Smith and Nephew )
Sentetik özellikte yapışmaz pansuman malzemeleri de mevcuttur:
Mepitel ( Mölnlycke)
Adaptic ( J&J)
Telfa ( Kendall )
N- Telface ( Winfield)
Biocol (Biocol)
İnadine ( J&J)
Scarlett- Red: İnce mesh gaz ve buna emdirilmiş O-tolylazo-O- tolylazo-B
naphtol’den oluşur. Bir miktar antibakteriyel aktivitesi vardır. Asıl popülaritesini
parsiyel kalınlıktaki yaralarda kullanılmasıyla kazanmıştır. Epitelizasyonu
stimüle edici etkisi sınırlıdır.
Xeroform: Petrolatum bazlı, % 3 Bi-tribromophenate içeren kısmen oklüziv
hidrofobik bir pansuman malzemesidir.
Xeroflo: % 3 Bi-tribromophenate içerir. Ancak hidrofilik bir baa sahiptir.
Bu ürünler kötü kokuları baskılamada faydalıdırlar ve S. Aureus ve E. Coli’ye
karşı sınırlı antimikrobiyal aktiviteleri vardır.
Bactigras: % 0,5 klorheksidin asetat BP içeren yumuşak parafinle doyurulmuş
Leno bezidir. Bir çok gram (-) ve gram (+) mikroorganizmalara ve mantarlara
etkisi kanıtlanmıştır. Enfekte minor yanıklarda, yaralarda, ülserlerde ve
greft donör alanlarında kullanılabilir.
Mepitel:
Silikon kaplı
poliamid yapıda tül şeklinde bir pansuman malzemesidir. Bakteriostatik yapıda
ve yapışmaz özellikte bir üründür.
Jelonet: Steril parafin tulle gras pansuman malzemesidir. Nemlendirici ve
yapışmaz yapıdadır. Gözenekli yapısı eksudanın serbestçe absorban ikinci
bir pansuman geçişine izin verir. Herhangi bir medikasyon içermediğinden
topikal bir antiseptik veya antibiotik ile kullanılması gerekir. Minor yanıklarda,
greft donör ve alıcı alanında, laserasyon ve abrazyon alanlarında ve bacak
ülserlerinde kullanılabilir.Biocol ve Jelonetin karşılaştırıldığı bir çalışmada
(J.Ebbehoj-1996) semisentetik yapıdaki biocolün jelonete göre daha hızlı
bir iyileşme sağladığı saptanmıştır.
Adaptic: Selulozdan örülmüş petrolat kaplı yapışmaz yara örtüsüdür. Yaraya
yapışmaz ve yarayı korur ve pansuman değişimini kolaylaştırır. Gözenekli
yapısı nedeniyle eksudanın ikinci emici örtüye geçmesini sağlar. Yara üzerinde
partikül bırakmaz. Diğer ürünlerle kombine kullanılabilir.
İnadine: Enfekte veya enfeksiyon ihtimali olan kronik, akut yaralarda ve
yanıklarda kullanılabilir. Yaraya yapışmaz ve içerdiği povidon iyot zaman
içinde doğrusal salınır. Renk değişimi ürün değişim zamanını gösterir. MRSA
dahil tüm organizmalara etkilidir.
Yapışmaz pansumanlar hidrofobik ve hidrofilik olarak iki gruba ayrılabilir.
Hidrofobik olanlar daha okluzivdir ve bu grupta Scarlett Red, Xeroform,
Telfa ve Vaseline gaz yer alır. Bu ürünler sıvıların içinden drene olmasını
kolaylaştırmazlar. Hidrofilik materyaller Xeroflo, Adaptic, Mepitel,N-terface
ve ince mesh gazdır. Bu ürünler sıvının üzerindeki pansuman katına geçişine
daha iyi izin verir.
ABSORBTİF PANSUMAN MALZEMELERİ:
MESH GAZ:
Eksuda absorbsiyonu istenen bir pansuman özelliğidir. Yapılan bir çalışmada
bacak ülserlerinde 5 gr/10 cm2 /24 h eksuda üretimi olduğu gösterilmiştir.
Eksuda yaradan uzaklaştırılmadığı takdirde maserasyona neden olur. Geniş
mesh gaz eksudanın uzaklaştırılmasında oldukça etkin olmakla birlikte satüre
oldukça etkinliği azalır. Bu ürün sıklıkla yapışmaz, oklüziv olmayan pansuman
malzemelerinin üzerine yerleştirilerek bunların üzerinden drene olan materyalleri
absorbe etmek için kullanılır. Geniş mesh gaz direk olarak yaraya uygulandığında
yaraya yapışır. Çoğu yarada dezavantaj olan bu özellik debridmanın gerektiği
yaralarda gerekli olabilir.
KÖPÜKLER:
Köpük pansumanlar hidrofobik poliüretan köpük tabakalarından oluşur. Köpük
pansumanın avantajları absorban ve yapışmaz olmasıdır. Ekspande olabilirler
ve düzensiz yapıdaki yaralara uyum sağlarlar. Hasta açısından konforludur.
Yaranın temizlenmesi için rahatlıkla çıkarılabilirler. Üretimi zor ürünlerdir.
Yara iyileşip küçüldükçe daha küçük bir pansuman malzemesi ile değiştirilmeleri
gereklidir. Bakteriyel kontaminasyona karşı sınırlı koruma sağlarlar. Çevreden
sıvı emdikleri için banyo yaparken kullanılamazlar. Çoğu modern köpük pansumanlar
yara için bireysel olarak üretilmemişlerdir. İlk denenen köpük pansumanlara
göre daha ince yapıdadırlar. Sıklıkla oklüziv vasıfta nonabsorban adeziv
bir kaplamaları vardır. Bu ürünler daha fazla koruma sağlamaktadırlar. Ancak
geniş ve bozuk şekilli yaraları tam olarak dolduramamaktadırlar.
Köpük pansumanlarda epitelizasyon oklüziv pansumanlar kadar iyi oluşmamaktadır.
Bu tam olmayan oklüzyonun veya düzensiz köpük yüzey nedeniyle keratinosit
migrasyonunun mekanik olarak engellenmesinin sonucu olabilir. Ek olarak
köpüklerin absorbtiv etkisi yara yüzeyindeki sitokinleri de emiyor olabilir.
Örnekler:
Lyofoam ( Convatec)
Allevyn (Smith& Nephew )
Curafoam ( Kendall)
Flexzan ( Dow Hickham )
Biopatch ( J & J )
Vigifoam ( Bard)
Biatain ( Coloplast )
Tielle ( J & J )
Mepilex ( Mölnlycke)
OKLUZİV PANSUMAN MALZEMELERİ
Biyolojik ve non-biyolojik olarak iki grupta incelenebilir. Non biyolojik
grupta filmler, hidrokolloidler, alginatlar ve hidrojeller yer alır. Yapıları
nedeniyle bazı köpük pansuman malzemeleri de bu grupta yer alabilmektedir.
Biyolojik grupta allogreftler, xenogreftler amnion ve skin substitutes yer
alır. Skin substitutes grubunda İntegra
( İntegra ) Dermagraft ( Smith & Nephew ) , Apligraft ( Novartis ), Alloderm
( Lifecell ) yer alır. Tüm oklusiv pansuman malzemeleri tiplerine bakılmaksızın
izolasyon , nem tutma, mekanik koruma ve bakterilere karşı bariyer fonksiyonuna
sahiptir.
FİLMLER:
Genelde şeffaf poliuretan membranlardır ve çoğunlukla bir yüzlerinde yapışma
için akrilik yapışkan içerirler. Su geçirmez özellikte olan bu ürünler oksijen,CO2,
su buharının geçişine izin verirler. Geçirgenlik düzeyi ürüne göre değişir.
Genelde transparan olduklarından altında yer alan yara kolaylıkla izlenebilir
ve çok ince olduklarından hastanın fonksiyonlarını etkilemezler.
Dezavantajlar da vardır. Non absorbtif olduklarından altında sıklıkla eksuda
birikimi ve zaman zaman sızıntı olabilir. Sızıntı pansuman malzemelerinin
oluşturduğu antibakteriel etkiyi kırmanın yanı sıra kirlenmeye neden olur.
Bu durum oluştuğunda pansumanın sık sık değiştirilmesi gerekir. Diğer bir
dezavantaj ise yara çevresinde filmin yapıştırılacağı intakt derinin olma
zorunluluğudur. Bu durum yanık gibi geniş yaralarda olmayabilir. Okluziv
pansumanlarda yara kontraksiyonu yavaşlayabilir ve pansuman değişiminde
yeni oluşan epitel hasar görebilir.
Örnekler:
Tegaderm ( 3 M )
Mefilm ( Molnlycke )
Carrafilm ( Carrington )
Biooklusive ( J & J )
Transcal ( De Royal )
Blisterfilm ( Kendall )
Opsite ( Smith & Nephew )
Epilock ( Dermalock )
Primaderm ( ACCO )
Comfeel Plus Transparan ( Coloplast )
OPSİTE: Nemli iyileşme ortamı sağlayan hava geçirgen, su ve bakteri geçirmeyen
poliuretan film tabakasıdır.Üzerindeki grafikli tabaka yaranın klinik izleminde
yardımcıdır. Esnek yapısı nedeniyle zor ve kıvrımlı anatomik lokalizasyonlarda
kolaylıkla kullanılabilir. Yüksek nem geçirgenliği nedeniyle 21 gün süreyle
kullanılabilir.
Ortasında absorbtif bir ped içeren Opsite-postop formu da mevcuttur.
Uygulaması kolay ve rahat olan, uygulandığı bölgede hızla kuruyan ve şeffaf
bir film tabaka oluşturan sprey formu kuru ve yüzeyel yaralarda kullanılabilir.
Hasta banyo yapabilir.
COMFEEL PLUS TRANSPARAN: Hidrokolloid yapıda, şeffaf, yaradaki nemli ortamı
koruyan yarı geçirgen bir üründür. Eksudanın yoğunluğuna uygun olarak buharlaşma
ayarını düzenler. Ağır eksudasyon durumunda film tabaka üzerindeki gözenekler
genişleyip açılarak buharlaşmaya izin verir ve bu şekilde daha fazla eksuda
absorbe edilir. Grafikli yapısı yaranın klinik izlenimini kolaylaştırır.
Eksuda kontrolü sağladığından sık pansuman değişimini azaltır. İnce yumuşak
yapısı nedeniyle hasta hareketlerini sınırlamaz. 7 gün süreyle kullanılabilir.
Hafif akıntılı, kronik ve akut, yüzeyel yaralarda, bası yaralarında, bacak
ülserlerinde ve greft donör sahasında kullanılabilir.
HİDROKOLLOİDLER
Hidrokolloid terimi jelatin, pectin ve karboksimetil selülöz gibi maddelerden
oluşan hidrokolloid bir matrikse sahip ürünler için kullanılır. Hidrokolloidler
adhesiv tabaka, paste ve yağ toz şeklinde piyasada mevcuttur. Yara eksudası
ile temas ettiğinde matriks suyu absorbe eder, şişer ve liquifiye olarak
nemli bir jel oluşturur. Ürünler absorbsiyon kapasitesi açısından farklılıklar
gösterir. Yarada kalıntı bırakıp bırakmayacağı da üründen ürüne değişiklik
gösterir. Eksuda absorbe etme yeteneği filmler ile arasındaki farkı oluşturur.
Bunun dışındaki çoğu özellikleri ortaktır ki bunlar: sınırlı nem ve gaz
geçirgenliği ve bakterilere geçirgen olamamalarıdır. Hidrokolloidler genelde
opak yapıda ve filmlerden daha bulky yapıdadırlar. Kalınlaşan boyut yara
için daha fazla koruma sağlarken hasta fonksiyonlarını engelleme olasılığını
da arttırır. Örnekler:
Comfeel Plus Contour ( Coloplast)
Duoderm ( Convatec)
Nuderm ( J&J)
Cutinova ( S& N)
Tegasorb ( 3M)
Hydrocol ( Dow- Hickham )
COMFEEL PLUS CONTOUR:
İdeal eksuda kontrolü sağlar. Eksudanın yoğunluğuna uygun olarak buharlaşma
ayarını düzenler. Ağır eksudasyon durumunda film tabaka üzerindeki gözenekler
genişleyip açılarak buharlaşmaya izin verir ve bu şekilde daha fazla eksuda
absorbe edilir. Hafif eksuda durumunda gözenekler daralıp buharlaşma sınırlandırılır.
Yapısı nedeniyle vücut hareketlerine uyum sağlar. Hasta konforu iyidir.
Bası yaralarında, bacak ülserlerinde, yüzeyel yanıklarda kullanılabilir.
Sakrum, dirsek, diz gibi bölgelerde ince, transparan hidrokolloid kenarlar
iyi tutunma sağlayarak hasta hareketlerini sınırlamaz.
Bası yaralarında kullanılmak üzere dizayn edilmiş basınç hafifletici köpük
halkalar içeren formu da vardır.
DUODERM:
Poliüretan köpük ve emdirilmiş pectin, jelatin ve Na- karboksi metil selülozdan
oluşan oklüziv bir materyaldir. Yaradan kaynaklanan kötü kokuları önler.
Yaraya yapışmaz. Hızlı bir iyileşme sağlar.gaz geçirgen değildir.
ALGİNATLAR
Alginik asidin Ca tuzundan türetilen selüloz benzeri polisakkarit liflerinden
oluşan yumuşak örgüsüz bir üründür. Primer olarak eksudatif yaralarda kullanılır.
Yara eksudasıyla temas ettiklerinde, çözünür olmayan Ca tuzu çözünür Na
tuzuna dönüşür. Bu dönüşüm ile hidrofilik bir jel oluşur. Bu jel iyileşmeye
yardımcı oklüziv bir ortam oluşturur. Alginat pansuman malzemelerinin altındaki
yara ortamı hidrokolloid ve filmlere göre tam olarak incelenmemiştir. Alginat
şiştiğinde ve sızmaya başladığında pansuman değişikliğinin zamanı gelmiş
demektir. Alginatlar, kavite pansumanı için ince iplikler halinde, dar yara
ve sinüsler için şeritler şeklinde ve ped şeklinde paketlenmiş olarak farklı
formlarda piyasaya sunulmuştur. Örnek:
Algiderm( Bard)
Algosteril ( J&J)
Kaltostat (Convatec)
Curasorb ( Kendall)
Carasorb ( Carrington)
Melgisorb ( Mölnlycke )
Seasorb ( Coloplast )
Kalginate ( De Royal )
Sorbsan ( Dow- Hickham )
SORBSAN
Alginik asitin Ca tuzundan yapılan bir pansuman malzemesinidir. Hidroflilik
jel oluşturarak yüksek oranda sıvı absorbe eder. Islatılması halinde Ca
tuzu, Na tuzuna dönüşerek çözünebilir bir hal alır ve yaranın temizlenmesi
kolaylaşır.
Granülasyon dokusu oluşumu üzerine olumsuz etkisi yoktur. Kokuyu gidermede
etkilidir ve kullanımı hasta açısından rahat ve konforludur.
HİDROJELLER:
Hidrojeller, polietilen oksit gibi bir nişasta polimeri veya karboksi metil
selüloz polimeri ve % 80 oranında sudan oluşur. Jel, tabaka veya emdirilmiş
gaz formları vardır. Kuru yaralarda rehidrasyon ajanı olarak kullanılırlar.
Yüksek su içerikleri nedeniyle çok fazla miktarda eksuda absorbe etmezler.
Altlarında oklüziv bir ortam oluştururlar. Ancak bu ortamın özellikleri
tam olarak ortaya konmamıştır.
Örnek:
Vigilon ( Bard )
Nu-gel ( J&J)
Tegagel (3M)
Flexigel (S&N)
Curagel ( Kendall )
Flexderm ( Dow Hickhman)
İnrasite Jel ( S&N)
Purilon jel ( Coloplast )
GÜMÜŞ BAZLI PANSUMANLAR
Gümüş Nitrat:Başlangıçta koterizasyon ve hipertrofik granülasyon dokusu
tedavisinde yüksek konsantrasyonlarda ( %3-8 ) kullanılmıştır.1800’lü yıllarda
düşük konsantrasyonlarda ( %0.2-2 ) yanık tedavisi için kullanılmıştır.Moyer
ve arkadaşları 1900’lü yıllarda %0.5’lik solusyonu yanık tedavisinde irrigasyon
amaçlı kullanmışlar ve bu tedavi o dönem için yanık tedavisinde mihenk taşı
olmuştur. Avantajı çok geniş bir antibakteriyel spektruma sahip olmasıdır.
Ancak epitelizasyonu yavaşlatır ve hipotonisite nedeniyle hiponatremi ve
hipovolemiye neden olur. Aynı zamanda temas ettiği her şeyi siyaha boyarlar.
Aerobakter cloace nitratı nitrite çevirerek methemoglobinemiye neden olabilir.
Kullanımı diğer ürünlerin kullanıma girmesiyle terkedilmiştir.
Mafenide Asetat (Sulfamylon-Dow Hickham):İlkgeniş kullanımı 2. Dünya Savaşında
Almanya’da olmuştur. Geniş bir antibakteriel spekturumu ve eskar dokusuna
penetre olabilme özelliği vardır.Uygulama sırasında ağrı oluşumu, epitelizasyon
inhibisyonu ve metabolik asidoza neden olan karbonik anhidraz enzim inhibisyonu
gibi dezavantajları vardır. Bu dezavantajlar antibakteriel etkinlik korunurken
günde 3-4 defa %5’lik solusyonun kulllanımıyla en aza indirgenmiştir.
Gümüş Sulfodiazin(Silvaden-Aventis):1960 yılında Fox tarafından geliştirilmiştir.Geniş
bir antibakteriel, antifungal ve antiviral etkinliği vardır.Kullanımını
sınırlayan özellikleri geçici nötropeni oluşturması ve topikal sensitiviteye
neden olmasıdır. Fibroblast toksisitesi gösterilmiş olmakla birlikte parsiel
kalınlıkta yaralarda epitelizasyonu hızlandırdığı, neovaskülarizasyonu arttırdığı
gösterilmiştir.Silvaden günümüzde yanık tedavisinde en sık kullanılan antibakteriel
ajandır.
Acticoat ( S&N ):Gümüş içeren okluziv ve nemli bir yara ortamı sağlayan
bir pansuman malzemesidir. 3 gün devam eden geniş bir antibakteriel spektrum
vardır. Etki uzun sürdüğünden sık pansuman değişimi gerekmez. Karşılaştırmalı
bir çalışmada gümüş nitrattan daha etkili bir antibakteriel olduğu gösterilmiştir.
3 tabakalı bir üründür. Gümüş kaplı düşük adherans gösteren polietilen ağlar
ile sarılmış absorban poliester bir merkezi vardır. Akticoat 7 ise 5 katlıdır.
İki absorban kat ve bu katları saran 3 kat polietilenden oluşan düşük adherens
gösteren bir ağ sistemi vardır.
Acticoat nanocrystaline gümüş içermesi nedeniyle diğer gümüş içeren bileşiklerden
ayrılır. Nanokristal yapı çok geniş bir yüzey alanı oluşturur. Gümüş iyonları
ve yüksüz gümüş atomları salgıladığından metalik forma göre daha yüksek
bir gümüş konsantrasyonu sağlar.
Antibakteriyel etkinliğini ilk 30 dakikadan itibaren gösterir. MRSA ve VRE’ya
karşı etkilidir.
Kullanılmadan önce Akticoat’un suyla aktifleştirilmesi gereklidir. Bu amaçla
salin kullanılmamalıdır. Çünkü salin içerisinde bulunan klorid gümüşü bağlar
ve gümüş salınımı azalır. Akticoat nemlendirildiğinde gümüş salınımı olur.
Salınan iyonlar bakteriler ve eksüda içindeki proteinlerle birleştiğinde
dengeyi yeniden sağlayabilmek için yeniden gümüş salınımı olur. Gümüş bakteri
hücre zarına tutunarak ve intraselüler protein ve enzimleri inaktive ederek
etki eder. Yağ bazlı ürünlerle birlikte kullanılmaz. MRI görüntülemesi için
uygun değildir. Uygulandığı yerde geçici renk değişikliğine sebep olabilir.
Akticoat 3 gün , Akticoat 7 ise 7 gün süreyle kullanılabilir.
Actisorb Plus ( J&J): Poröz naylon bir örtü içerisinde aktif kömür ve gümüş
içeren bir preparattır. Pansuman malzemesi bakterileri aktif kömürün bulunduğu
ortama absorbe eder ve burada gümüşün antibakteriyel etkisiyle bakteriler
yok edilirler. İçerdiği aktif kömür nedeniyle koku kontrolü sağlar. Gr(+)
ve Gr (-) bakterilere etkilidir. Granülasyon dokusu oluşumunu hızlandırır.
Diğer topikal ilaçlarla birlikte kullanılabilir. Allerji oluşturmaz. Kolay
ve ağrısız uygulanabilir. Antitoksin bağlama özelliği de vardır( 2003 -G
Müller )
Arglaes ( Maersk ): % 10 oranında gümüş polimeri içeren ve sabit oranda
gümüş salınımı olan transparan bir filmdir.
Avance A Avance Adhesive (SSL): gümüş içeren ve aşırı eksüdalı yaralar için
üretilmiş bir pansuman malzemesidir.
Basitrasin, polimyxin B, neomisin, neosporin, polisporin:
Topikal basitrasin, polimyxin ve neomisin ve bunların kombine formları neosporin
ve polisporin dağıtım sistemleri merhem şeklinde olan antibiyotik preparatlarıdır.
Merhemler uygulaması kolay, rahat olan yara yüzeyini yağlandıran ve yapı
olarak oklüziv niteliktedirler. Bu karışımlarla antibiyotik direkt olarak
yara yüzeyine verilir ve yara kabuğu oluşumu sınırlandırılır. Antibakteriyel
özellikleri 12 saat sürer. Merhemler suyun yağ içindeki süspansiyonları
olduklarından su içinde çözünmezler ve bu yüzden yaradan temizlenmeleri
zordur. Epitel iyileşmesinden sonra faydaları yoktur. Basitrasin; dallanmış
siklik yapıda Gr(+) kok ve basillere etkili bir antibiyotiktir. B. Subtilis
adlı bakteriden elde edilen bu antibiyotik hücre duvarı sentezini inhibe
ederek etki gösterir.
Neomisin primer olarak Gr(-) bakterilere etkilidir ve protein sentez inhibisyonu
yoluyla etki eder.
Polimyxin B sülfat; B. Polimyxa’dan elde edilir. Katatonik deterjan yapısı
nedeniyle bakteri duvarını tahrip ederek etkili olur. Primer olarak Gr(-)
mikroorganizmalara karşı etkilidir. Dezavantajı epitelizasyon ve PMNL hücre
fonksiyonunu azaltmasıdır.
Polisporin; Polimyxin B Sülfat ve Basitrasin Çinko karışımıdır.
Neosporin; Polimyxin B Sülfat, Basitrasin Çinko ve Neomisin karışımıdır.
Bu kombinasyonların avantajı geniş Gr(-) ve Gr(+) spektrumun sağlanmasıdır.
Geronemus ve arkadaşları Neosporin kullanılan yaralarda pansuman yapılmayan
yaraya göre epitelizasyonun %25 daha fazla olduğunu göstermiştir. Dire ve
arkadaşları acile başvuran ve komplike olmayan yaralarda Basitrasin ve Neosporinin
yara enfeksiyonunu eşit düzeyde azalttığını göstermiştir.
Mupirosin( Bactroban, Smith Kline Beecham): P. Fluorences’ten elde edilen
ve bakterinin protein sentezini inhibe eden bir ajandır. 1970’lerde keşfedilen
ve günümüzde polietilen glikol bazlı %2’lik Mupirosin içeren formda üretilen
bir ajandır. Primer olarak Gr(+) koklara ( Stc. Türleri, Staf. Aureus ,
Staf, Epidermidis ve MRSA ). Epitelizasyon ve yara kontraksiyonunu etkilemez.
YARA DEBRİDMANI
Yarada nekrotik doku varlığı iyileşmeyi geciktirir. Eskar dokusu bakteriyel
proliferasyonu kolaylaştıran bir ortam oluşturabilir. Eskar kaplı yaralarda
topikal antibakteriyel tedavi genelde başarısızdır. Çünkü aktif içerik nekrotik
debrisi penetre edememektedir. Keskin debridman devitalize ve nekrotik dokuların
yaradan uzaklaştırılmasında en sık kullanılan yaklaşımdır. Bu yaklaşımda
çevredeki sağlıklı dokulara zarar verilmesini önlemek ve hasta rahatsizlığını
azaltmak için demarkasyonun tam gelişmiş olması gerekmektedir. Keskin debridmanı
desteklemek üzere bir çok debridman yöntemi ve ürünü geliştirilmiştir.
Steril sinek larvaları ile debridman yüzyıllar öncesine dayanan ve günümüzde
tekrar popülarite kazanan bir biyolojik debridman yöntemidir. Steril larvaların
alışılmamış bir beslenme alışkanlıkları vardır. Nekrotik dokuları tüketirken
viable dokulara dokunmazlar. Peptid antimikrobiyaller ( defensin ) salgılayarak
antimikrobiyal bir yarar sağlayabilirler.
Islak Kuru Debridman tekniği sık kullanılan bir cerrahi standarttır. Bu
teknikte yara yıkanıp salin ile nemlendirilmiş gazla pansuman edilir. Yara
ve gaz kuruduktan sonra yarada oluşan fibrinöz eksüda sertleşir ve gaza
ve çevreleyen dokulara yapışır. Gazın alınması ile yapışık materyaller de
yaradan uzaklaştırılır. Bu metod ayrımcı değildir ve nekrotik debrisle birlikte
yeni oluşan granülasyon dokusu ve epitelde yaradan ayrılır. Granülasyon
dokusu ve epitelin yaradan uzaklaştırlması iyileşmeyi yavaşlatır ve ağrıya
neden olur.
Nonmekanik debridman absorbtif ve enzimatik ajanlarla yapılabilir. Dekstranomer,
polisakkarit absorbtif materyallere örnektir. Anhidroz poroz parçacıklar
veya macun şeklindedir. Parçacıkların çapı 0,1-0,3 mm kadardır. Parçacıklar
ve macun oldukça hidrofiliktir ve hızla yara eksüdasını absorbe eder. Küçük
moleküller polisakkarit matriks içinde sıkışırken bakteri ve debris yara
yüzeyi ve pansuman arasındaki katta bulunan dekstranomer tabakasına yapışır.
Bu istenmeyen yapılar pansuman değişikliğiyle uzaklaştırılmış olur. Bakteri
sayısı azaltılır.
Enzimatik Debridman: Kompleks molekülleri degrade eden doğal bileşiklerin
kullanıldığı bir yöntemdir. Enzimler değişmeksizin ve tüketilmeksizin kimyasal
reaksiyonları indükleyen yapılardır. Sutilain; B.Subtilis’ten elde edilen
bir enzimdir ve primer olarak denatüre kollajenden oluşan yumuşak nekrotik
dokuları sindirir. Kollajenaz Cl. Histoliticum’dan elde edilen denatüre
ve native kollajeni sindiren bir enzimdir. Papain, meyve suyundan ve Canica
Papaya yapraklarından elde edilen bir sebze pepsinidir. Papain sülfidril
grubu içeren bir kofaktör varlığında kollajene karşı etkilidir. Sık kullanılan
preparatlar üre içermektedir ( Accuzyme-Healthpoint) Bu durum papainin tek
başına olan etkisini 2 katına çıkarmaktadır. Fibrinolizin, fibrinöz dokuyu
degrade eder, deoksiribonükleaz DNA ve nükleer proteinleri degrade eder.
Bu iki bileşiğin kombinasyonu yara debridmanındaki etkilerini tamamlayıcıdır.
Debridman ajanlarının birbirine üstünlüğüne dair bir fikir birliği mevcut
değildir. Rodeheaver ve arkadaşları enzimlerin fibrinolitik kapasitesini
değerlendirmiş ve Sutilain’in; fibrinolizin-deoksiribonükleaz ve papaine
göre yara kabuğu lizisinde daha etkili olduğunu göstermiştir.
Hobsan ve arkadaşları çalışmalarında papain-üre’nin, kollajenaz ve fibrinolizin-deoksiribonükleaza
göre ısıyla denatüre edilmiş proteinleri daha iyi debride ettiğini göstermiştir.
Alvarez ve arkadaşları debridmana ihtiyacı olan bası yaralarında papain-üre
ve kollajenazı karşılaştırmış ve papain-ürenin daha etkili olduğunu göstermiştir.
MEKANİK ALETLER
Yara bakımında pansuman malzemelerinin sağladığı fonksiyonu artıran mekanik
aletler geliştirilmiştir. Bu cihazlardan günümüzde en sık kullanılanı VAC
aletidir. VAC aleti her yara için ayrı ayrı şekillendirilen bir köpük pansuman
malzemesi içerir. Bu köpük oklüziv bir drape ile sarılır ve drapenin altına
vakum tüpü yerleştirilir. Tüp oklüde yara ortamında 50-125 mm’lik (-) basınç
oluşturan bir pompaya bağlanır. Cihazın lokal kan akımını arttırdığı, ödemi
azalttığı, bakteriyel proliferasyonu sınırlandırdığı ve granülasyon dokusu
oluşumunu arttırdığı gösterilmiştir. Birçok yarada başarıyla kullanımı bildirilmiştir.
PANSUMAN SEÇİMİ
İNSİZYONEL YARALAR
Pansuman malzemesi yarayı bakteri ve yabancı madde kontaminasyonundan korumalı
ve eksüdayı absorbe etmelidir. İnsizyonel yaralarda epitel kenarları birkaç
mm’lik mesafededir ve çok az bir epitelizasyona ihtiyaç vardır. Bu yaralarda
epitelizasyonu hızlandıracak pansuman malzemeleri tercih edilmelidir. Bir
miktar kompresyon ve immobilizasyonda faydalıdır. Fonksiyonu en az etkileyen
ve estetik pansuman uygundur. Bu özellikler birkaç yolla sağlanabilir. Bir
metod bir fonksiyonu diğerlerine nazaran daha iyi sağlayabilir ve en uygun
pansuman malzemesinin seçimi uygulayıcıya kalır.
İnsizyonel yaralarda geleneksel yaklaşım kontakt tabakası, absorbtif tabaka
ve bağlayıcı tabakadan oluşan 3 tabakalı pansumanların kullanımıdır. Kontakt
tabaka için yara ile direkt temas halinde olan tabakadır ve Xeroflo veya
N-terface gibi nonadheren hidrofilik üzerindeki pansumanın sıvı drenajına
izin veren ve iyileşen dokuları en az etkileyen malzemeler optimaldir. Absorptif
tabaka genelde gazdan oluşur ve maserasyonu önlemek üzere yara eksüdasını
uzaklaştırır. En dışta yer alan bağlayıcı tabaka pansumanı yerinde tutar
ve immobilizasyon ve kompresyon sağlar. En sık kullanılan ürün tape’dir.
3 tabakalı pansuman malzemelerinin avantajları: yarayı koruma, eksudayı
absorbe etmedir. Kompresyon ve immobilizasyon kullanılan bağlayıcı tabakaya
bağlı olarak farklı düzeylerde sağlanabilir. Dezavantaj olarak oluşturulan
kuru çevre yaranın reepitelizasyonu için uygun değildir. Pansuman malzemesinin
kalın ve hantal olması hasta açısından rahatsızlık vericidir. Yine bu ürünler
çok fazla drenajı tutamaz ve sızıntı durumunda etkinliklerini kaybederler.
Daha basit yaklaşım Neosporin gibi topikal bir antibakteriyelin direkt uygulanmasıdır.
Primer avantajı basit olması ve fonksiyonu etkilememesidir. Merhemler nemli
bir ortam yaratarak epitelizasyonu arttırır ve yarada kabuk oluşumunu azaltır.
Dezavantajları sınırlı absorpsiyon, koruma, immobilizasyon ve kompresyon
sağlamalarıdır. Merhemler istenmeksizin silinebilir. Aşırı merhem uygulanması
maserasyona sebep olabilir.
Üçüncü bir tercih oklüziv pansuman uygulamasıdır.Bu pansuman malzemeleri
epitelizasyonu arttıran ve desikkasyonu önleyen nemli bir ortam oluşturur.
Yarayı bakteri ve yabancı maddelerden korur. Temel dezavantaj kullanılan
materyale bağlı olarak absorbsiyonun az olması veya olmamasıdır. Michie
ve Hugiel insizyonel yaralarda Xeroform ve Duodermi karşılaştırmışlardır.
4 hafta ziyaretinde hasta tatmininin Duoderm grubunda daha fazla olduğunu
izlemiştir. Hidrokolloid Douderm kullanılan yaralarda skar renk, düzenlilik
ve esneklik açısından daha iyi durumda olarak izlenmiştir. Postop 7. ayda
iki ürün arasında fark kalmamıştır.
DONÖR ALANLAR VE PARSİYEL KALINLIKTA YARALAR
Greft donör alanı, abrazyon ve yüzeyel yanıklar gibi parsiyel kalınlıkta
yaralarda pansuman malzemesinden beklenen temel özellikler epiteliazsyonu
hızlandırma, eksüdayı absorbe etme, yarayı bakteri ve yabancı maddelerle
kontaminasyondan koruma ve estetik olarak kabul edilebilir olmasıdır. Bu
tip yaralar için bir çok yaklaşım mevcuttur. En basit yaklaşım yara kabuğu
oluşumuna ve yaranın bunun altında iyileşmesine izin vermektir. Bu yaklaşımın
temel avantajı basit olması ve maliyetinin olmamasıdır. Dezavantajları epitelizasyonun
yavaş olması, eksüdanın absorbe edilmemesi ve yara kabuğu kuruyup sertleşinceye
kadar bakteri ve yabancı cisimlere karşı korumanın olmamasıdır. Açık yaraların
görüntüsü hoş değildir ve rahatsızlık vericidir. Bu nedenle bu yaklaşım
yalnızca küçük yaralar için uygundur.
İkinci bir yaklaşım yara yüzeyine düz veya herhangi bir madde emdirilmiş
gaz konulması ve bunun kurumasının beklenmesidir. Bu şekilde kullanıldığında
pansuman malzemesi yara kabuğu oluşumunda bir matriks görevi görür. Yara
reepitelize oldukça pansuman yaradan ayrılır. Bu yaklaşım yukarıda bahsedilen
açık yaranın bir çok avantaj ve dezavanatajına sahiptir.
Gemberling ve arkadaşları eşit poroziteye sahip Vaseline, Scarlet Red, Xeroform
ve Hidrofilik Petrolatum gazı, düz ince mesh gaz ile donör alan pansumanın
da karşılaştırmışlardır. Enfeksiyon oranı, iyileşme hızı ve kalitesi, tüm
materyallerde benzer bulunmuş ve dokumaya eklenen maddelerin iyileşmeyi
etkilemediği sonucuna varılmıştır. Bu yaklaşımın temel avantajı basit olması
ve pansuman değişikliğine gerek olmayışıdır. Özellikle çok geniş ve sirkumferensiyal
yaralarda diğer pansuman malzemelerinin kullanımının, sağlam deri olmaması
nedeniyle kısıtlı olduğu durumlarda kullanılırlar. Biyolojik pansuman malzemeleri
ile karşılaştırıldığında bu olgularda yara kontraksiyonunun kolaylaştığı
izlenmiştir. Temel dezavantajları iyileşmenin yavaş olması ve oklüziv pansuman
malzemelerine göre ağrının fazla olmasıdır.
Üçüncü yaklaşım krem, merhem ve gazların kullanılarak pansumanların düzenli
değişimidir. Bu pansumanlar genelde tape veya ekstremitelerde sirkumferensiyel
sargılarla yerinde tutulur. Epitelizasyonu hızlandırıcı sıcak ve nemli bir
ortam sağlarlar. Yara korunur ve kullanılan bağlayıcı tabaka özelliklerine
bağlı olarak komprese veya immobilize edilebilir. Pansuman malzemesi yerinde
oldukça yara nispeten ağrısızdır. Kullanılan antibakteriyel kremler enfeksiyona
karşı koruma sağlar. Düzenli pansuman değişimi hasta için rahatsızlık verir
ve maliyeti artırır.
Dördüncü yaklaşım oklüziv pansuman malzemeleri kullanmaktır. Epitelizasyon
çok hızlıdır. Hasta rahatlığı maksimumdur. Bu yaklaşım çoğu parsiyel kalınlıkta
yara için tercih edilen yöntemdir. Ancak pansuman malzemesinin sabitleneceği
sağlam derinin olmadığı geniş ve sirkumferensiyel yaralarda kullanılmaz.
Yine aksilla, perine gibi özel lokalizasyonlarda kullanılması zordur. Bu
alanlarda daha önce bahsedilen yaklaşımlar kullanılır.
FULL THİCKNESS YARALAR
Geniş açık yaralarda, bası yarası gibi, iyileşme nemli vc sıcak bir ortam
varlığında optimum düzeydedir. Bu tür yaralar genelde düzensiz kontürlü
olduğundan oklüziv pansuman malzemelerinin uygulanması zordur. Yara çok
düzensiz ve çok geniş değilse alginatlar veya köpük pansumanlar kullanılabilir.
Ancak çoğunlukla alternatif pansuman modalitelerine ihtiyaç duyulur. Silvadene
gibi kremlerin veya jellerin kullanıldığı pansuman değişimi yapılan yaklaşımlar
iyileşme için iyi bir ortam sağlayabilir. Yine salin ile nemlendirilmiş
gazın kullanıldığı ıslak pansuman bir alternatiftir. Ancak bu yaklaşımlarda
aşırı insan gücü ve pansuman malzemesi harcanmaktadır. VAC gibi cihazlarda
bu tip yaralarda kullanılabilir. Bu tip yaralarda aşırı bakteri veya nekrotik
doku bulunabilmektedir. Antibakteriyel ajanlar ve debride edici ajanlar
tercih edilen ürünlerdir. Bakteriyel kontaminasyonun olduğu yaralarda geniş
spektrumu ve minimal toksisitesi olan Silvadene tercih edilir. Eskar penetrasyonu
isteniyorsa Sülfamylon kullanılabilir. İodosorb yine kullanılabilecek az
toksisite ve geniş spektruma sahip bir ajandır. Bactroban, MRSA ile enfekte
yaralarda kullanılabilir.
Acticoat nisbeten düz ve fazla eksüdasyonun olmadığı yaralarda kullanılabilecek,
pansuman değişime sık ihtiyaç göstermeyen bir üründür.
Ekstensif debridmana ihtiyaç gösteren yaralarda etkinlik açısından cerrahi
debridmanın yerini tutabilecek bir yaklaşım yoktur. Eşlik eden morbiditeler
nedeniyle cerrahi debridman yapılamayan veya debridmanın yapılacağı alanda
doku sınırının net olmadığı durumlarda ıslak-kuru pansuman veya enzimatik
debridman yapan ajanlar kullanılabilir. Enzimatik debridman hasta açısından
daha rahat olmakla birlikte ek mali yük getirmektedir.
MALİYET: Bası yarası hastalarında Bergemann (1999) yaptığı
çalışmada gaz, emdirilmiş gaz, kalsiyum aljinat ve hidroaktif pansuman malzemeleri
gider açışından karşılaştırılmıştır. Personel ücreti, pansuman değiştirilme
sıklığı ve süresi ele alındığında hidroaktif pansuman ürünleri en pahalı
ürün olmakla birlikte toplam hastane ve personel giderlerinde ve hastanede
kalış süresinde sağladığı azalma nedeniyle en ekonomik pansuman malzemesi
hidroaktif ürünler olarak izlenmiştir.
Son yıllarda pansuman materyalleri ile ilişkili olarak yapılan çalışmalar
yara iyileşmesi sürecindeki aksayan veya aşırı düzeyde oluşan biyokimyasal
olaylara müdahale etmeye yöneliktir.Bu amaçla iyileşmenin inflamasyon fazında
gelişebilen reaktif ürünlere bağlı oluşan oksidatif stresi dengelemeye yönelik
antioksidan maddelerin pansuman ürünlerine dahil edilmesine yönelik çalışmalar
yapılmaktadır. Bu amaçla flavonoid grubundan quercetin başarı ile kullanılmıştır.
Kronik yaralarda izlenebilen aşırı proteaz ve elastaz aktivitesini dengelemeye
yönelik olarak elastaz inhibitörü oleik asit ve proteaz inhibitörü promogran
içeren pansuman malzemeleri geliştirilmiştir. Son dönem çalışmalarında absorbtif
özelliği olan doğal polimerlerden chitin ve chitosan non toksik olmaları
biodegradable olmaları ve biyolojik kompatibiliteleri nedeniyle incelenmiş
ve bu ürünlerin iyileşmeyi olumlu yönde etkilediği gözlenmiştir.
SONUÇ: yara bakımında kullanılacak yüzlerce ürün piyasada
yer almaktadır. Bir yara için pansuman seçerken ilk olarak yaranın ihtiyaçları
değerlendirilmelidir ve en fazla yararı sağlayacak ürün seçilmelidir.